• BIST 1.432,800
  • Altın 529,27
  • Dolar 9,2450
  • Euro 10,7600
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 17 °C

PKK ve devlet kritik eşiği aşıyor mu?

PKK ve devlet kritik eşiği aşıyor mu?
Radikal yazarı Avni Özgürel, PKK ile devlet arasında görüşmelerin sürdüğünü iddia ederek, kritik eşiğin aşılmakta olduğu belirtiyor.

Radikal yazarı Avni Özgürel, farklı kesimlerce zaman zaman dillendirilen bir olguyu, daha açık ifadelerle 2 Ocak günlü yazısında köşesine taşımış. Birçok manipülatif yazarın aksine hem devlet ve hükümet kanadından hem de Kürt çevrelerinden sağlam bilgiler alabilen 12 Eylül öncesinin ‘milliyetçi/ülkücü militanı’, gazeteci Özgürel, “PKK'da yolun sonu göründü,” başlıklı yazısında, açık dillendirmese de satır aralarında PKK ile devletin çeşitli düzeylerde görüşmeler yaptığına dikkat çekerek, “30 yıl dur-durak demeden devam eden, binlerce cana mal olan, on binlerce ocağı dağıtan/söndüren ve nihayet şüphesiz trilyonlarla ifade edilebilecek düzeyde maddi kayba neden olan fırtına sanırım dinme noktasında...” diyor. Özgürel yazısında, çatışmaların yaza kadar son bulabileceğini ve sorunun şiddet dışı bir mecraya yönelebileceğini iddia ediyor.

PKK’nin önümüzdeki kısa sürede Türkiye'ye yönelik öncelikli tehdit odağı olmaktan çıkabileceğini belirten Özgürel, bir taraftan “Şırnak Uludere’de onlarca insanımızın hayatını kaybettiği iç karartıcı ve kışkırtılmış ortamda iyimser şeyler yazmak zor,” derken, diğer taraftan “Uludere’nin ilk olmadığı gibi muhtemelen son da olmayacağı”nı belirterek önümüzdeki günlerde sona giderken iç karartıcı olayların olabileceğine de vurgu yapıyor.

PKK eşiği aşılmak üzere

Özgürel’in yazısının başlığında kullandığı “PKK'da yolun sonu göründü,” cümleleri ilk etapta bazı ‘akılmend yazarların’ iddia ettiği gibi PKK’nin askeri operasyonlarla bitirileceği izlenimi uyandırsa da yazının içeriğinde tam aksi bir bakış açısı ortaya çıkıyor. Özgürel, “PKK’nin yok olmayacağı ama Türkiye’ye yönelik öncelikli tehdit odağı konumundan çıkacağı bir hatta çekilme hazırlığında olduğunu” yazıyor. Bu yaklaşımın PKK ile devlet arasında görüşmeler yapılarak sağlanacağına dikkat çeken Özgürel, “Süreç sonlanmış, çözüm planında nihai noktaya varılmış değil. Fakat büyük bir aksilik olmadığı, emekleri boşa çıkaracak bir provokasyon, yani Habur hadisesine benzer bir aculluk ya da MİT-PKK görüşmesi bantlarının basına sızması türünden bir skandal yaşanmadığı takdirde, PKK’nin 2012 yazından önce silah bırakacağı” iddiasında... Özgürel’e göre bu noktaya öncelikli olarak, “Başbakan Erdoğan’ın ‘Çözümün gerektirdiği siyasi riski ben üstlenirim, yeter ki şiddetin son bulacağına inanayım,’ demesi ve güvenlik bürokrasisine devlet aklının hâkim olmasıyla gelindi.” Bu noktaya bir tek Erdoğan’ın ve hükümetin yaklaşımı ile gelinmediğini de belirten Özgürel, Abdullah Öcalan’dan başlayıp Murat Karayılan’a, Sabri Ok’a ve Mustafa Karasu’ya uzanan PKK zirvesi, ister gönül rızasıyla ister bölgedeki gelişmelerin zorlamasıyla çözümü hedeflemiş olmasa, ilerleme sağlanamazdı,” diyor. Özgürel, hükümet ve PKK içindeki çözüm yanlısı kesimlerin yanı sıra, “örgütün itiraz eden ya da tereddüt gösteren unsurlarını baskılayıp dirençlerini kıran TSK operasyonlarının” da sürecin bu noktaya gelmesinde etkili olduğunu öne sürüyor.

