• BIST 1.100
  • Altın 461,590
  • Dolar 7,2983
  • Euro 8,6266
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 34 °C
  • Berlin 30 °C

Kürt gençliği bize ne anlatıyor

Bayram Bozyel

Rawest Araştırma ve Yaşama Dair Vakıf tarafından yapılan “Türkiye’de genç Kürt olmak” başlıklı araştırmanın sonuçları 27 Şubat 2020 tarihinde Ankara’da yapılan bir toplantıyla kamuoyuna açıklandı. Araştırmada ulaşılan sonuçlar; 8 ilde (Diyarbakır, Van, Urfa, Mardin, Mersin, Adana, İstanbul ve İzmir) 17-30 yaş aralığında 1500 gençle yapılan anket, 100 gençle de yüz yüze yapılan detaylı görüşmelere dayanıyor

Araştırma sonuçları Kürt gençliğini anlamak, onun eğilim ve beklentilerine uygun çözümler üretmek bakımından hem Kürt siyasi aktörlerinin hem de Kürt sorununa kafa yoran herkesin göz önünde bulundurması gereken önemli veriler ortaya koyuyor.

Bu sonuçlardan benim altını çizmek istediğim birkaç nokta var.

Birincisi, yapılan araştırma sonuçları devletin yüzyıllık yoğun ve amansız asimilasyon politikalarına karşın Kürt gençlerinin yarıdan fazlasının (%54 oranında) anadilini (Kurmanci ve Kirmancki-Zazaki) iyi konuştuğunu ortaya koymasıdır. Elbette bir dili iyi konuşmanın ölçüleri tartışılabilir. Burada önemli olan, Türk devletinin asimilasyon politikalarının birincil hedefi olan Kürt gençlerinin yarıdan fazlasının --ne derecede konuştuğundan bağımsız olarak- Kürtçeyi konuşuyor olmasıdır. Verili durumda bu olumlu bir durumdur ve aynı zamanda Kürt gençliğindeki ulusal bilincin de önemli bir işaretidir.

Rawest’in bundan bir önceki araştırmasında da bu yönde verilere ulaşılmıştı (Ebeveyn ve çocuk arasında ana dil durumu/araştırma bulguları (https://rawest.com.tr/2020/02/21/ebeveyn-ve-cocuk-arasinda-ana-dilin-durumu/). Orada Kürt ebeveynlerin dörtte üç oranında (%75) çocuklarını Kürtçe-Türkçe eğitimin verildiği bir okula göndermek istediği sonucu ortaya çıkmıştı. Her iki araştırma sonuçları ve başkaca veriler gösteriyor ki Kürtçe Kürt toplumunda hala canlı ve konuşulan dil olma özelliğini büyük ölçüde koruyor.

Kürtçe diline ilişkin bu veriler, Kürtçenin karşı karşıya bulunduğu asimilasyon çarkı ve yok olma tehdidini tabiki ortadan kaldırmıyor. Tam tersine toplumun ve Kürt siyasi aktörlerinin Kürt dilini yaşatma ve onu resmi statüye kavuşturma konusunda daha çok seferber olmalarını gerektiriyor. Kürt dili, Kürt toplumunun tümünün ortak talebi olduğu için, aynı zamanda Kürt siyasi aktörlerinin üzerinde ittifak kuracakları temel bir payda işlevini görebilir

Araştırmanın diğer bir sonucu; Kürt gençliğinde Türklere karşı toleransın giderek düşmesidir (%45). Bu sonuçta şaşırtıcı bir durum yok. Devletin 2015 yılından itibaren Kürt sorununda savrulduğu şiddet çizgisinin ve bunun bir devamı olarak Kürt gençlerinin Türkiye’nin batısında karşı karşıya bulunduğu ayrımcı uygulamaların yol açtığı toplumsal kutuplaşma sır değil. Söz konusu çatışmalı durum ve şoven tırmanışın Kürt gençlerinin içe kapanmasına ve Türk kesimden uzaklaşmasına yol açması kaçınılmazdı. Geçmiştekiler gibi mevcut iktidar da Kürt meselesini şiddetle çözeyim derken Kürtlerin Türklerle birlikte yaşama umudunu her geçen gün azalttı ve onları başka arayışlara yöneltti, yöneltiyor. Öte yandan bir kez daha Kürt kimliği ve ulusal bilincinin gelişmesi ile Kürdistan’ı işgal eden güçlerin uygulamaları arasındaki karşılıklı etki-tepki yasasına tanık oluyoruz.

