• BIST 96.121
  • Altın 243,374
  • Dolar 6,2551
  • Euro 7,3665
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 23 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 19 °C

Din (İslam), Deizm ve Müslümanlar (3)

Ersin Tek

4 Mart 2018 tarihinde Konya Öğretmenevi Mevlana Şubesi'nde gerçekleşen çalıştaya; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve İHL Meslek Dersi öğretmenlerinden oluşan 50 kişilik katılımcı öğretmen beşer kişilik grup halinde çalıştaya katılmış, çalıştayda “İtikadi anlamda sorunları olan gençlerde özellikle deizm – yani Allah’ın hayata müdahalesini reddetmek – inancı ön plana çıkmakta, ateizm bu bağlamda daha geride kalmaktadır.” gibi tespitlere yer verilmişti. Çalıştay raporu “Deizm artıyor” vurgusuyla Türkiye’nin gündemine oturmuştu. O günden beridir bir ‘deizm artıyor’ tartışması gidiyor.

Bilhassa medya, siyaset ve akademi camiasından tanınmış kimselerin de bu tartışmaya katılımıyla konu çok farklı boyutlar kazandı. Bu tartışmada geldiğimiz nokta itibariyle, Yaradancılığın (Deizmin) tarihsel iddiası-gelişimi ve nihai hedefi hesaba katılmadan yaradancılık üzerinden iman ve kurtuluş pazarlandığına ve aynı zamanda siyasi-ideolojik bir hesaplaşmanın yaşandığına tanıklık etmekteyiz.

Ancak kuramları (deizm, vs.) kendi tarihsel bağlamından koparıp, salt güncel siyasi-ideolojik karşıtlık ve beklenti üzerinden okumak ve tanımlamak doğru bir yaklaşım olmadığı gibi, yarardan çok zarar getirir. Çünkü deizm veya başka kuramların kendine ait bir tanımı, bir iddiası ve bir hedefi vardır. Bu gerçekler görmezden gelinerek bir şeyleri açıklamak veya düzeltmek mümkün değildir. Maalesef, konunun tartışılma biçimi ve gidişatı zarar yönünde ilerliyor.

Binaenaleyh İslamcıların veya mevcut siyasal iktidarın günahları bahane edilerek dini(islamı) küçümsemek, deizmi övmek ve pazarlamak gibi ucuz ve yanlış bir yol izlenmektedir. Aynı şekilde, müslüman entelektüellerin bir kısmı da bu yanlışa ortak olmakta ve istismarcılara açıktan destek vermektedir. Fakat bu durum toplumda bir teveccühe ve sorgulamaya yol açmadığı gibi, bir algı operasyonu olarak görülmekte, konuya ilişkin değerli olan tespit, öngörü ve tavsiyeler de gereken ilgiyi görememektedir.

Yazının başlığına uygun olarak bundan önceki iki yazıda -dindar bir müslüman gözüyle- dine ilişkin genel bilgileri (kavramsal çerçeve) ve yorumları(mı) aktarmıştım. Kuramları kendi tarihsel bağlamından koparmadan, güncel siyasi-ideolojik tartışma ve kamplaşmalara takılmadan, Yaradancılığa veya Batı dillerindeki karşılığıyla Deizme ilişkin bilgilere göz atalım şimdi.

Deizm nedir?

Deizm, adının da gösterdiği üzere, Allah'ın yaratıcı olma özelliğine ağırlık verir. Bu görüşe göre dünyadan ayrı, yani aşkın bir Allah vardır ve O, dünyayı veya evreni zaman içinde, bilgisine ve iradesine uygun olarak yaratmıştır. Yalnız bu yaratımdan sonra, artık, dünyada olup biten şeylere müdahale etmiştir veya çok nadir olarak müdahale etme ihtiyacı duymuştur.