Çözümün ana ekseni: Kürt Sorunu

Özgürel, hükümet cenahında da artık çözümün ana ekseninin Kürt sorunu olduğunun bilindiğine vurgu yaparak, “ayrıntıları bu aşamada açıklanmış olmasa da Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın koordine ettiği açılım projesinin ‘Demokratikleşme Paketi’ aşamasına” gelmesinin bu eksenin temel vurgusu olarak algılanması gerektiğini ifade ediyor.

Özgürel, sorunun çözümü için atılan/atılacak adımları yazısının bir bölümünde şu ifadelerle yorumluyor: “Bugüne kadar Kürtler tarafından da olumlu karşılanan bir dizi karar alındı, önemli adımlar atıldı. Nitekim yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ve uygulamada Kürtçenin seçmeli ders olarak sisteme dahil edilmesi dışında önemli bir mesele kalmamış görünüyor. İşlevi ve mahiyeti fazla bilinmediği için yürürlükteki İller İdaresi Kanunu’nun yerel yönetimlere tanıdığı özerk alanın bazı düzeltmelerle daha tatmin edici bir hale getirilmesi anayasa konusu. Ve düğümü çözecek değişiklik, valilerin seçimle belirlenmesi.”

Tüm bu olguların yaşama geçmesi için PKK ile bir mutabakatın arandığına da dikkat çeken Özgürel, “Demokratikleşme Paketi’nin ana hatları, muhtemelen sonbahardan önce yani güvenlik bürokrasisinin PKK unsurlarıyla vardığı mutabakat doğrultusunda dağdan inişler başlamadan netleşmiş olacak,” diyor. Özgürel bu kez en dikkat edilecek hususun “ne devlet ne de örgüt açısından zafer/teslimiyet tablolarına izin verilmemesi” olduğunu söylüyor.

İkinci kritik eşik: Af

Özgürel, Radikal gazetesindeki dikkat çeken belirlemelerinde, süreci etkileyecek önemli unsurlardan birinin de, Abdullah Öcalan’ı da yakından ilgilendiren af meselesi olduğunu yazıyor. Özgürel af ile ilgili şunları söylüyor: “Sürecin Türkiye’yi hedefe taşıması açısından kritik konulardan biri, kuşkusuz af meselesi. Af derken geçmiş dönemde çıkarılmış Pişmanlık Yasası ya da Eve Dönüş Yasası olarak bilinen düzenlemelerin tekrarından söz etmiyoruz. Konu suça karışmamış, eline silah almamış militanların affı da değil. Söz konusu olan, aralarında PKK’nın yönetim katında görev alanların da olduğu, eylemlere katılmış aktif unsurlardan Türkiye’ye dönmek isteyenlerin durumunu netleştirecek hukuki düzenleme. Bu konuda kesin olan şu ki suçu sabit olan kişilere, yargılanmayacakları ya da sınırları Türk Ceza Kanunu’nda çizilmiş etkin pişmanlık hükümlerine ilaveten iç barışı temin maksadıyla çıkarılacak özel af yasasının ceza indirimi hükümleri dışında özel bir muameleye tabi tutulacakları yolunda taahhütte bulunulması söz konusu değil.”

Öcalan’ın öznel durumu

Özgürel, meselenin Öcalan’ı ilgilendiren boyutuna yönelik olarak ise şunları yazıyor: “Meselenin Abdullah Öcalan’ı ilgilendiren yanına gelince... O konuda diğer konularla eşzamanlı bir ‘iyileştirme’ söz konusu değil. Önümüzdeki iki yıllık süre zarfında öngörülen adımların atılmasında aksaklık yaşanmadığı, söz konusu sürecin sorunsuz aşılması yolunda girişim ve düzenlemelere katkı sunmaya devam ettiği takdirde toplumda oluşabilecek anlayışa paralel olarak Abdullah Öcalan hakkında da çarptırıldığı cezayı ortadan kaldırmayan ancak infaz koşullarının değiştirilmesini öngören düzenleme yapılması gündeme gelebilecek.” (Kaynak: ilkehaber)

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89