• BIST 106.558
  • Altın 270,013
  • Dolar 5,7092
  • Euro 6,3105
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 10 °C

Neçirvan Barzani'den Rojava ve bölgedeki gelişmelere ilişkin önemli açıklamalar

Neçirvan Barzani'den Rojava ve bölgedeki gelişmelere ilişkin önemli açıklamalar
Erbil merkezli Ortadoğu Araştırma Enstitüsü’nün (MERİ) düzenlediği panelde konuşan Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Irak’ta yaşanan gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

“Türkiye’nin Suriye’deki sorunu hiçbir şekilde Kürtler değildi”

Rudaw'da yer alan habere göre Panelin moderatörlüğünü yapan MERI Başkanı Dr. Dilawer Alaaddin’in, “ABD, Türkiye, Rusya, İran ve hatta PYD’li liderlerle iyi ilişkileriniz olduğu biliniyor. Sizin ağzınızdan duymak istiyoruz; orada istikrarın sağlanması için bu ilişkileriniz üzerinden ne yaptınız, etkiniz ne oldu?” sorusuna Neçirvan Barzani şu sözlerle yanıt verdi:   

“Hiç şüphe yok ki duygusal açıdan hepimiz, tüm Kürtler Suriye’de Kürtlerin başına gelenlerden rahatsızlık duyduk, başka türlü olmasını istiyor. IŞİD geldiğinde büyük bir direniş gösterdiler, birçok şehit verdiler. Bunu sadece kendilerini, yani Kürtleri korumak için yapmadılar. Arapları ve diğer Suriye bileşenlerini savunmak için de yaptılar.

Fakat şu an yaşananlardan bahsedebilmek için biraz geçmişe gitmemize ihtiyaç var. Malesef diyorum, biz Kürtlerin tarihi öğrenmek için pür dikkat tarih okumamız ve bilmemiz gerekiyor. Birşey olduğunda doğrudan falanın veya filanın hatasıdır, bu hükümet böyle yaptı, böyle komplo yapıldı diyoruz. Böyle bir alışkanlığımız var. Ama birazcıkta, ‘biz nerede hata yaptık’ diye sorgulamıyoruz. Biz dikkatlice bu hataları sorgulayıp ileriye dönük adım atmayı başaramıyoruz.

“PKK Suriyeli Kürtler üzerinden meşruluk kazanmak istedi”

Suriye krizinin başlangıcında Türkiye’nin Suriye’deki sorunu hiçbir şekilde Kürtler değildi. Sorunları PKK’ydi. Bu konuda çok açık ifade etmişlerdi. ‘Suriye sınırlarımızda hiçbir şekilde PKK bayrağının bulunmasına müsaade etmeyiz’ demişlerdi. Bu görüşlerini sürekli bizimle de paylaştılar. Biz de sürekli Suriye’deki kardeşlerimize bunun büyük bir tehlike olduğunu kavratmaya çalıştık. Bunun için çok ciddi çabalarımız da oldu. O süreçte Kürdistan Demokrat Partisi’nin PYD ile iyi ilişkileri de yoktu. Türkiye gelip bize arabuluculuk teklifinde bulundu. Kürtlerden kendilerini PKK’den ayırmalarını istedi. En büyük hata şuydu; malesef, PKK Suriyeli Kürtler üzerinden meşruluk kazanmak istedi. Orada Kürtlerin başına gelen bu felaket de bu yanlış siyasetin bir sonucu oldu.

“General Mazlum’la diyaloğumuz vardı”

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Erbil’e geldiğinde, Kürtlerle Şam arasında barışçıl bir çözüm için çaba göstermesini talep ettim. Suriye içerisinde Kürt sorununun çözüme kavuşturulmasını istedim. Kendim de şahsen birkaç defa General Mazlum ile telefonda konuştum ve aynı zamanda görüşmemiz oldu. Bunları kendisine de söyledim. Başkan Trump’ın görüşlerine saygı duyuyorum ama kendisi de ABD askerlerinin neden Suriye’de olduğunu bilmiyor. Suriye konusunda ABD’nin açık bir politikası yoktu. IŞİD meselesi başlıca bir meseleydi ve bize bu konuda yardım ettikleri için de kendilerine müteşekkiriz. Biz bu yüzden her zaman ABD ve koalisyon güçlerine teşekkür borçluyuz. Onlar olmazsa ne biz ne de Suriye’dekiler IŞİD’i yenilgiye uğratamazdı.

