• BIST 95.852
  • Altın 189,011
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 14 °C

Demirtaş'a Erdoğan’ın alternatifi Gül olabilir mi? sorusu

Demirtaş'a Erdoğan’ın alternatifi Gül olabilir mi? sorusu
Edirne F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda yaklaşık 14 aydır tutuklu olan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları aracılığıyla Evrensel'den Çağrı Sarı'nın sorularını yanıtladı.

Demirtaş, Abdullah Gül'ün alternatif olup olamayacağına ilişkin soruya "Tek adamın alternatifi yine başka bir tek adamın arkasına dizilmek olamaz. Erdoğan zihniyetinin alternatifi, toplumun farklı kesimlerinin demokrasi paydasında bir araya geldiği büyük demokrasi gücüdür" diye cevap verdi.

Röportajdan öne çıkan bölümler şöyle:

Dönem dönem gündeme getirilen Erdoğan-Gül ayrılığı düne göre daha keskin. Gül, Erdoğan’ın alternatifi olarak sunuluyor. Erdoğan’ın alternatifi Gül olabilir mi? Bu durumu ‘sıkışmışlık’ olarak değerlendirenler de var...

Sayın Gül’ün ne yapacağına kendisi karar verir. Bizlerin görevi halkı bu türden maceracı beklentiler içine sokmak değildir. Muhalefet en geniş demokratik birlikteliği sağlayarak, kolektif bir yapı oluşturarak seçimlere gitmelidir. Tek adamın alternatifi yine başka bir tek adamın arkasına dizilmek olamaz. Erdoğan zihniyetinin alternatifi, toplumun farklı kesimlerinin demokrasi paydasında bir araya geldiği büyük demokrasi gücüdür. Bu gücü de tek bir kişi temsil edemez. Emin olun ki, Erdoğan’ın en fazla arzulayacağı şey kendisinin karşısına bir başka tek adamın rakip olarak çıkmasıdır. Çünkü kimse bu konuda kendisinin eline su dökemez, bunu kendisi de iyi biliyor. Belki muhalefetin aday/ları da “bir kişi” olacak, olmak zorunda, ama bu kişinin seçim kampanyasının sağındaki, solundaki farklı kesimlerin temsilcileriyle eş güdüm halinde ve eşitler arası bir hukukla yürütmesinde hiçbir yasal engel yoktur. Muhalefetin adayı (en azından 2’nci turda) kazanırsa, kolektif yönetim anlayışı ile bütün bu farklı kesimlerin temsilcilerinin yönetimde görev almaları önünde hiçbir engel yoktur.

Erdoğan’ın karşısında kimse kazanamaz! Abdullah Gül tartışmaları üzerinden iktidara yakın siyasetçi ve yazarların yarattığı bu algıyı nasıl değerlendirirsiniz?

Evet, az önce de ifade ettim bunu, kim ki Erdoğan’ın karşısına ben senden daha iyi tek adam olurum diye çıkarsa, o kaybeder. Hiç kimse Erdoğan’dan daha iyi tek adam olamaz gerçekten.

HDP tek kişi partisi olmaz, olamaz

HDP kurulları ve parti tabanındaki eğilim, yeniden aday olmanız yönündeydi. Aday olmama kararınız, siyaset yasağı gelmesi ihtimaline karşı partiyi zor duruma sokmamak şeklinde değerlendirildi. Kararınızda “partiyi koruma” saiki de etkili oldu mu?

Elbette, aldığım ve alacağım bütün kararlarda öncelikli saik olarak partimi ve dolayısıyla mücadeleyi koruma düşüncesi başat rol oynuyor. Ben HDP’yi ve halkımı bu zorlu süreçte yalnız bırakmıyorum. Mücadeleyi terk etme kararı almıyorum tabii ki. Türkiye siyasi tarihinin en kapsamlı siyasi-yargısal-fiziki saldırısına maruz kalmış, ama buna rağmen bırakın dağılmayı, dimdik ayakta durmuş bir partiyi daha fazla nasıl büyütebiliriz kaygısı dışında hiçbir kaygım yoktur.

Bir defa şunu herkesin iyice anlaması ve idrak etmesi lazım; HDP tek kişi partisi olmaz, olamaz. Ne örgütlenme modeli, ne karar alma mekanizmaları, ne ilkeleri, ne de tabanı buna asla izin vermez. Bunu hayal eden veya buna yeltenen her kim olursa olsun HDP onu kusar. Bu nedenle HDP için böyle bir tehlike yoktur, çünkü çok sayıda emniyet supabı vardır partide.

