• BIST 100.339
  • Altın 276,969
  • Dolar 5,6986
  • Euro 6,3000
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 7 °C

Binelim kuşa gidelim Muş’a

Rahmetullah Karakaya

Atayurdum Muş’un vilayet merkezini, 17 Nisan 2019’da ancak 68 yaşımda ziyaret edebildim.

O da, Bulanık’a bağlı Pırkaşın köyündeki ortak arazilerimizin, izale-i şuyu yoluyla satılması için açtığım davanın duruşması nedeniyle…

Resmiyette doğum yerim olan Bulanık’ı (Kop), en son Ağustos 1966’da görmüştüm.

O dönem babam Mehmet Abidin Karakaya, Bozova-Urfa Müftüsüydü.

Ben ortaokul üçe geçmiştim.

DEDEMİN ÜÇ DİLLİ “DİVAN”I

Malazgirt’in Tendurek köyünde oturan, 1925’te aruz vezniyle yazdığı Kürtçe, Farsça, Arapça “Divan”ıyla ünlü, annemin babası Seydayı Mele Zahir (Tendûrekî), vefat etmişti. Taziye için Urfa’dan Malazgirt’e (Qel- Kale) gitmiştik. Bir hafta dayımlarda kaldıktan sonra, öküz arabası ve atlarla Bulanık üzerinden babamların köyü Pırkaşın’e geçmiştik.

Babam, Haziran 1959- Ekim 1960 arasında Bulanık Müftülüğü yaptı.

Malazgirt’in Derik köyünde imamken, müftülük imtihanını kazanmıştı. İlk görev yeri olarak atandığı Bulanık’ın, hayatımdaki yeri çok büyüktür.

Türkçeyi, 1959 yazında orada öğrendim. Terekeme (Ahıska Türkleri) Mahallesi’nde, Gülmemet Amca’nın evinde kiracıydık. Sabahtan akşama kadar, çocukları ve torunlarıyla içiçeydik…

SÜPHAN DAĞI ETEĞİNDE DOĞMUŞUM

Yedi yaşında olduğum halde kimliğim yoktu. Hem de beş kardeşimle birlikte. Babam memur olunca, mecburi kaydımız da yapıldı. Beşimizin de doğum tarihi, annemiz ve babamız gibi ayın biri. Ya 1 Ocak, ya 1 Şubat, ya 1 Mart. Beşimiz de Bulanık doğumlu.

Benim payıma 1 Şubat 1950 tarihi düşmüş.

Oysa halen hayatta olan annem, benim Patnos’un Kızılkaya köyünde, karların erimeye başladığı dönemde doğduğumu söylüyor. Yani nisanın sonuna doğru…Yılı ve günü ise meçhul… Ben, ablam ve ölen ilk çocuğu, Kızılkaya doğumluyuz. Kızılkaya, Süphan Dağı eteklerinde bir köy… Gerçi adı, 1970’lerin keskin sağ-sol çatışmalarının yaşandığı dönemde Yeşilkaya’ya çevrilmiş. Ama zihnimde eski adı kazılıdır.

Buna en büyük delil de, anı- hikaye türündeki denemelerimin yer aldığı ikinci kitabıma, “Süphan Dağı” adını koyuşum…

Okula, 1959- 60 döneminde Cumhuriyet İlkokulu’nda başladım.

Ancak, resmi kayda göre 9 yaşındaymışım.

Bulanık Nüfus Memuru’nun, “Hocam bu çocuk 9 yaşında yok ki” deyişi, babamın da, “Mühim olan kaydının yapılması” cevabını verişi, hala kulaklarımda zonkluyor.

Yine Van- Çatak’ta ilkokul 4 ve 5. sınıf öğretmenim Güner Namoğlu’nun (halen İzmir’de yaşıyor. Allah sağlıklı ömürler versin), “Sen 14 yaşında değilsin ki niçin böyle yazmışlar” sözlerini tebessümle hatırlıyorum.

53 YIL SONRA BULANIK

Sonuçta 70’ine merdiven dayamış bir delikanlı olarak, 53 yıl sonra uçakla İstanbul’dan Muş Havaalanı’na, oradan da Bulanık’a gittim.

Bulanık’ta, havalimanından gelirken münibüste tanıştığımız Rüstemgedikli Adnan Okumuş, beni ağırladı. İstanbul Pendik’te pazarcılık yapıyormuş. “Misafirimsin. Seni yerleştirmeden bir yere gidemem” dedi. Beni Öğretmenevi’ne bıraktıktan sonra ancak vedalaştı…

60 yıl sonra, 16 Nisan 2019’da bir gece Öğretmenevi’nde yattım.

53 yıl önce, 19 Ağustos 1966 Varto depremini yaşadığım Bulanık’ta deliksiz bir uyku uyudum.