Biz Suriye’deki Kürtlerin meselesinin Suriye hükümeti ile barışçıl yollardan çözülmesinden yanayız ve bu Suriye’deki Kürtler için gerçekçi bir çözüm yoludur. Lavrov gelmeden önce ben Mazlum Kobani ile konuştum. O ‘tamam’ deyip bu talebi Rusya’ya iletebileceğimizi söyledikten sonra ben bu talebi Lavrov’la konuştum.

“Türk ordusu ile hareket eden silahlı gruplar endişe sebebidir”

Türkiye konusundaki endişelerimiz ilk olarak Türk ordusu ile operasyona katılan silahlı gruplara ilişkindir. Çünkü bu güçler Efrin’e geldikten sonra çok ama çok kötü şeyler yaşandı. Bu bu şeylerin Suriye’de tekrar yaşanması konusunda ciddi endişelere sahibiz. İkincisi; Kürdistan Bölgesi hükümeti yeni bir göç dalgası konusunda ciddi endişeler taşıyor. Bu olaylardan önce yaklaşık 2 milyon Iraklı ve Suriyeli göçzedeyi barındırıyorduk. Bu sayı daha sonra 1 milyon 100 bine indi. Bu göçler yüzünden Kürdistan Bölgesi’nin nüfusu yüzde 25-30 civarında arttı. Bunun Kürdistan Bölgesi’nbe masrafı 1 buçuk milyar dolar oluyordu ve bu büyük bir yüktü.

Başka bir endişemiz ise IŞİD konusudur ve biz IŞİD fikrinin bittiğine inanmıyor ve bu örgütü hala Irak ile Kürdistan üzerinde ciddi bir tehdit olarak algılıyoruz. Bu tehlikenin bir kez daha canlanmaması için Bağdat ile ciddi bir çalışma içerisinde olmamız gerekiyor. Bu konuda sürekli İran ve Türkiye ile diyaloğumuz olmuş.

“PYD ve ENKS’den birlikte hareket etmelerini istedik”

Şunu söyleyebilirim; şu an içinde olduğukları durumdan kurtulmak, yüklerini hafifletmek için Suriyeli kardeşlerimiz için elimizden geleni yapacağız. Fakat şöyle birşey de var; bizim sorumluluğumuz Kürdistan Bölgesi içerisindedir. Biz hiçbir ülkenin, Türkiye, İran ve Suriye’nin içişlerine karışmıyoruz, Kürtlerin yaşadığı yerlerde meselenin çözümü için bizden istendiği taktide üzerimize düşeni yaparız.

Öte yandan biz PYD ve ENKS’den birlikte hareket etmelerini istedik. Birlikte hareket etmeleri halinde Suriye hükümeti ile sorunu çözebilirler ve yine anayasa yazım çalışmalarında önemli kazanımlar elde edebilirler.”

“Kürt meselesi Türkiye’de ciddi bir sorundur”

Neçirvan Barzani, “Türkiye’nin Kürt meselesine kapsamlı ve kalıcı bir çözüm yerine genel anlamda güvenlikçi politikalarla yaklaştığını görüyoruz. Konu şu anki operasyonlar değil, siyasi boyutu da var, siz ne düşünüyorusunuz?” şeklindeki soruya ise şu sözlerle yanıt verdi:

“Kürt meselesi Türkiye’de ciddi bir sorundur. Biz Kürdistan Bölgesi olarak Türkiye’de Barış Süreci’nin başlamasında rol oynadık. Türk yetkililerle yaptığımız tüm görüşmelerde de biz bu konuyu dile getirmekten sakınmadık. Fakat biz sadece yardımcı pozisyonunda olmaya çalışıyoruz. Biz bu konuda serih olduk kendileriyle, Kürt meselesinin şiddetten bağımsız barış yoluyla çözülmesini savunduk. Bu görüşümüz hiç değişmedi ve bugün burada oturduğumuz anda bile mesajımız aynıdır, bu sorun barışçıl yollarla, Türkiye sınırları içerisinde çözülmelidir. Bu sorun askeri yollarla çözülmez. Doğrusu bu konuda General Mazlum ile yapmamız gereken konuşmaları yaptık. Duymasını zaruri gördüğümüz konuları kendisine duyuduk. Bu sözlerimizi dile getirmeye devam edeceğiz. Onlara yol göstermek için değil, bizim yaşanmış bir tecrübemiz var. Tecrübelerimize dayanarak doğru olan yolu kendilerine de göstermek istiyoruz. Burada ayrıntıla girmek istemiyorum ama kendisi ile çok açık konuştum ve çok da gerçekçiydik. Onlara bu konuda yardım konusunda şu ana kadar elimizden geleni yaptık ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.  

