• BIST 1.536
  • Altın 436,651
  • Dolar 7,3521
  • Euro 8,9384
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin -1 °C

Kürtler ne kadar haklı?

Kürtler ne kadar haklı?
TESEV Demokratikleşme Programı, Kürt Sorunu Siyasa Raporları Serisi'nin üçüncü raporunu yayımladı.

TESEV Demokratikleşme Programı, Kürt Sorunu Siyasa Raporları Serisi'nin üçüncü raporunu yayımladı.

Rapor İzmir, Mersin, Trabzon ve Ankara gibi Kürt nüfusunun az olduğu batı illerinde, toplam 14 ilden 104 katılımcının katıldığı TESEV tarafından 2008 yılında yayımlanan “Kürt Sorunu’nun Çözümüne Dair Yol Haritası; Bölgeden Hükümete Öneriler” başlıklı raporda yer alan öneriler üzerinden hazırlandı.

Dilek Kurban ve Yılmaz Ensaroğlu’nun yazarlığını yaptığı rapor “Kürt’ler Ne Kadar Haklı” ve “Türkiye’ nin Batısı Kürt Sorunu’na Bakıyor” başlığını taşıyor. 61 sayfadan oluşan rapor, 5 bölümden oluşuyor.

1.bölümünde Kürt Sorunu’na Dair Genel Değerlendirmeler başlığı altında“Sorun, Kürt Sorunu’dur”,“Sorun demokratikleşme ve insan hakları sorunudur” “Kürt Sorunu, dış güçlerin bir oyunudur” spot başlıkları ile bu sorunun tanımlanmasının çözüm için şart olduğu savını şu paragraflarda ifade etmeye çalışıyor;

“Bunca acıya, can ve mal kayıplarına, özetle, ödenen büyük ve ağır bedellere rağmen, Türkiye toplumunun büyük çoğunluğu Kürt Sorunu’yla henüz doğrudan karşılaşmış değildir. Öte yandan, Kürtlerin ülkenin batısına önceleri ekonomik nedenlerle, 1990’lardan itibaren de güvenlik gerekçesiyle zorla göç ettirilmelerinden itibaren, mevsimlik ve geçici tarım işlerinde çalıştıkları kıyı bölgelerinde yaşayan yerli halkın, sınırlı da olsa Kürtlerle bir arada yaşama tecrübesi olduğundan söz edilebilse de, bu karşılaşma, özellikle Kürtler açısından yer yer zorlu ve travmatik olabilmektedir. Ayrıca, Karadeniz, Ege ve Akdeniz’deki yerli halkın zorunlu göç mağduru Kürtlerle ‘karşılaşması’,çoğu zaman, bu karşılaşmanın altında yatan Kürt Sorunu’nu gördükleri anlamına gelmemektedir. Oysa çözüm için önce sorunla yüzleşmek ve sağlıklı bir teşhis koyarak sorunu olabildiğince doğru bir şekilde tanımlamak şarttır.” 

Raporun 2.bölümde ise hazırlanan raporun değerlendirmeleri yapılırken bir ayrıntının altı özellikle çiziliyor. O da batıda yaşayanların Kürt taleplerinin hepsini PKK ‘nın talebi olarak algılıyor olması.

"Bu zengin çeşitliliğe rağmen, Mersin, İzmir ve Trabzon’da yapılan toplantılarda, Rapor’da sadece PKK yanlısı görüşlere yer verildiği, Kürtlerin geri kalan kısmının görüşlerine başvurulmadığı yolunda iddialar sıkça öne sürülmüştür. Buradan hareketle, Kürt Sorunu’ndan ve Kürtlerin taleplerinden yana toplumun yeterli bilgiye sahip olmadığını, bunun da ayrıntılı değerlendirmeler yapılmasını ciddi ölçüde önlediğini kaydetmek gerekir. Nitekim Kürtler arasında artık çok normalleşip sıradanlaşmış ve neredeyse herkes tarafından ileri sürülen taleplerin, ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan ve belli bir entelektüel birikim sahibi olan katılımcılar tarafından dahi “Kürtlerin değil, örgütün talepleri” olarak nitelendirilmesi, sağlıklı bilgi akışının olmadığının, sorunun yakından takip edilemediğinin tipik göstergesidir. Dahası, toplantılarda Rapor’un değerlendirildiği oturumlar, genel olarak ülke insanının bu sorunla ilgili sağlıklı bilgi sorunu yaşamakla kalmadığını, aynı zamanda toplumun gelişmeleri ve olayları müthiş bir medya dezenformasyonu altında yorumlamaya mahkûm edildiğini gösteren sayısız örnekle doludur."

Raporun 3. bölümünde ise katılımcıların şahsında genel olarak toplumun, yakınlarındaki Kürtlerle ilgili algıları ve düşünceleri, onlardan yana duydukları rahatsızlıklar, onlarla yaşadıkları sorunlar; aynı şekilde, buralarda yaşayan Kürtlerin karşılaştıkları sorunlar, diğer insanlarla ilişkileri, karşılıklı önyargılar ve benzeri hususlar tartışılıyor.

Raporun 4. bölümünde çözüm önerileri sunulurken 5. bölümde ise karar alıcıların etkisinden bahsediliyor.

"Sorunun tanımı ve kaynağı konusunda farklı değerlendirmeler yapılmış ancak Kürt Sorunu’na bir insan hakları ve demokratikleşme sorunu olarak bakmanın, sorunu tartışmayı ve çözüm önerileri geliştirmeyi kolaylaştıracağı görüşü öne çıkmıştır. Aynı şekilde, sorunun kaynağının yalnızca PKK olmadığı, tam tersine Kürt Sorunu’nun PKK’yı doğurduğu görüşü yoğun biçimde dillendirilmiş ve Kürt Sorunu’nun demokratik çözüme kavuşturulmaması halinde, PKK silahsızlandırılsa dahi, yeni PKK’ların ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle de, Kürt Sorunu’nu çözmek için tarihsel sürecin ele alınması ve PKK’nın ortaya çıkış nedenlerinin iyi incelenmesi gerektiği belirtilmiştir."

Raporun son bölümü olan 5.bölümde ise sorunu çözecek aktörler hakkında değerlendirmeler ve çözümler tartışılmıştır.

"Aktör analizinde katılımcılar özellikle kendi partilerini ve tutumlarını açıklıkla değerlendirerek, gerektiğinde eleştirerek, geçmişte yaptıkları hataları da ortaya koymuşlardır. Bu tartışmaların sonunda, tarafların bu sorunun çözümüne yönelik olarak yapacakları işleri zafer/hezimet psikolojisinden çıkartmaları gerektiği üzerinde bir uzlaşı ortaya çıkmıştır" açıklaması yapılıyor.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89