• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 31 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 33 °C
  • Berlin 22 °C

Şımartılmış bellekten fazlasıdır gitmek!

Güler Yıldız

Şımartılmış bir bellekten daha fazlasıdır kendi olmak... Kendisiyle konuşacak eğitimli bir dil varsa, sinek ısırması kadar geçici bir ağrıdır hayat...

Oturursunuz bir akşam, sokakta siren sesleri, yorgun ayakların izleri, köpek havlamaları arasında belli belirsiz sevgili sitemleri... Onca kuşatılmışlık arasında hayat hep dinler sizi. Bir ayna tutarsınız kendinize. 40’a yaklaşmış ve dahi aşmışsanız, bu eller aynayı en iyi kavrayan yaşlardır. Hiçbir zamanınızda bu kadar benzememişsinizdir kendinize. Bu denli sahici gelmemiştir varlığınız. Yüzünüzden aşağı doğru kıvrılan o çizgiler güneşin değil, hayatın sizdeki hapisliğinin çetelesidir, anlarsınız işte. Bir sigara yakıp aynanın karşısında, bu size gerçekten çok benzeyen insana üflersiniz dumanı. Küçümsemeyin, muhteşem bir karşılaşmadır. Bir demli çay, duvarına yaslanırken geçmişinizin, iyi gider aslında...

***

Şımartılmış bir bellekten daha fazlasıdır aşk!

Tuhaf... Hala hayatı anlama çabanız ve cesaretiniz varsa bunu duymak iyi geliyor bant tutmaz yaralarınıza. Çabucak sağalmalarını beklersiniz. Sonra uzun uzun susarak adanmış tüm şarkılardan geçersiniz... Şarkının sizi götürdüğü zamanlar hala sarsıyordur ruhunuzu... Şaşırarak dinlersiniz, hayatın yüzünüzde açtığı izlerden yeniymiş gibi akan sesleri... Utanıyor musunuz? Evet, utanıyorsunuzdur... Sandık nem kokuyor değil mi? Geçmişe “fi” diyen ne kederlidir şimdi... Oysa geçti sandığınız geçmiş, bugününüz ve dahi yarınınız değil midir?? Şimdi çaydan da ötesi lazım bu muhasebeye dayanmak için...

Demek ki neymiş; şımartılmış notaları sözle süslemek iyi geliyor yanıtı olmayan sorulara!

***

Şımartılmış bir bellek acıdan başka haz tanımaz bu dünyada!!

Sözün aslı bu! Yazalım bir kenara... 79 yaşındaki bir kadını “örgüt propagandası” nedeniyle tutuklayan bir zihniyet; darbe yapmış, onlarca insanı asmış, binlercesinde işkence izi bırakmış, yüzlercesini öldürüp kaybetmiş adamların yaşından daha aşağı kıldı kendi nazarı kubbesinde... Yüzde ellinin yarattığı şımarma havasının son gazlarından biri de bu karar...Vicdan, maddi temelli bir talep, o nedenle savuruyorum bu sözcüğü havaya.

Kenan Evren, sen Siti ananın ayaklarının altındasın, unutma! Sen binlerce ananın bedduasında lekeli bir dumansın, hele bunu hiç unutma!

Ahh, bu acıya şarkıdan, çaydan da öte bir bant lazım...

***

Böyle böyle çoğalır ağrılar, köprüler atılır akılla kalp arasında. İçeride süren yangının bir izmaritten çıktığına kim inanır oysa? Aynanın başka birini gösterme şansı yok, biz karşısında kendimiz gibi durdukça... Kendimize benzedikçe, yıllar bizi eskittiğine inandırsa da hayatı... Ayna bizim ona yüklediğimiz anlamı değil, onun bize gösterdiği yüzü anlatır yalnızca...

Bazen gitmek lazım, derim.. Derdim ya da...

Ben şimdi biraz gideyim.

Aynanın karşısında kendime bu kadar benzediğime göre; avucuma doldurduğum soluk benzimi ve şu memleketin piçliğine benzer kederimi yıkayıp, adam edip, geleyim...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89