• BIST 1.121
  • Altın 470,538
  • Dolar 7,7650
  • Euro 9,0520
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 30 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 31 °C
  • Berlin 17 °C

Suriye’nin geleceği ve Kürtlerin birlik süreci

Bayram Bozyel

Suriye iç savaşının üzerinden tam 9 yıl geçti. Suriye savaşı geçen zaman içinde uluslararası güçlerin müdahil olduğu bir vekalet savaşına dönüştü. İç savaş boyunca Suriye nüfusunun yarısından fazlası yerinden oldu. Bir milyondan fazla insan yaşamını yitirdi. Birçok kent yerle bir olurken ülke ekonomisi yok olma noktasına geldi.

Suriye iç savaşı sadece bu ülkeyi harabeye dönüştürmekle kalmadı, aynı zamanda buna taraf olan dış güçlere de büyük maliyetler üretmeye başladı. 2015 yılından bu yana Suriye’de önemli bir askeri güç bulunduran ve böylece Baas rejiminin ayakta kalmasını sağlayan Rusya için, Suriye savaşının askeri ve ekonomik yükü her geçen gün artıyor. Esad yönetiminin Kürtlerle uzlaşmamaktaki direnişi, bu ülkenin hamisi niteliğindeki Rusya’nın tepkisine yol açıyor. Son dönemde Esat yönetimine ilişkin rahatsızlıklar Rus basınına daha çok yansımaktadır. Rusya’nın Esad’tan kurtulup yerine başka birilerini getirmek için arayışa girdiği artan bir biçimde yazılıp çiziliyor.

Suriye’de başat aktörlerden biri olan Amerika’nın da bu ülkedeki savaşın son bulması yönünde bir arayışa girdiğini söylemek mümkün. ABD’nin Suriye’deki önceliklerinden birisi buradaki İran’ın etkinliğini bitirmek. ABD yetkilileri son dönemde yaptıkları açıklamalarda Rusya hariç bütün yabancı güçlerin Suriye’den çekilmesini dile getiriyor. Amerikan yönetimi Kongre’den geçirdiği “Sezar Yasası” ile 17 Haziran 2020 tarihinden itibaren Suriye’ye kapsamlı bir yaptırım paketi uygulamaya başladı. ABD’nin amacı bu ambargoyla Esad rejimine iyice diz çöktürmek ve onu siyasi çözüm sürecine zorlamak. ABD’nin Suriye’ye uygulamaya başladığı ambargodan Kürt bölgesini muaf tutması ise, Amerika’nın Kürt bölgesine defakto bir statü kazandırmaya çalıştığı yorumlarına yol açmaktadır.

ABD ile Rusya arasındaki güç mücadelesinden faydalanıp ağırlıkla Kürt bölgelerini işgal ederek Suriye’ye yerleşen güçlerden biri de Türkiye. Türkiye’nin Suriye’de esas olarak Kürt karşıtı bir siyaset izlediği sır değil. Ancak Türkiye sadece Kürt karşıtlığıyla yetinmemekte, aynı zamanda Suriye’nin geleceğinde kontrolündeki cihatçı güçlerle etkili olmaya çalışmaktadır.

Türkiye’nin Suriye’de Kürt karşıtı konumu bakımından altı çizilmesi gereken nokta şu. Türkiye gerçekleştirdiği üç askeri harekatla Kürtlerin yaşadığı bölgenin büyük bir kısmını işgal etmiş ve buralarda önemli oranda demografik değişikliğe yol açmıştır. Ancak Türkiye’nin 9 Ekim 2019 tarihinde Serêkani/Resulayn ile Girêspî/Telabyad arasında başlattığı son işgal harekâtı onun beklemediği sonuçlara yol açtı. 17 Ekim’de ABD ile varılan Ankara Mutabakatı, ardından 22 Ekim’de Rusya’yla yapılan Soçi Anlaşması ile Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde 440 km’lik güvenli bölge oluşturma planının önüne geçildi. Başka bir ifade ile söz konusu iki mutabakatla Türkiye’ye Kürt bölgesinde gidebileceği son sınır çizilmiş oldu.

