• BIST 2.443,77
  • Altın 975.604
  • Dolar 16.7259
  • Euro 17.4609
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 29 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 30 °C
  • Berlin 26 °C

‘Kürtlere ne versek yetmiyor’ mu?

‘Kürtlere ne versek yetmiyor’ mu?
Evrensel gazetesi yazarı Yusuf Karataş'ın bugün yayınlanan ‘Kürtlere ne versek yetmiyor’ mu? başlıklı yazısı...

Kürt seçilmişlerine, siyasetçilerine yönelik KCK operasyonları başladığında ‘açılım’ politikasının ne olduğunu anlamayan kimi çevreler “açılım bitti!” diye feryat etmişlerdi. Değil mi ki, “açılım’dan sorumlu” Devlet Bakanı Atalay, Kürt sorununun çözümü yönünde görüşmeler yapmış ve bazı adımların atılacağını açıklamıştı. Bu operasyonlar da ne oluyordu? Oysa ‘açılım’ politikası, tam da bir yandan Kürt sorununun çözüleceği beklentisini yaratmaya yönelik adımların atılmasına ama öte yandan da askeri ve siyasi operasyonlarla Kürt hareketinin baskılanması mantığına dayanıyordu. Halkta çözüm yönünde beklenti yaratılacak ve ‘kolektif haklar’da ısrar eden Kürt hareketi etkisizleştirilecekti. AKP’nin çözümü buydu!

AKP ve Erdoğan, 20011 seçim süreciyle birlikte milliyetçi söylemlere yönelmiş, ‘açılım’dan geriye sadece operasyonlar kalmıştı. Şimdi devlet okullarında Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulabilmesine yönelik düzenleme ile birlikte Kürt sorununu AKP’nin çözeceği beklentisi yeniden canlandırılmaya çalışılıyor. 20 milyon Kürdün yaşadığı bir ülkede Kürt çocukları ‘4+4+4’lü eğitim sisteminin ikinci 4’ünde haftada 2 saat Kürtçe dersi görebilecekler. Sadece AKP de değil, ana muhalefet partisi başkanı da Kürtlerin kendi dillerini İngilizce, Fransızca gibi öğrenmelerinde sakınca görmediklerini buyurmuş. Ne büyük lütuf! Bu adımla birlikte Sonbahar’da devletin ‘Avrupa Yerel yönetimler Özerklik Şartı’nın 8 maddesine koyduğu çekinceyi kaldıracağı yönünde tartışmalar da yapılıyor. Böylece hem Kürt halkının ‘anadil’ ve ‘demokratik özerklik’ taleplerinin içi boşaltılmış olacak, hem de bu adımlara rağmen “çözüme yanaşmayan” Kürt siyaseti üzerindeki baskılar arttırılacak. İşte böylesi hesapların yapıldığı bir zamanda Leyla Zana’nın “Erdoğan’dan umutlu olduğunu” söylemesi, çözüm yönünde yaratılmak istenen beklenticiliğin tuzu biberi oldu!

Ne demek istediğimizi anlamak için AKP medyasının yazıp çizdiklerine bakmanız yeter. Star’dan Mustafa Karaalioğlu bakın ne diyor? “Özgürlük alanının genişlemesi, demokrasinin artması ve neticede Kürt kimliğinin giderek daha rahat ve doğal şekilde ifade edilebilir olması Kürtçü siyasetin canını sıkmaya başladı(…) Bu kez Kürtler adına siyaset yapanlar -önemli bir bölümü- alenen red ve inkara basladılar.” Karaalioğlu, Kürtçe’nin müfredata girmesini “fevkalade öneme sahip bir demokratik adım” olarak değerlendirmekte ve Kürt siyasetinin “Okullarında Kürtçe ögretilen bir ülkede Kürtlük adına siyaset yapmak daha da zor olacagı” için bu adımı görmezden geldigini söylemektedir. Karaalioglu Mamoste Medya’yı hatırlar mı bilmiyoruz. Hani daha 9 yaşindayken evinde arkadaslarına Kürtçe ders verdigi için hakkında sorusturma açılan o küçük Kürt kızını… Gelsin Karaalioglu, Diyarbakır’ın en yoksul mahallelerinden birinde yasayan Medya Örmek’e ve arkadaslarına anlatsın, 4 yıl Türkçe egitim aldıktan sonra haftada 2 saat Kürtçe’ye olur veren o “fevkalade önemli demokratik adımı”nı!

Bu kadar da degil! Mustafa Karaalioglu, TRT’deki ‘Enine Boyuna’ programında, “Kürt sorununun çözümü için eğer 10 madde sıralanırsa bunun en az 8’inin AKP tarafından gerçeklestirilmis olduğunu” söylüyor. Ama Kürt siyasetinin bu adımları görmezden gelmesi nedeniyle Türk tarafinda “Kürtlere ne versek yetmiyor” duygusunun oluştuğunu da ekliyor. Aynı şeyi daha 2010’da ‘Beyaz Türkler’in sözcüsü Ertugrul Özkök de söylememis miydi? Özkök, verilen “taviz”lerle “ayrıcalıklı bir Kürt etnisitesi olusturuldu” diyerek “peki daha ne ve nereye kadar?” sorusunu sormuştu. AKP’nin ve medyasının uygulanan politika üzerinden sordurmak istediği soru tam da budur! “Kürtlere ne versek yetmiyor” söylemi üzerinden Kürt hareketi baskılanarak siyaset yapma zemini ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Bu zihniyetin çözüme değil, çözümsüzlüge hizmet ettiği açıktır. Çünkü Kürt hareketinin demokratik taleplerini birlikte yaşamanın zemini olarak görmek yerine, bunları tanımayı “taviz” olarak degerlendirmek ülkeyi çözüme değil, toplumsal çözülmeye götürür. Kürtler sizden “taviz” istemiyor; yeni anayasa tartışmalarının yapıldıgı bir süreçte eşit haklara dayalı bir ‘toplumsal sözlesme’ ile birlikte yaşamak istiyor. Ve bilinmelidir ki, AKP’nin bu taleplerin içini boşaltarak Kürt hareketiyle hesaplasmaya çalışmasının yaratacağı toplumsal çözülme/çatışmanın acı faturasını sadece Kürtler ödemeyecektir.

Yusuf Karataş - Evrensel

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89