HDP’de kolektif bir liderlik ve onun eş sözcüleri vardır. Benim ve Sayın Yüksekdağ’ın (ki kendisi 11 Şubat’taki kongreye kadar meşru eş genel başkandır) misyonu ve rolü de budur. Sözcünün etkili olması “tek adamlık” falan değildir, sadece etkili bir sözcülüktür, o kadar. Gerisi spekülasyondur. Benim tutuklu olmam hem parti kolektif liderliğini koordine etmemi hem de sözcülüğünü yapmamı engelliyor. Bu rehinelik durumu belirsizliğini koruduğu için de ben, parti yönetiminin elini rahatlatmak ve her türlü tartışmayı özgürce yapabilmesinin önünü açmakla sorumluyum.

Tutuklu olduğum dönemde dahi HDP yönetiminin yaşadığı eksik ve yetmezliklerin ilk sorumluları eş genel başkanlardır, ki bunlardan biri de benim. Sanki hiçbir eksik, hata ve yetmezliğimiz olmamış gibi, sırf tutukluyum diye, bundan adeta istifade eder gibi, çıkıp ‘Ben adayım’ demem ne kadar ahlaki-politik bir tutum olabilirdi ki? Bana düşen ilk şey, kongre sürecinde bütün yönetim adına ilk öz eleştiriyi halkımıza vermek adına aday olmayacağımı samimi, tereddütsüz bir şekilde ifade ederek partiyi özgürce kongreye götürmektir. Kapsamlı öz eleştirimi de imkanlar ölçüsünde kongre zemininde yazılı olarak yapmaya çalışacağım.

Kendimi cumhurbaşkanlığı adaylığına kesinlikle hazırlamıyorum

Siyaset yasağı gelmezse 2019 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adaylığı için hazırlanabilir misiniz? Belirli bir kesimde böyle bir beklenti de var. Adaylığınız söz konusu olur mu?

Ben halkım ve mücadelem için, demokrasi ve barış için her türlü fedakarlığa gönüllü olarak adayım. Bunun dışında hiçbir şeye kendiliğinden aday olmadım, olmam da. Bu nedenle ne böyle bir düşüncem, ne de bir hazırlığım vardır. Koşullar, mücadele, ihtiyaçlar, siyasal gelişmeler bu kadar hızlı ve sarsıcı şekilde değişip ilerlerken, kendimle ilgili bu tür kararlar almam doğru olmaz. HDP yönetimi bu meseleye dair tabanla istişare içinde, yetkili kurullarında gerekli değerlendirmeyi yapacaktır. Benim HDP’de bu tartışmalar yapılmadan çıkıp bir şey söylemem doğru olmaz. Ama ben kişi olarak kendimi cumhurbaşkanlığı adaylığına kesinlikle hazırlamıyorum, bunun bilinmesi lazım.

Barışı AKP değil bizler getireceğiz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “PKK silah bırakırsa çözüm sürecinin gündeme gelebileceği” yönündeki ifadeleri, tepkiler üzerine hemen düzeltildi. Çavuşoğlu söylediklerinin çarpıtıldığını savundu. Çözüm sürecinin adının geçmesine bile gösterilen tahammülsüzlüğü nasıl değerlendirirsiniz?

Savaş politikalarından medet uman bir zihniyetin “çözüm, barış, müzakere, diyalog” gibi kavramları kullanmaktan bile imtina etmesi garipsenecek bir durum değil. AKP’nin başkaca bir tutum geliştireceği beklentisi içine girmemek lazım. Barışı AKP değil bizler, yani barışa ihtiyaç duyanlar mücadele ile getireceğiz. Barışı ancak savaş politikalarına karşı direnerek kazanabiliriz.

İdris Baluken’in ceza alması ‘Çözüm sürecini cezalandırmak’ olarak değerlendiriliyor. Siz de katılır mısınız bu değerlendirmeye?

Sayın İdris Baluken son dönemlerde yetişmiş en iyi, en etkili siyasi aktörlerden biridir. Çözüm süreci heyetindeki çalışmaları hem çok başarılıdır, hem de kendi kişisel gelişimine önemli katkısı olmuştur. AKP iktidarının Sayın Baluken’i özel olarak hedefe konulacaklar listesine alması tesadüf değildir. Hem çözüm sürecinde Sayın Baluken’in ilkeli ve dik duruşu cezalandırılmak istenmiş, hem de Sayın Baluken’in siyaseten önü kesilmek istenmiştir. Kendisine verilen abartılı ve absürd ceza da bunu teyit etmektedir. Tümüyle konuşmalardan ibaret olan bu sözde suçlamaların tamamı ileriki temyiz ve denetim aşamalarının birinden kesinlikle geri dönecektir. İdris Bey, gelecek yılların etkili bir siyasi aktörü olarak tarih karşısında kendisinden beklenen rolü oynayacak bir şekilde ve yakın zamanda başı dik olarak hapisten çıkacaktır. Bundan kuşkumuz yoktur. Halk da tüm kalbiyle, bizler de bütün varlığımızla değerli yoldaşımızın arkasındayız, yanındayız.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89