“Iraklı göstericilerin taleplerini meşru bulunuyoruz”

Irak’ta protesto gösterileri ile yaşanan durum hakkında da değerlendirmelerde bulunan Neçirvan Barzani, kendilerini Irak’ta yaşanan durumdan soyut tutmadıklarını ve olanları yakından takip ettiklerini söyledi.

Gösterilere katılan kesimin daha çok gençler olduğunu, ne Saddam rejimini ne de ABD’nin gelişini hatırladığını belirten Barzani, “Bu gösteriler halkın meşur taleplerini dile getirebilmesi için yapılan gösteriler. Gösteriler 2003 yılından beri ülkeyi nasıl yöneteceğini bilmeyen ve ülkenin ereye gittiğini bilmeyen yönetime karşıdır. Göstericiler daha iyi yaşam koşullarına, hizmet ve iş imkanlarına sahip olmak istiyorlar. Genel anlamda kendilerine yıllardır verilen ve yerine getirilmeyen vaatlerden rahatsız olmuş kesimlerdir” dedi.

Göstericilerin taleplerini meşru bulduklarını dile getiren Barzani, “Bugün yaşananlardan sadece şu anki Başbakan sorumlu değil, 2003’ten bu yana iktidara gelen tüm hükümetler sorumludur. Mevcut Başbakan bir yıldır hükümetin başında ve elbette elinde sihirli değneği yok ki bir dokunuşta tüm sorunları çözebilsin. Kessinlikle kendisine daha fazla imkan tanınmalı. Ama elbette halk da artık bu durumdan yorgundur. Bu paylaşım üzerine kurulan sistemden rahatsızdır. Ama umuyoruz ki tüm Iraklı siyasi taraflar bundan tecrübe ve pay çıkarır. Biz Kürdistan Bölgesi olarak bu durumdan etkileniyoruz ve ciddi endişe duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Irak’ta sistemin kendisi sorun”

Neçirvan Barzani, Kürdistani parti liderleri ile bugün gerçekleştirilen toplantıda bu konuyu ele aldıklarını hatırlatan Neçirvan Barzani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz bu durumun aşılması için Bağdat hükümetine yardımcı olabiliriz. Bugün hükümet değişikliğinden, erken seçimden ve anayasa değikliğinden bahsediliyor. Bizce bunlar çözüm değil. Tüm Iraklı güçler oturup başka bir çözüm mekanizması üzerinde çalışmamız lazım. Bu mekanizma bugün sokağa çıkan halkın taleplerine cevap bulabilme temelinde olmalı. Irak’ta süstemin bir bütünü sorun teşkil ediyor. En önemlisi de ekonomi konusudur. Şimdiye kadar da Irak’ta serbest Pazar ekonomisi mi, sosyalist ekonomi mi geçerli belli değil. Şimdiye kadar da her bir bakanlığın onlarca, yüzlerce şirketi var. Dışardan başka bir şirket geldiğinde önünü alıp çalışmasını engelliyorlar. Bunlar bir bütün olarak yolsuzluğa ve bulanıklığa yol açıyor. Bu konulara ciddi çözüm bulunmaldır.”

“Irak’ta yönetim aklı ve yönetme biçimi sorundur”

“Şu ana kadar da Irak’ta en temel sorun yönetim aklı ve yönetme biçimidir” diyen Barzani, “Ne anayasa, ne de seçim sorundur. Irak’ta siyasi sistem yeni baştan tartıuşılmalıdır. Ben onların yerinde olsam IMF ve Dünya Baknası’nı tekniki açıdan yardıma çağırırdım. Irak hem doğal kaynaklar bakımından hem de insani kaynaklar bakımından zengin bir ülkedir” değerlendirmesinde bulundu.

