• BIST 4.618,40
  • Altın 1131.581
  • Dolar 18.8289
  • Euro 20.1625
  • İstanbul 2 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -3 °C

Roboski: Bir hatırlatmanın adı...

Roboski: Bir hatırlatmanın adı...
Taraf gazetesi yazarı Ümit Kardaş'ın bugün yayınlanan 'Roboski’ye yargı engeli' başlıklı yazısı...

Şırnak’ın Uludere (Qilaban) ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde savaş uçaklarının gerçekleştirdiği bombardıman sonucu çoğu çocuk 34 sivil yurttaş yaşamını yitirdi. Olayla ilgili soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, görevsizlik kararı vererek dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askerî Savcılığı’na gönderdi. Başsavcılık, avukatların yaptığı itirazı da reddetti.

Bir soruşturmada maddi gerçeğe ulaşabilmek için, olayın şüphelilerini tesbit birincil görevdir.
Kamu düzenini ilgilendiren görev konusunun belirlenmesi için de öncelikle şüphelilerin kimliklerinin ve fiillerinin belirlenmesi gerekir. Roboski soruşturmasında, olayın sorumlularının asker kişiler olduğu anlaşılmakla birlikte, derinlemesine bir soruşturma yapılarak, olayın aşamalarında yürütme erkini kullanan veya MİT’te görev yapan sivil kişilerin sorumluluklarının tesbitine gidilmesi gerekirdi. Savcılık kararında, sınıra yaklaşan grupların terörist veya kaçakçı olabilecekleri yönünde değerlendirmeler yapıldığı, sınıra yakın bölgede örgüt mensuplarının bulunması ve olayın gerçekleştiği bölgede olay öncesinde çok sayıda silahlı çatışmanın meydana gelmiş olmasının da dikkate alındığı ve gruplara yönelik toplam dört bomba atıldığı belirtilmektedir. Bu tesbit karşısında, Savcılığın meçhul şüphelilerin fiillerini en hafif cezayı öngören taksirle öldürme olarak nitelemesi uygun mudur? Kasten öldürme, tasarlayarak öldürme, ihmali davranışla kasten öldürme, olası kastla öldürme ve bilinçli taksirle öldürme ihtimalleri orta yerde durmakta, ayrıca bu ihtimallerin her biri görev yerinin neresi olacağını da etkilemekte.

Peki, Roboski soruşturması hangi yasal imkânla askerî yargıya gidebilmektedir? Çünkü askerî yargı, adli yargının yanında bir ikinci baş olarak bütün genişliğiyle durmaktadır. 2010 Anayasa değişikliğiyle 145. Madde’de, sadece darbe suçlarının adli yargıda görülmesini sağlayacak değişiklik yapılarak, askerî yargının görev alanını belirleyen “suçun askerî mahalde işlenmesi” ölçütü kaldırılmış, “suçun askerî suç olması”, “suçun askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olması”, “asker bir kişinin asker kişi aleyhine suç işlemesi” ölçütleri aynen bırakılmıştır.Suçun askerî suç olması” ölçütü geniş bir alana karşılık gelmektedir. Türk Ceza Kanunu’ndaki siyasi suçlar dâhil birçok suç, madde numarasıyla Askerî Ceza Kanunu’na alınarak askerî suç hâline getirilmiştir. Nitekim Savcılığın taksirle öldürme nitelemesinin TCK’daki karşılığı madde numarasıyla As.CK 146. maddesi içinde yer almaktadır. Böylece asker bir kişi silahını ve cephanesini dikkatsiz ve emirlere aykırı kullanarak sivil de olsa bir kişiyi öldürmüşse askerî suç işlemiş olmaktadır. Askerî yargının görev alanını düzenleyen ölçütlerden ikincisi, asker kişinin işlediği suçun askerî hizmet ve göreviyle ilgili olması ölçütüdür. Suç işleyenin yargı merciini belirleyecek somut fiilin niteliği bir yorumla ortaya konabildiğinden, bu ölçüt de tabii hâkim ilkesine aykırıdır. Çünkü adli yargıyla askerî yargı arasındaki görev sınırı yoruma meydan vermeyecek şekilde açık ve net değildir. Roboski’deki yurttaşlar kasıtlı olarak bombalanmışsa artık hizmet hâli de sözkonusu olamaz.

Cumartesi günü çift başlı yargı konusunu Roboski bağlamında incelemeye devam edeceğim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89