• BIST 1.542
  • Altın 442,399
  • Dolar 7,3985
  • Euro 9,0105
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara -5 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 2 °C

Youtube paşası yalnız değilmiş

Youtube paşası yalnız değilmiş
Düşünebiliyor musunuz; camilerin bombalanmasını cumaya giden vatandaşlarımızın katledilmesini. Bunların sadece Gazze’de olacağını sanırdık.

Bilirsiniz bizim bir paşamız vardı. Ses kayıtları youtube’e düşen, nasıl düştüğü bilinmeyen ardından da Genelkurmay Elektronik Sistemler (GES) Komutanı Tuğgeneral Münir Erten alelacele bu olaydan sonra emekliliğini istemiş Genelkurmay ise bununla ilgili tek kelime açıklama yapmamıştı. Hoş yapsa da akıllarda soru işaretleri hala kalacaktı.
 
Konuşma kaydı Youtube’da yayınlanan Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler Komutanı Tuğgeneral Münir Erten… Kendisini iyi tanırım, oda beni çok iyi tanır. Bayrak anaokulunu okul müdürü olarak atandığım sırada, beni günlerce kapı önünde bekleten, milli eğitim bakanlığına talimat vererek hakkımda soruşturma açtıran, bu da yetmezmiş gibi beni Ankara’nın en ücra köşesine sürdüren, mahkemeyi kazandığım halde ‘yargı da ne imiş, o kadını buraya yollamayın’ diye büyüklerimize talimat verip, yargı kararını hiçe sayan ‘Teksas kovboyu’ yalnız değilmiş. Ben onu, nevi-i şahsına münhasır bir paşa sanırdım. Biraz da aklından zoru olduğunu, sinir sisteminin düzenli çalışmayıp koskoca komutanın, bir garip devlet memuru bayanla bu kadar uğraşmasını, normal sağlıklı ruh halinde biri olarak görmeyip, “kendi haline bırakın” havalarındaki sayın paşamızı anlamaya çalışırdım.
 
Türk ordusunun tarafından 21 Şubat’ta başlatılan kara operasyonu öncesinde paşam Tuğgeneral Münir Erten’e ait olan ses kaydı Roj TV ve Youtube’da yer almış ve Genelkurmay Başkanlığı olaya ilişkin herhangi bir açıklama yapmamıştı. Erten’in bu gelişmeler sonrasında TSK’ dan emekliliğini istemişti. Hem de alelacele. Erten’e ait olan ses kaydında TSK’nin sınır ötesi operasyonuna ilişkin değerlendirmeler yer alıyordu. Ses kaydında 20-22 Şubat tarihleri arasında da sınır ötesi kara operasyonu gerçekleştireceği belirtiliyordu.
 
Ses kaydında Erten, PKK'nin Güney Kurdistan'taki kamplarına yapılan son hava operasyonlarında bugüne kadar sadece 5 militanın öldüğü ve gerçeklerin kamuoyundan saklandığı itiraf ediliyor. Genelkurmay ise bu hava saldırılarında 175 PKK’lının öldürüldüğünü ileri sürmüştü. Ben, sözüm ona ulusalcı ama ulusuna düşman paşaları tek tük bilirdim ama geçen zaman içinde ortaya çıkan pis kokular, bu olayların artık orduda olağan karşılandığını ve hatta bu tip olaylarla ilgili seminerler düzenlendiğini ortaya koyuyor.
 
Bu seminer bir korku filmi senaryosundan mı alınmış? Bu filmi senaryoyu yazan yurt sevmeyen paşaların acilen ruh ve sinir hastalıklarında tedavi edilmeli, ardından da halktan uzaklaştırılıp etkisiz ve zararsız hale getirilmeli. Yoksa ciddi facialar bizi bekliyor. Yazılanlara inanamıyorum yada inanmak istemiyorum desem yalan olmaz. Haberi ilk duyduğumda şüphe içinde olaya yaklaşsam da ses kayıtları ve iddiaların ciddiyeti arkasından genel kurmay başkanının gözlerimizin içine baka baka olayı çarpıtması, darbeyi inkar etmeyip, bunu meydana çıkaranların peşine düşmesi, ardından da üstü kapalı tehditlerin devamı şüphelerimi bertaraf etti ve ardından inanmak istemediğim haberin ne kadar gerçek olduğunu anlayabildim.

Düşünebiliyor musunuz; camilerin bombalanmasını cumaya giden vatandaşlarımızın katledilmesini. Bunların sadece Gazze’de olacağını sanırdık. Türkiye’yi de Gazze’ye çevirmeye meraklı, gözünü kan bürürmüş sözüm ona yurtseverlerimiz asker ocağımızda yetişmiş. Bunlar hangi yurdu seviyor Allah aşkına. Bu sevdikleri yurt Türkiye olamaz olsa olsa büyük İsrail projesi kapsamındaki yurt olabilir. Çünkü hem doğudaki mazlum Kürt halkına karşı İsrail modeli sert yöntem, ardından cami bombalanmasını ancak Siyonist mantıkta görülebilir. Bu insanlar seminer veremeden önce çok ince ayarlar yapmışlar. AKP’nin kapatılmasından başlayan balyozun ilk adımı, demokrat düşünceye sahip 36 gazetecinin tutuklanmasına kadar düşünülmüş. Medyanın darbelerde ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor. Ordu göreve diye atılan manşetleri hatırlıyorum. 

Danıştay saldırısından sonra, türbanı başına çal diyen cenaze törenini miting alanına çeviren ve o dönem atılan manşetleri hatırlıyorum. Bunu sözde yurtsever komutanlarda biliyor ki, 36 demokrat gazetecinin tutuklanma gereğini vurguluyorlar. Geçmişte irticai, yıkıcı ve bölücü faaliyetlere katıldığı tespit edilen şahıslar gözaltına alınacakmış. Bu sayı 36 ile değil 36 binle de sınırlanamaz. Adamlar sakaldan tut gümüş yüzüğe kadar her şeyi irtica simge görebilirler. Zaten bunun için değil mi Fenerbahçe stadyumu büyük bir hapishane olacaktı.

Bizim ulusalcı darbeci paşalar Mao’nun komünist rejimini örnek alıp “halk deniz, biz balığız” demiştir.

Aklıma ziyan 29'u general toplam 162 subayla birlikte masa başında darbe provası yaptı.

Nasıl bir ülkede yaşıyorum inanılır gibi değil. Ülkeyi büyük bir hapishaneye çevirmeye çalışan kendi halkının değerlerine düşman, kendi uçağını düşürmekten çekinmeyen, kendi halkına silah sıkabilen, kendi insanını gözetim altına alıp işkence yapabilecek bir ordu ve generallerin yaşadığı bir ülkede yaşıyoruz….

Aytaç Kılınç Çaman 

  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89