• BIST 2.011,16
  • Altın 786.62963
  • Dolar 13.4709
  • Euro 15.254
  • İstanbul 2 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 3 °C

Yeniden 'Oslo’ya dönüş' üzerine...

Yeniden 'Oslo’ya dönüş' üzerine...
AK Parti kongresine odaklanan toplumsal beklentiler karşılığını bulamadı. Her şey eski tas eski hamam

Türkiye toplumu, ölüm ve acılarla dolu geçirilen yoğun bir mevsimin boğucu etkisinde hâlâ. Son bir yıl içinde 1000 dolayında can kaybının yaşandığına dair bilgiler iç acıtıcı. Son yılların çokça çatışma, ölüm ve umutsuzluk haberlerinin alındığı bir dönem yaşandı.

Böyle bir dönem bakımından bir milat olarak büyük bir maharetle pazarlanan AK Parti kongresine odaklanan toplumsal beklentiler karşılığını bulamadı. Yeni yasama yılının başlangıcında sergilenen tabloya bakıldığında her şeyin eski tas eski hamam olduğu görülüyor. Başbakan Erdoğan, ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu ile MHP lideri Bahçeli’nin bir sirk gösterisini aşamayan içeriksiz kuru gürültülerinden geriye çözüme dair ortada bir şey yok. Başbakan Erdoğan, arada bir ağızlara bir parça bal çalmak dışında, bütün çabalarını cumhurbaşkanlığına yoğunlaştırmış. Kılıçdaroğlu ise, AK parti karşıtlığının yol açtığı şartlanmışlıkla, Erdoğan’a takılıp kalmış, ironik bir şekilde onun bir parçasına dönüşmüş durumda. Devlet Bahçeli’nin yaptığı tek şey, değişen her şeye karşı değişmemekte inat etmek. Neyse ki Türkiye’de onu ciddiye alan pek kimse kalmadı.

PKK eylemlerinde yaşanan azalmanın yaklaşan kış mevsimi ile birlikte daha da azalması ve yeni bir ateşkes ilanı ile aralanması zayıf da olsa bir ihtimal. Öte yandan yeni anayasa çalışmalarının toplumsal katılımdan kaçırılarak kapalı devre, ruhsuz bir sürece dönüştürüldüğü ortada. Yeni anayasaya ilişkin beklentilerin neredeyse sıfırlandığı, toplumsal katılım ve ilginin yok edildiği bir noktada bulunuyoruz şu anda. Böyle bir tablo içinde topluma rağmen toplumsal bir mutabakat metninin ve dolayısıyla temel sorunlara ilişkin bir çözüm ihtimalinin ufukta belirmesi oldukça zor.

Son dönemde başbakan Erdoğan ve yardımcılarının ‘Oslo’ya dönüş’ yönünde yaptıkları açıklamaları, içinde bulunulan umutsuz tablodan çıkış için yeni bir iyimserlik yaratmışa benziyor. Çatışmalara son vermek, akan kanı ve ölümleri durdurmak, annelerin gözyaşlarını dindirmek Türkiye koşullarında az bir şey değil elbet. Ne var ki deneyler, çatışma, ölüm ve toplumsal acıları, siyaseti biçimlendirecek enstrüman gibi değerlendirme gayretleriyle Türkiye’nin çok şey kaybettiğini gösteriyor. Ölümleri kalıcı olarak durdurmayı politik hedef haline getirmek yerine, bu durumu siyaseti dizayn için bir manivela olarak kullanmanın ne denli tiksindirici bir şey olduğunu söylemeye gerek yoktur.

PKK, yıllardır idealden ve staratejik amaçtan yoksun bir biçimde silahlı eylemler yürütmekle ölümleri ve insan yaşamını politik çıkarlarının bir aracı haline getirmiş durumda. Şiddeti durdurmaya ve ölümleri kalıcı olarak sonlandırmaya ilkesel olarak odaklanmadığı, çatışmaları durdurmayı kalıcı bir barış ve eşitlikçi çözümle tamamlama gibi bir perspektiften yoksun kaldığı sürece, hükümet(ler)in soruna bakışı da PKK’nin anlayışını aşamamıştır, aşması da mümkün değil. Kürt sorununda barışçıl ve eşitlikçi bir çözüm perspektifine oturtulmayan, riya ve yalanla perdelenmiş ateşkes gayretlerinin her keresinde daha yıkıcı bir biçimde geri patlaması bunun göstergesi.

