• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -4 °C

Bayram şekeri gibi sözler

Hayrettin Karaman

Bayram ile ilgili bir yazımı bugün başka bir sayfada okuyacaksınız. Köşemi ise bence önemli ve sıkça duymak istediğimiz bir konuşmaya ayıracağım.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, katıldığı televizyon programında bayram sevincimizi arttıracak, çözüm konusunda ümitlerimizi güçlendirecek şu sözleri söylemiş:

“Kürtlerin derdi bölünmek değil, haksızlıklar bitsin isteniyor. Ayrı bir devlet kuralım demiyoruz, birlikte yaşayalım ama özgürlükleri genişletelim. Türkiye'deki Kürt sorununun çözümü için kabaca ilkesel çözümümüz bu."

Kürt tabanı ve kanaat önderlerinin pek çok konuda fikir ayrılığı bulunduğu malumdur. “Ayrı bir devlet kurma"yı isteme konusunda da fikir birliği bulunduğunu sanmıyorum. Ama çözüm sürecinde vatandaşların en çok sordukları ve endişe duydukları konu “Türkiye'nin bir bölgesinde ayrı bir Kürt devletinin kurulması" konusu idi. Bizim o tarihlerde edindiğimiz bilgi, çözüm sürecinin tarafları arasında böyle bir hedefin bulunmadığı idi. Vatandaşlara bunu söyledik, “zaten onlar istemiyor, isteseler de karşı taraf bunu vermez, en koyu kırmızı çizgi budur" diyorduk. Şimdi Demirtaş'ın bu konudaki düşüncelerini açıkça söylemesi rahatlatıcı olmalıdır.

“Özgürlükleri genişleterek birlikte yaşama" hedefi meşru bir hedeftir, ancak özgürlükleri genişletmek ülkenin belli bir bölgesine veya grubuna mahsus olamaz. İnsan hak ve özgürlüklerini rejimin temeli kılan bir ülkede özgürlükler, bütün vatandaşlar için genişletilir veya -zaruret halinde ve çok kere geçici olarak- daraltılır.
“PKK'yı tehdit olmaktan çıkarmanın yolu müzakeredir. Bizim çağrımıza kalmış olsa sabah kalkar akşama kadar çağrı yaparım. Çağrıyla olacak iş değil. Buradan çağrı yapıyorum PKK kesinlikle Türkiye'ye karşı silah bırakmalıdır."

Sayın Demirtaş, sizin çağrınıza kalmış olsun olmasın siz bunu devamlı söyleyin, kendi çapınızda bir etkinizin bulunduğunda şüphe yoktur ve bu söz tabanın doğru olana yönelmesine yardımcı olur. Kürt hareketinin bana göre, gelinen noktada, en zayıf tarafı silahı bir çeşit şantaj aracı olarak kullanması ve bir türlü bundan vazgeçmeye yanaşmamasıdır. Demokratik ülkelerde hak ve özgürlüklerin silah yoluyla elde edilmesi düşünülemez; alınacak netice bütün taraflar için zarar ve ziyandan başkası değildir. Hak mücadelesinde samimiyet ve sabır şarttır. “Sabırla koruk helva olur" sözü unutulmamalıdır. Silah bırakmamayı destekleyen Türkiye düşmanlarına kulak asmamak, onlara güvenmemek gerekir; çünkü onların nihai amaçları bu ülkenin bütün vatandaşları için felakettir.

“Ama benim çağrım çözüm değil ki... Kim yaparsa bırakacak, Öcalan... O da hangi şartlarda yapacağını açıkladı."

İşte bu cümle problemlidir. Çözüm sürecinin başarı ile sonuçlanması için nasıl silah araç olamazsa Öcalan ile ilgili dayatmalar da araç olmamalıdır. Ortada meşru bir parti vardır, partinin neyi nasıl yapacağı da bellidir. Bu partiye oy verenler şu anda partide yer alan kadrodan beklentileri olduğu için oy vermişlerdir. Partinin Öcalan'ı kurtarmak istemesi, bunun için teşebbüslerde bulunması başka bir şeydir, çözüm sürecini acilen bazı kişilerin durumlarının değişmesine bağlamak başka bir şeydir. Bu ikincisi de durumu çıkmaza sokabilir.

Her şeye rağmen Sayın Demirtaş'ın naklettiğim sözleri bayram şekeri değerindedir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89