Suriye’nin geleceğinde Kürtlerin rolü

Suriye’nin geleceğine dönük hiçbir projenin Kürtleri hesaba katmadan gerçekleşmesi mümkün değil. Bunun iki nedeni var; Birincisi Suriye’de (ve aynı zamanda Irak’ta) IŞİD belasının defedilip bu barbar gücün yenilmesinde Kürtler belirleyici bir rol oynadı. Hem Suriye’de hem de Irak’ta IŞİD ile mücadelede en büyük bedeli Kürtler ödemek zorunda kaldı. Kürtler IŞİD’e karşı yürüttükleri savaşta sadece kendileri için değil, bir bakıma bütün dünya adına savaştılar. Bu durum Kürtlere haklı bir prestij kazandırdı ve Suriye’nin geleceğinde vazgeçilmez bir aktör haline getirdi.

Suriye’nin geleceğinde Kürtleri önemli kılan diğer bir etken, bu toplumun tarihsel mirasından devraldığı demokrat, değişimci ve laik kimliğidir. Bu durum, Kürtleri Suriye sorununa müdahil ABD, Rusya ve Avrupalı devletler bakımından doğal bir partner haline getirdi. Suriye’de Kürt faktörünü ön plana çıkaran diğer bir etken de çoğunluktaki Sünni nüfusun gelecekte ancak Nusayriler ile Kürtlerle birlikte dengelenebileceği gerçeğidir.

ABD, Suriye’de Kürt meselesinde şimdiye kadar net bir tutum sergilemiş değil. Ancak sahadaki gerçekler onu işin başından itibaren Kürtlerle birlikte hareket etmeye zorladı. ABD IŞİD’e karşı savaşta en büyük desteği Kürtlerden aldı. Türkiye’nin saldırılarına karşı ikircikli davransa da, ABD, Suriye’deki varlığını Kürtlerle kurduğu ittifaka dayandırmış görünüyor. Rusya’nın ise her fırsatta Kürtlerle rejimi uzlaştırmak istediği, başka bir ifade ile Suriye’nin geleceğinde Kürtlere önemli bir rol biçtiği bilinmektedir. Rusya, Suriye için federal bir sistem öngördüğünü her fırsatta açıkça ortaya koymaktadır.

Öte yandan yeni bir Suriye son tahlilde üç toplumsal bileşene dayanmak zorundadır; Arap Nusayriler, Arap Sünniler ve Kürtler. Bu tablo aynı zamanda yeni Suriye’nin ancak federal bir sistem ile inşa edilebileceğini göstermektedir.

Başka bir ifade ile Kürtler her koşulda Suriye’nin geleceğinde siyasal dengeyi sağlayacak önemli bir aktör olarak görünmektedir.

Kürt Ulusal Birlik Sürecinde yeni bir aşama

Kürtler Suriye’de özgürlüklerine kavuşmak, siyasi bir statü elde etmek istiyorlarsa bunun yolu kapsamlı bir ulusal ittifak kurmaktan geçiyor. Bu genel ilkeden hareketle 2011 yılından bu yana ulusal ittifak yönünde birçok girişim oldu, daha somut olarak Hewlêr ve Duhok mutabakatları ortaya çıktı. Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani’nin teşviki ve gözetiminde 2014 yılında imzalanan Duhok Anlaşmasıyla TEVDEM ile ENKS Batı Kürdistan’da siyasi, idari ve askeri ortak bir yönetim kurmak konusunda anlaşmıştı. Ne var ki söz konusu anlaşma bilinen nedenlerden dolayı şimdiye kadar hayat bulmadı.

Ancak Suriye’de Kürt hareketinin ulusal ittifak sorunu gündemdeki yerini sürekli korudu. Türkiye’nin Kürt bölgesine saldırıları, Cenevre’de başlayan siyasi çözüm süreci ve ortak bir yönetim oluşturma ihtiyacı Kürt ulusal ittifakının yakıcılığını artırdı.

Rusya Dışişleri Başkanı Lavrov’un bir yandan Kürt tarafları bir araya getirmek, diğer yandan Kürtleri rejimle uzlaştırma yönünde belli girişimlerinin olduğu biliniyor. Rusya bu girişimlerini sürdürürken Güney Kürdistan Bölge Yönetimi ile eşgüdüm içinde olmaya hep özen gösterdi.

Son dönemde ise ABD ile Fransa’nın girişimiyle Kürt taraflarını bir araya getirme çabaları yeni bir ivme kazandı. 16 Haziran 2020 tarihinde Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ile Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) yaptıkları ortak açıklamayla ulusal ittifak için önemli bir adım attıklarını; siyasi konularda uzlaşmaya vardıklarını, ortak bir idari ve askeri yönetim oluşturmak için ise görüşmeleri sürdüreceklerini kamuoyuna bildirdi. Açıklamada ayrıca ulusal birlik sürecinde 2014 Duhok Anlaşması’nın temel alındığı belirtildi.