Neçirvan Barzani, konuşmasının devamında, “Bir zamanlar Iraklı siyasetçiler oy toplamak istediklerinde televiziyona çıkar ve Kürdistan Bölgesi’ne karşı konuşurlardı. Kendilerine, ‘neden böyle konuşuyorsunuz?’ diye sorduğumuzda ise ‘sokakta oy toplamak için’ şeklinde cevap verilerdi. Fakat ilk defa bu gösterilerle halk onlara ‘yeter artık biz o sözlerinize doyduk, biz hizmet ve daha iyi yaşam koşulları istiyoruz’ dedi” ifadelerini kullandı.

“Anayasa değişikliği ile amaçlanan nedir?”

Başkan Neçirvan Barzani, Irak’ta gündemde olan anayasa değişikliği hakkında sorulan soruya ise, “Anayasa değişikliği ile amaçlanan nedir? Sanırım her bir şahsın buna cevabı, anayasa değiştirilerek Irak’ta siyasi istikrarı pekiştirmek istiyoruz şeklindedir. Bizim de sorumuz şudur; Kürdistan Bölgesi’nin kazanımlarını kısıtlayarak Irak’ta siyasi istikrar pekişir mi, kötüleşir mi? Bunlardan hangisidir? Asıl soru budur ve yerinde bir sorudur” sözleriyle yanıt verdi.

“Irak 2003’ten beri federalizm easlarını uygulamadı”

Barzani, “Hangi maddeyi değiştirerek Irak’ta halkın yaşam koşullarını düzeltebilir, taleplerine karşılık verebilirsek başımız üstüne, buyrun değiştirelim. Biz Basra’dan Zaho’ya bütün Irak vatandaşlarının yaşam konuşşarının iyileştirilmesine destek veriyoruz. Ama Kürdistan Bölgesi’nin hak ve kazanımlarını kısıtlayarak siyasi istikrar sağlanır mı? Bizce hayır. Bizce sorun anayasa değil, anayasanın uygulanmamasıdır, anayasanın gözardı edilmesidir. Bağdat hükümeti 2003’ten beri federalizm esaslarını uygulamadı ve hiçbir dönemde federalizm olmadı. Her dönemde de merkeziyetçiliği uyguladı” dedi.

Neçirvan Barzani sözlerini şöyle sürdürdü:

“2003’te Kürtler Irak’a katılmaya karar verdiklerinde bu anayasa temelinde katılma kararı aldı. Anayasa’da çok açıkça belirtiliyor; Anayasanın uygulanması Irak’ın birlik bütünlüğünün garantisidir diye. Biz Krüdistan Bölgesi olarak 2003’ten önce çok özel bir statüye sahiptik. Evet Birleşmiş Milletler üyesi değildik ama paramız bile Irak’tan farklıydı. Biz kendi rağbet ve isteğimizle Bağdat’a döndük. Biz yeni Irak’ın inşasına yardım etmek için Bağdat’a döndük. Rahmetli Mam Celal (Celal Talabani), Newşirwan Musrafa ve Başkan Barzani bu konuda ellerinden geleni yaptı. Biz Bağdat’ı savunmak için peşmerge gönderdik. Yani Kürtlerin Irak’ın yeniden insaşına katkısı gizli birşey değil. Biz bunun için elimizden geleni yaptık. Bugün Irak’ta yaşanan sorunu da sadece Bağdat’ın sorunu olarak görmüyoruz. Biz aynı coğrafyada yaşıyoruz ve kendimizi de sorumlu görüyoruz.

Bir de şunu söylemek istiyoruz; hangi Kürt hakkı veya kazanımı elektiriğin az olmasına neden olmuştur? Anayadadaki hangi Kürt hakkı halka daha iyi hizmet ulaştırılmasına engel olmuştur? Hangi anayasa maddesinde Kürtlere tanınan hak güneyde su sorununa neden olmuştur?  Anaysada böyle bir bend varsa üzerinde konuşmaya hazırız ve biz de Iraklıların daha iyi koşullarda yaşamasını savunuyoruz.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89