• BIST 1.460
  • Altın 501,984
  • Dolar 8,3513
  • Euro 10,1937
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 9 °C

Bozdağ: Öcalan için yeni bir imkân yok

Bozdağ: Öcalan için yeni bir imkân yok
Bozdağ, ‘Öcalan siyasi parti üyesi, başkanı olacak’ tartışmaları yaratan düzenlemenin Öcalan’ın siyasi parti üyeliğine olanak tanımadığını söyledi.

Önceki gün TBMM’ye sunulan Demokratikleşme Paketi’ndeki bir maddenin Abdullah Öcalan ve dağdan inecek örgüt elemanlarına siyasi parti üyeliği yolunu açtığına ilişkin yorum büyük tartışma yarattı. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, paketteki düzenlemenin Öcalan’ın siyasi parti üyeliğine olanak tanımadığını söyledi.

Bozdağ’ın, Öcalan’la ilgili tartışmalar ve Anayasa Mahkemesi’nin gazeteci Mustafa Balbay’ın vekil sıfatıyla uzun süreli tutuklu yargılanmasının hak ihlali olduğuna yönelik kararı konusundaki sorularıma verdiği yanıtlar özetle şöyle:

ÖCALAN ÜYE OLAMAZ: Paketle Siyasi Partiler Kanunu’nun 11/b düzenlemesi kalkıyor. Yani siyasi partilere üyelikteki kısıtlamalar. Orada da terör mahkumlarıyla ilgili kısıtlamanın da kalktığı görülüyor. Ancak TCK’nın 53. maddesi hapse mahkum edilenlerin belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasını düzenliyor. Yani mahkumiyetin sonucu olarak siyasi hakkını kullanamayacağı, seçme ve seçilme yetisi olmadığı gibi. Cezasının infazını tamamlayana kadar bu hakları, bu maddeye göre kullanamaz. Anayasanın da 67, 68, 69. maddeleri var. Partiye üye olmak, parti kurmak, üyelikten ayrılmak tamamı siyasi haklarla ilgili kısımda. Oraya göre de paketle bu maddenin kalkması, haklarında verilmiş hapis cezası kesinleşmiş olan ve infazı devam eden kişilere ilişkin bir siyaset yapma imkanı getirmesi söz konusu değildir. Öcalan, dahil içerde cezası infazı devam eden hiçbir kimse bu düzenlemeden istifade edemez. Ancak cezasının infazı tamamlandıktan sonra ondan sonra bu hakları kullanma imkanı doğar. Çünkü mahkeme karar verirken hak yoksunluklarını da yazıyor. ‘53. maddedeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılır’ diyor. Dolayısıyla siyasi yasaklar mahkumiyet hükmünün doğal sonucudur. İnfazı tamamlandıktan sonra, şartla tahliye tamamlandıktan sonra o zaman kullanabilirler. Öcalan için bu düzenleme herhangi bir imkan getirmemektedir. Durumunda bir yenilik getirmesi söz konusu değildir.

DAĞDAN İNECEKLER İÇİN YENİ BİR DURUM YOK: Dağdan inecekler için de yeni bir durum yok. Mesela hakkında bir kişi mahkumiyet hükmü yoksa aday olabiliyor mu, olabiliyor. Cezaevinde olanlar bile haklarında mahkumiyet hükmü yoksa aday olabiliyor. Milletvekili seçildiler. Yüksek Seçim Kurulu da geçmişte bir karar verdi. Memnu hakların iadesini alarak kişiler cezası infaz olduktan sonra ve belli şartlar yerine geldikten sonra mahkemeye müracat ediyor, iadesi kararı alıyor ve siyaset yapabiliyor. YSK bunları ömür boyu uygulamadı. Memnu hakların iadesini alana siyaset yapma hakkını getirmiş oldu. Dağdakilerle ilgili bir şey değil bu. Hakkında hüküm yoksa zaten bir engel yok. Yeni bir durum getirmiyor. Bu hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş, cezası infaz edilmiş kişilerle ilgili. Ceza infaz edildikten sonra doğrudan aday olabiliyor. Yani tahliye olacak, memnu hakların iadesi için bir süre var, 5 yıl gibi. Bu süreyi de iyi halli geçirmiş olacak. Mahkemeden gidip iyi halli durumunu tespit edip lehine bir karar alacak. O karardan sonra yapabilecek.

