• BIST 109.166
  • Altın 153,787
  • Dolar 3,8247
  • Euro 4,5082
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 3 °C

Kürtler eleştiriden muaf mı?

Amberin Zaman

Kürtler Türkiye sokaklarında IŞİD vahşetine kurban edilirken, Cizre’de, Silvan’da OHAL hortlarken, Kürtler her gün hapsi boylarken, Kürt çocukları vurulup öldürülürken ve iktidar tüm bunları Kürtlerin üzerine yıkma gayretindeyken Kürtlere dil uzatılır mı? Demokrasiye inanıyorsak evet uzatılır.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tam da bunu yaptı.

Suriye’de YPG/PYD güdümündeki Rojava yönetimini masaya yatırdı. Eylül ayında çıkan ilk raporunda keyfi gözaltıları gözler önüne serdi. Geçen hafta yayınladığı ikinci rapor ise çok daha ağırdı: Rojava yönetimini Tel Abyad ve Tıl Hamis yakınlarında Arap ve Türkmenleri (ve kimi Kürtleri) zorunlu göçe tabi tutmak ve evlerini yıkmakla suçladı.

Mağdurlara  ve uydu görüntülerine dayandırılan raporda bazı ifadeler kan dondurucuydu. Örneğin YPG ve ‘Asayiş’ güçleri köylerini boşaltmayı reddeden kimi insanlara şu tehdidi savurmuştu: “IŞİD olduğunuzu söyleriz, ABD uçaklarına sizleri bombalatırız.”  Uluslararası Af Örgütü’ne göre Rojava yönetimi ‘savaş suçu’ işlemişti.

YPG’yi yere göğe sığdıramayan Batı medyası Amnesty’nin tespitlerine pek ilgi göstermedi. Ancak yıllardır örgütün Türkiye’yle ilgili zehir zemberek uyarılarını es geçen Anadolu Ajansı ve iktidar yanlısı medya raporun üzerine balıklama atladı. ‘PKK eşittir IŞİD’ temalı zırvalar bu vesileyle tavan yaptı. Oysa raporun gözler önüne serdiği en çarpıcı gerçek YPG ile IŞİD’in arasındaki düşmanlığın halklara ne şekilde yansıdığına dairdi.

Fakat raporu okuyunca Uluslararası Af Örgütü keşke tarihsel arkaplana daha fazla yer ayırsaydı dedim. Konu edilen coğrafya tıpkı Musul ve Kerkük’te olduğu gibi Baas rejiminin etnik mühendislik deneylerine tabi tutuldu. Böl yönet mantığıyla Kürtlerin arasına binlerce Arap yerleştirildi. Düşmanlığın tohumları daha o günlerde ekildi.

Bugünleri anlayabilmek için o kadar geriye gitmek şart değil aslında. IŞİD’in çocuk, kadın, yaşlı demeden katlettiği Kürtler, yağmaladıkları köyler, göz önünde tutulduğunda Rojava halkında intikam ve nefret duygularının neden bilendiğini kavrayabiliriz. Ne var ki bunların hiçbiri Uluslararası Af Örgütü’nün raporunda belgelenen hak ihlallerini  meşru kılmaz.

Bu yüzyılın en acımasız ve kanlı savaşının yaşandığı Suriye’de, ‘Hangi insan hakkından bahsediyorsun’ diye kestirip atabiliriz. Ama Rojava yönetimi ilk günden beri farklı olduğunu savundu. Araplara ve gayrimüslimlere yönetimde yer verdi. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) gibi kuruluşları gelip yerinde inceleme yapmaları için teşvik etti. Tüm bunlar Suriye Kürtlerine uluslararası saygınlık kazandırdı.

Uluslarası hukuk uzmanı değilim ama ‘savaş suçu’ ibaresi bana da ağır geldi. Ancak YPG’nin raporu yalanlarken gösterdiği kimi tepkiler demokratik olma iddiasını gölgeliyor.Raporu hazırlayanları siyasi davranmakla suçlamış, Af Örgütü yetkilileri tarafından ‘cezalandırılmaları’ gerektiğini savunmuş.

‘YPG sempatizanı’ diye tarif edebileceğimiz Kürt, Türk, Batılı birçok kişi daha da ileri giderek raporu hazırlayan ekibin başında bulunan Lama Fakih’i günlerdir toplu linçe tabi tutuyor. ‘Arap milliyetçisi’ dedikleri Fakih’nin kovulması için imza topluyorlar. Oysa Human Rights Watch’la birlikte dünyanın en saygın insan hakları kuruluşu sayılan Amnesty’nin raporları, yayınlanmadan önce son derece sıkı bir süzgeçten geçiriliyor.

Tepkisini öğrenmek için Beyrut’ta yaşayan Fakih’i aradım. Lübnan asıllı Amerikalı avukat gayet profesyonel bir şekilde polemikleri tartışmak yerine raporun içeriği üzerinde durdu. Rojava yönetimiyle çalışmaya devam etmek ve PYD Eş Başkanı Salih Müslim’le müsait olduğu takdirde görüşmek istediğini tekrarladı.

İngiliz The Times gazetesinin Ortadoğu uzmanlarından Hannah Lucinda Smith, Nisan ayında Uluslararası Af Örgütü’nün ortaya attığı iddiaların benzerlerine kaleme almıştı.  The Times’ın ‘Kürtler etnik temizlik yapıyor’ başlığı abartılı olsa da Smith’e yönelik sözlü şiddet de Kürtlerin kadınları eşit tutma iddiasını yerle bir eden cinstendi. AK parti maşalığı, IŞİD militanlığı… Smith tüm bu özellikleri barındırıyordu. Belki de “Kürt sevgilisi tarafından terk edilmişti.”. “Kuyruk acısı” vardı.

“Kendimi o anda çok yalnız hissetmiştim, ben sadece işimi, gazetecilik yapıyordum”dedi İstanbul’da ulaştığım Smith.

Erbil’de serbest gazetecilik yapan Sofia Barbarani Campello da geçtiğimiz günlerde YPG’de gönüllü olarak savaşan yabancılara dayandırdığı bir haberde eğitimsiz gençlerin cephede ön saflara sürüldüğünü yazdığında ölümle tehdit edilmişti.

Eleştiriye tahammül demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından biri. Asırlar boyu zulme, adaletsizliğe maruz kalmış olmak herhangi bir kişiyi, toplumu veya partiyi eleştiriye muaf kılmaz. Hele Ortadoğu’da örnek bir sistem inşa etme iddiasındaki Kürtleri…

Lama Fakih aleyhindeki kampanya Kürtlere zarar veriyor. Derhal son bulmalı.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89