Geçmiş Oslo ve İmralı görüşmelerinin sonuçlarının gösterdiği gerçek şudur; silahları susturmak, ölümleri durdurmak gibi hedeflere, bu hedefleri Türkiye’nin Kürt sorununun tarihsel bağlamından soyutlanarak ulaşılamaz. AK Parti’nin Oslo ve İmralı’da yaptığı görüşmelerin başarısızlığının sebebi, salt PKK’nin tutarsızlığı değildir. Esas sorun AK Parti’nin ateşkese, kendine nefes aldıracak bir fırsat olarak bakma yaklaşımından kaynaklanmaktadır. Bunun aksini gösteren bir veri şimdiye kadar sunulmamıştır.

Geçmiş deneylerin ışığında, şimdi, AK Parti’nin yeni bir ‘Oslo’ ile ne amaçladığını açık seçik ortaya koymasını istemek hepimizin görevidir. Yeni Oslo’da yine alavere dalavere bir pazarlık mı yapılacak? İmralı’da Öcalan ile Türkiye’nin hangi sorunları ele alınacak? İmralı ya da Oslo’da yapılacak görüşmelerin Kürt sorununun çözümü ile ne tür bir bağlantısı olacak?

Daha yıkıcı bir biçimde tekrar dönmek üzere, yerel seçim ya da cumhurbaşkanlığı seçimi hatırına şiddete mola mı vermek midir yoksa yeni Oslo ile amaçlanan?

Hükümetin geçmiş deneylerden ders çıkarttığına ve bunun ışığında yeni bir müzakere başlatacağına ilişkin herhangi bir işaret görünmüyor. Daha çok, yoğun can kayıplarının yol açtığı toplumsal baskıyı hafifletmeye dönük bir taktik çıkışa benziyor ve bu yönüyle hükümet kendini tekrarlamanın ötesinde yeni bir şey yapmış olmuyor.

Oysa bütün handikaplarına rağmen Türkiye’de bir meclis var. Kürt sorunu gibi bir sorununun çözümü için başvurulacak yer neden meclis olmasın? İktidar ve muhalefet partilerinin kendilerinden oluşan meclise rağmen, sorun için başka yerleri adres göstermeleri trajik bir durum değil mi? Her şeye rağmen Türkiye’de dinamik bir kamuoyu var. Kürt sorunu ile ilgili çözüm iddiası olanlar neden kamuoyunun desteğine başvurmazlar? Kamuoyunun desteği ve katkısı olmadan, Kürt sorununu kapalı kapılar ardında çözmeye kalkışmak, esasen bu sorunu çözmeyi istememektir? Türkiye basınında, kabul edelim ki çok şey tartışılıyor. Hükümetin ya da muhalefetin varsa önerileri, neden basında tartışılmaya açılmaz? Son birkaç yılda Türkiye toplumunun yeni bir anayasa talebinde ortaklaştığı biliniyor. Parlamentodaki partiler bu amaçla bir komisyon kurmuş ve çalışmalarını yürütüyor! O halde Kürt sorununu çözmek isteyen AKP ve CHP, yeni anayasa yapımını bunun için neden bir fırsata dönüştürmez? Kürt sorunu yeni anayasada çözümünü bulmayacaksa MİT-PKK protokolü ile mi hal yoluna sokulacak?

Sayın Erdoğan ve Kılıçdaroğlu, toplumsal baskı altında Oslo ve benzeri adresleri göstermek yerine öncelikle Kürt sorunundan ne anladıklarını ve Kürt sorununa ilişkin çözüm önerilerini yukarıda sayılan platformlara taşımayı denemelidirler. Bu konuda ortaya koyacakları (bütünlüklü ve tutarlı) tutuma bağlı olarak silahların susması önem kazanır ve bu çerçevede Oslo’da PKK, İmralı’da Öcalan ile görüşmenin bir anlamı ve onların da bu noktaya dönmelerinin bir değeri olur.

Toplumun umutları ile oynamak günahtır. Ölümleri, insan yaşamını günlük siyasetin malzemesine dönüştürmek iğrençtir, ayıptır. Lütfen bir kez daha benzer günahları işlemeyin, çirkin işlere girişmeyin. Her şeyi gün ışığında yapın. Gün ışığında yapılan işlerde kamuoyunun, basının ve duyarlı çevrelerin desteğini alırsınız, onlar sizin yanlış yapmanıza karşı bir tampon görevi görür, yükünüzü hafifletirler.

Bayram Bozyel - Taraf

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89