Araştırma sonuçlarından bir diğeri de, 2018 genel seçimlerinde AK Parti’ye oy veren geçlerin %20’sinin, bugün itibariyle AK Parti’den uzaklaştığını gösteriyor. Bunda da şaşılacak bir durum yok.  AKP iktidarının izlediği savaş ve baskı politikasına bağlı olarak toplumun, özel olarak da Kürt gençlerinin bu partiden uzaklaşma oranı artıyor.

Rawest’in yaptığı anketin bana göre en önemli sonuçlarından biri Kürt gençlerinin şiddetten uzaklaşarak yüzünü legal mücadeleye çeviriyor olmasıdır. Bunda PKK’nin 2015 yılında başvurduğu hendek ve şehir çatışmalarının etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Hendek ve şehir savaşı Kürt halkı açısından tam bir intihar girişimiydi ve başta gençlik olmak üzere Kürt toplumunda büyük travmalara yol açtı.

Öte yandan söz konusu acı deneyim Kürt toplumu bakımından oldukça öğretici oldu. PKK’nin hendek siyaseti, aynı zamanda şiddet anlayışının gelip dayandığı çıkmazı bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Başka bir ifadeyle söz konusu süreç Kürt gençliğinin bilinçlenmesine ve şiddetle arasına mesafe koymasına yol açtı. “Her şerden bir hayır çıkar” denilen şey bu olmalı.

Anketin sonuçlarından ikisi Kürt siyasi aktörlerinin fazlasıyla üzerinde durmasını gerektiriyor.

Bunlardan ilki şu; anket sonuçlarına göre HDP’ye oy veren gençlerin %49.6’sı (yaklaşık yarısı) CHP’yi kendine en yakın ikinci parti olarak görüyor. HDP’ye oy veren Kürt gençleri kendilerine en yakın ikinci parti olarak neden Kürt orijinli bir partiyi değil de CHP’yi seçiyor? Kürt siyasi aktörlerinin üzerinde önemle durması gereken bir nokta.

Bunda HDP’nin izlediği politikanın etkisi yadsınamaz. HDP siyasi çizgisi CHP’ye sürekli ittifak çağrıları yaparak ve CHP ile ittifakı siyasetinin merkezine koyarak CHP’yi kendi tabanında meşru ve makbul bir aktör haline getirdi. Başka bir ifadeyle HDP kendi eliyle kendi tabanında CHP’ye ilişkin olumlu bir algı oluşturdu. Bu durum CHP’nin Kürt toplumu nezdindeki kabul edilebilirliğine zemin hazırladı. 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’nin büyük kentlerde elde ettiği başarı, Türk toplumunda olduğu gibi onun Kürt halkı nezdindeki imajını da parlattı. Başka bir değişle CHP’nin HDP eliyle Kürt toplumunda umut haline dönüştürüldüğü bir durumla karşı karşıyayız.

Anket sonuçlarından çıkan çarpıcı sonuçlardan ikincisiyse, Kürt gençliğinin önemli gördüğü sorunlara ilişkin yaptığı sıralamadır. Ankete göre Kürt gençleri birincisi sırada (%44.6) işsizliği, ikinci sırada (%38.3) ekonomiyi, üçüncü sırada (%36.8) adaleti, dördüncü sırada (%34.3) eğitimi ve beşinci sırada (32.1) Kürt meselesini görmektedir. Diğer başka şıklarda da işsizlik sorunu Kürt gençleri için ön sırada yer bulmaktadır.

Burada vurgulamak istediğim nokta şu. Kürt gençliği (ki Kürt toplumunun ortalama eğilimini yansıtmaktadır) için Kürt meselesi son derece önemli, ama her şey değildir. Başka bir ifade ile Kürt gençliği için işsizlik, ekonomi, adalet ve eğitim gibi sorunlar daha yakıcı ve ön planda yer almaktadır. Bu da son derece anlaşılır bir durumdur. Çünkü yaşama ve geçinme kaygısı dünyanın her yerinde insanların temel güdüleri arasında yer alır.

Bu, Kürt ve Kürdistan meselesine odaklı siyasi aktörlerin üzerinde özenle durmaları gereken bir durumdur. Toplumun, konumuzda gençliğin temel beklentilerini dikkate almadan, salt Kürt meselesine ilişkin taleplerle gençlik örgütlenemez ve harekete geçirilemez. O halde yapılacak şey Kürt Kürt halkının özgürlük mücadelesini temel bir strateji olarak korurken, gençliğin bugününe ve yakın geleceğine ilişkin sorun ve beklentilerini gündemin merkezine almaktır. Buna uygun çalışma programları, hedefler ve söylemler geliştirmektir.

Kürt gençliğini harekete geçirmek için önce onu doğru anlamak gerekiyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89