Aslında bu kuramın temelinde 17. Yüzyıl’da doğa bilimlerinin gösterdiği muazzam gelişme ilgisi yatar. Bu yüzyılda Galileo, Kepler, Harvey, Newton gibi büyük doğa bilgileri sayesinde doğa bilimlerinin gösterdiği büyük gelişme, genel olarak bilim adamlarını ve filozofları, evreni bir defa meydana getirildikten sonra kendi kendine yeterli bir makineye, örneğin tıkır tıkır işleyen bir saate benzeyen bir şey olarak görmeye ve onda meydana gelen her olayın, daha önce gelen olaylar tarafından tamamen mekanik ve tatmin edici bir biçimde açıklanabilir olduğu görüşüne götürmüştür.

Ancak böyle bir doğa tasarımı, Allah (Tanrı) kavramını dışarı atmayı gerektirmiyordu. Tersine, bir makine veya eser ne kadar mükemmelse, onun yaratıcısı veya yapımcısının da o kadar mükemmel bir varlık olduğu sonucuna geçmek hem mümkün hem de gerekliydi. İşte Tanrı, bu makineyi yapan bir mühendis, bu saati yaratan bir saatçi idi. O, bu saati, en iyi ilkelere göre yapmış ve harekete geçirmiş, ondan sonra artık onun işleyişine müdahale etmek ihtiyacını duymamıştı.

Bu kuram, başta ünlü bilim adamı Newton olmak üzere 17. ve 18. Yüzyıl'ın birçok bilgin ve filozofu tarafından savunulmuştur. Bu kuramda, görüldüğü üzere, mucizeye yer olmadığı gibi, Allah ile insan arasında varlığı ileri sürülen sıkı ve devamlı ilişkiye de gerek yoktur. Öte yandan, yine bu kuram, Allah'ı insanların hayatlarıyla ile ilgilendirtmediği için, O'nun adına yapılan ibadetleri, ayinleri de gereksiz kılmaktadır. Bu görüşte bir müminin, istediği bir şeyin gerçekleşmesi için Allah onu işitmeyecektir. Öte yandan, dünyadaki şeylerin Tanrı tarafından şu veya bu şekilde değiştirilmesini istemek, bu kurama göre, onun mükemmel bir biçimde yaratılmamış olduğunu kabul etmek demektir ki bu da kuramın temel ilkesine aykırıdır. Nitekim bu kuram, Allah ile insan arasında aracı bir rol oynamak iddiasında olan din kurumunu tümüyle devreden çıkarmaktadır: Allah'a seslerini duyurmak için veya O'ndan kurtuluş talep etmek için, insanların kutsal kitaplara ve peygambere başvurmalarının da hiçbir anlamı yoktur.

Görüldüğü üzere, çokça övülen ve pazarlanmaya çalışılan deizmin Tanrısı bir saatçidir. Ancak biz dindar Müslümanlarının Allah’ı böyle değildir; Aziz Kur'ân'da sık sık vurgulandığı gibi Müslümanların için Allah, her ne kadar Yaratıcı ise de, sadece Yaratıcı değildir. Allah'ın kâinatla münasebeti sadece eşyanın başlangıcıyla sınırlı değildir. Bilâkis, Allah aynı zamanda Râzık'tır ve kâinatın sonunda O'na döneceği anlamında kâinatın sonudur.

Aziz Kur'ân'ın Allah'ın insanî fiillere egemen olduğu öğretisiyle birleşmiş bulunan Allah'ın hikmeti öğretisinin önemi küçümsenemez. İslam'da bu ilke üzerinde özellikle durulmuş ve inşaallah gibi cümlelerin tekrarlanması suretiyle günlük hayata ilişkin dinî tutumlarla bütünleştirilmiştir. Bu tür formüller bir Müslümanın günlük faaliyetlerini yönlendirir ve ona Allah'ın iradesinin hayatın her anında egemen olduğunu hatırlatır.

Kısacası, Allah’ın varlığını ilkece kabul ederek Allah-insan arasındaki çok yönlü irtibatı kabul eden ama manevi hayatı bireysel alana münhasır kılarak kurumsal dini anlayışa itibar etmeyen ve dini(islamı) reddeden anlayış (deizm) bizler için yabancı ve kabul edilemezdir.

Devam edeceğiz...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89