UYGULANMASI ZORUNLU DEĞİL: Anayasa Mahkemesi’nin Mustafa Balbay’la ilgili kararı, bizim 12 Eylül 2010 referandumuyla getirdiğimiz bireysel başvuru çerçevesinde verilmiş bir karar. Farklı bir tartışma oluyor bana göre. Anayasa Mahkemesi kararı, uygulanması zorunlu bir karar değil mahkemeler için. Anayasa Mahkemesi bir tespit yapıyor. Yargıtay’ın kararı gibi değil mahkemeler üzerinde. Yargıtay’ın kararlarına karşı bile direnme hakkı var mahkemelerin. Ama Anayasa Mahkemesi, bir tespitte bulunuyor. Yoksa Anayasa Mahkemesi, bir temyiz mahkemesi değil. Kararları tabi bağlayıcı ama.. Mesela AİHM bile bir karar verdiği zaman, yargılamanın iadesi yolu açılıyor, hemen kararı sonuç doğurmuyor. Ama Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru üzerine verdiği kararlar, yargılamayı yenileme kararı değil.

OTOMATİK SONUÇ DOĞURMAZ: Mahkeme, hukukumuzda tutuklulukla ilgili kararlarını ayda bir kez gözden geçirmek durumunda. Otomatik sistem. Ama Yargıtay’a gittiği zaman bu incelemeyi Yargıtay yapar. Yani konu mahkemenin takdirindedir, kendi kararını verecektir. Anayasa Mahkemesi kararı otomatikman bir sonuç doğuran, mahkemenin kararını otomatikman ortadan kaldıran bir karar değil. Takdir hakkı yine mahkemeye aittir. Mahkeme kafasına göre mi karar veriyor, ölçüsü ne? Kanunlarda diyelim tutuklamayla ilgili süreler var mı, var. Mahkeme şimdi karar verirken bu süreleri dikkate alarak karar veriyor mu, veriyor. Şimdi mahkemelere, tutuklamayla ilgili kanun bir süre hiç koymamış olsa dese ki, tamamen mahkemenin takdirindedir, mahkeme 1 gün de tutukluluk süresi öngörebilir, 1 yıl da 5 yıl da. O zaman mahkemeler süre takdiri olmadığı halde bunu yaptığı için eleştirilebilir. Ama bizim hukukumuzda bir şey daha var. Tutuklama, kanunda üst sınırı belli olsa dahi takdiri bir tedbirdir mahkemeler bakımından. Mahkeme bu tedbire isterse başvurur isterse başvurmaz veya adli kontrol yoluna gidebilir. Dışarıdan benim, bir siyasetçi olarak, bir hukukçu olarak mahkemeye, ‘kardeşim sen tutuklama veya sen tutukla, sen tutukluyu tahliye et’ deme yetkim yok. Değerlendirmeyi mahkeme yapacak. 

Herkesin söylediği gibi

Ben şu anda mahkemenin yerine geçerek nasıl bir karar verebilirim ki? Anayasa Mahkemesi uzun tutukluluğun doğru olmadığını söylüyor. Zaten Türkiye’de doğru olduğunu söyleyen kimse yok ki. Herkesin söylediğini söylüyor. Herkesin söylediğini bir kez daha tekrar etmiş oldu. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk süresi 10 yılken iptal etti, doğal olarak 5 yıla düştü ama yasa çıkarması için de Meclis’e bir yıl süre verdi. Meclis yasa çıkarmazsa 1 yılda bu süreler kısalmış olacak. Anayasa Mahkemesi, istese süre vermez, düzenlemeyi iptal ederdi. Ama iptal etmemiş. Öyleyse uygulamada ceza mahkemeleri direkt kanunla bağlıdır. Kanuna göre mahkeme bir karar verecek. Eğer müracat olduysa mahkeme kararını kendisi verecektir. Mahkemenin ne yapacağını görmemiz lazım. Bir karar kendince oluşturacaktır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı yeni bir şey söylemiyor. Uzun tutukluluk süreleri doğru değildir. Bunu sınırlayan düzenlemeleri de biz yaptık. (Serpil Çevikcan-Milliyet)

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89