17 Nisan 2019’da Muş’a geçtim. Gözün alabildiğine yeşil ovası, platosu ve sonrası başlayan karlı dağlar, beni yeniden çocukluk günlerime götürdü. Muş-Bulanık karayolu, Alparslan Barajı’na teğet geçiyor Liz ve Gülçimen’de. Sular köyümüz Pırkaşın’ın sınırlarına dayanmış. Vadide yer alan birçok komşu köy, artık baraj sularına teslim…

11-049.jpg

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ

Muş’ta, beni kadim dostum Alparslan Üniversitesi öğretim üyesi Nevzat Eminoğlu karşıladı.

29 Mayıs 2007’de kurulan Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ), yedi fakülte, iki enstitü, iki yüksekokul ve altı meslek yüksekokulundan oluşmakta. Topluma ve yaklaşık 9 bin öğrencisine, 580 akademik ve 391 idari personeli ile 166 derslik, 24 laboratuvar ve toplantı salonunda, merkezi laboratuvarları ve müstakil etkinlik alanlarında hizmet vermekte.

6704-006.jpg

17 Nisan 2019 Çarşamba günü, Eğitim Fakültesi Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri ile geçirdiğim birbuçuk saatlik zaman ise hayatımın en mutlu anlarından oldu.

22-038.jpg33-028.jpg

ECEVİT’E ARMAĞAN KÜRTÇE KİTAP

Çünkü 2000 yılında yayınlanan ve Başbakan Bülent Ecevit’e ithaf ettiğim Kürtçe hikaye kitabım, “Xezala min, Delala min (Hazalım Nazlım)” bu değerli bölümde, zaman zaman derslerde okunup analiz ediliyor. Yarısı kız 40’a yakın kitabımdan haberdar gençle bir arada bulunmak, beni bahtiyarlığın zirvesine çıkardı. Yarının umudu gençlerin gözündeki ışıltı, ülkemin parlak geleceği konusundaki inancımı daha da güçlendirdi.

Burada, Muş’a bu muhteşem üniversiteyi kazandıran yöneticilerimizi de, sevgi ve minnetle anmayı görev biliyorum…

GENÇLER, İSTİHDAM BEKLİYOR

Bu ilim yuvasından mezun olan gençlerimizin, ülkenin dört bir yanında aşkla hizmete hazır olduklarını, bu sevdadan alıkoymayacak kararların ivedilikle alınacağına olan inancımı da, bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Nevzat Eminoğlu ile Murat Nehri kıyısında, tarihi Murat Köprüsü (Pira Sulûke) manzarası karşısında yediğimiz yemek, bana 60 yıl önceki Murat sevdamı yeniden yaşattı.

Muş Kalesi’nden kuşbakışı kente ve bir yeşil hali gibi uzanan ovaya bakmak ise ayrı bir mutluluk verdi...

Geceyi, Gülistan- Nevzat Eminoğlu çifti ve tatlı evlatları Yusuf Rêzan ve Zehra Zelal’ın misafiri olarak geçirdim.

BİR ŞİİRLE VEDA

Bu mutlu ziyareti, bu mütevazi satırlarda şöyle ölümsüzleştirdim:

Muş’tayam
Altmış sekizimde Muş’tayam
Ziyaretim ilktir merkeze
On yedi nisan ondokuzda Muş’tayam…

Nevzat
Geleceğe umuttur Nevzat
Hayatı, gönlünce geçsin
Kalıcı eserlere emindir Nevzat…

Gülistan
Şair ve yazardır Gülistan
Annesi Yusuf ve Zehra’nın
Sağlıklı, başarılı olsun Gülistan…

18 Nisan 2019 Perşembe günü, gönlümü Muş’ta bırakarak, uçakla 51 yıllık mekanım İstanbul’a döndüm…

İstanbul’a dönüşte Nevzat Eminoğlu’nun “Muş Alparslan Üniversitesi Yayını ‘ÜNİDAP’ Uluslararası Bölgesel Kalkınma Konferansı Bildiriler” kitabında “Bazı Üniversitelerde Açılan Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümleri” ile ilgili bilimsel makalesini bir kez daha gözden geçirdim.

Gülistan Çoban “Eminoğlu”nun bana hediye ettiği “Selahaddin-i Eyyubi” ve “Zembilfiroş” romanlarını takdirle okudum.

Bu genç yeteneğin “İtirafçı” romanı ile şiir kitabı “Elma Kokusu”nu da alarak bir solukta bitirdim.

Bu kıymetli genç dostlarımın makale ve değerli eserleri ile yetiştirdikleri öğrenciler geleceğe dair umudumu daha da arttırdı.

6702-482.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89