Açıklamada varılan anlaşmanın DSG Genel Komutanı Mazlum Ebdi ile ABD’nin Uluslararası Koalisyon’daki danışmanı William Robak sponsorluğunda gerçekleştirildiği ifade edilerek, sürece katkılarından dolayı Mazlum Ebdi, Başkan Mesut Barzani ile Kürdistan Bölge Başkanı Neçirvan Barzani’ye teşekkür edildi. Ayrıca Kürt birliğinin sağlanması ve çok renkli ve demokratik bir Suriye için ABD’nin sunduğu desteğin altı çizildi. 

Suriye’de Kürtlerin ulusal ittifakı birkaç açıdan önemli. Kapsamlı bir ulusal ittifak, şeyden önce Suriye Kürt toplumunun ulusal özgürlük yönünde seferber olması için büyük bir moral ve motivasyon sağlayacaktır. Böylesine bir ulusal ittifakın en önemli hedefi Kürt bölgesindeki PYD yönetiminin yerine çoğulcu ve ulusal bir yönetim inşa etmektir. Bunun ise Kürt siyasi yönetiminin meşruiyetini ve demokratik niteliğini güçlendireceği açıktır.

Kürt ulusal ittifakının, Kürtlerin hem rejime karşı hem de uluslararası platformlarda elini fazlasıyla güçlendireceğine kuşku yok. Kürt tarafı, böylece Suriye sorununun konuşulduğu bütün süreçlerde, yeni anayasa yapımında ve Suriye’nin inşasında etkili bir aktör haline gelecektir.

Dahası kapsamlı bir ulusal ittifak; giderek ortak bir siyasi ve askeri yönetimle Türkiye’nin “terör, tehdit…” vb. gerekçelerle Kürtlere saldırısına set çekilmiş olacak. Türkiye’nin son günlerde ENKS’ye dönük söylemini sertleştirerek onu da hedef tahtasına oturtmasında ve eş zamanlı olarak Güney Kürdistan’da başlattığı yoğun askeri hareketlilikte, Suriye Kürtlerinin birlik arayışından duyduğu rahatsızlığın payı büyüktür.

Kürtlerin birliğe ilişkin duygusal tutumu

16 Haziran’da ENKS ile PYNK’nin ulusal birliğe ilişkin yaptığı açıklama dünyadaki bütün Kürtler tarafından büyük sevinç ve coşkuyla karşılandı. Bunda yadırganacak bir durum yok. Ancak bu konularda zaman zaman ölçünün kaçırıldığını söylemek yanlış olmaz.

Batı Kürdistan’daki Kürt tarafların siyasi konularda bir ön mutabakata varmaları elbette önemlidir. Asıl önemli ve zor olanı ortak bir idari yönetimin kurulması ve silahlı güçlerin birleştirilmesidir. Ulusal ittifak süreci ancak ortak bir siyasi yönetim ve ortak bir askeri yapının inşasıyla taçlandırıldığında gerçek anlamda amacına ulaşabilir. Bunun ise kolay olmadığını söylemek kulağa hoş gelmese de bir gerçektir.

Bu durumda Kürt kamuoyunun yapması gereken şey, Suriye’de başlayan ulusal ittifak çabalarını destekleyip teşvik ederken, aynı zamanda işin doğasındaki zorluklardan hareketle gerçekçi davranmak ve erken beklentiler yaratmamaktır. Buna karşın bazı çevrelerin, sözgelimi Suriye’de Kürt taraflardan muhalif olarak gördüğü birini bir gün yerin dibine sokarken, ertesi gün ulusal ittifak yönünde yapılan ortak bir açıklamayı olduğundan fazla abartarak sunmalarına tanık olmak ilginçtir. Oysa yapılması gereken ne biri ne de öteki. Doğru olan Kürtlerin birbirine karşı ötekileştirici dilden vazgeçmesi, diyalog ve konuşma zeminini her zaman muhafaza etmesi, birlik ve ittifak yönünde yapıcı ve cesaretlendirici bir dilde ısrar etmesidir.

Ülkemizin güneybatısında birlik yönünde atılan adım önemlidir, ancak son tahlilde bu bir ilk adımdır. Kalıcı ve kapsamlı bir ulusal birlik için süreç daha yeni başlamaktadır. Bu konuda erken beklentiler yaratıp sevindirik olmak yerine, sabırlı ve yapıcı bir yaklaşımla sürece katkıda bulunmalıyız.


Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. İlke Haber’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89