• BIST 103.072
  • Altın 278,499
  • Dolar 5,6668
  • Euro 6,2796
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 15 °C

Kürtçe eserlerin kaybolmaması için kamuoyuna çağrı

Kürtçe eserlerin kaybolmaması için kamuoyuna çağrı
Araştırmacı Remzî Pêşeng'in 'Kürtçe eserlerin kaybolmaması için kamuoyuna çağrı' başlıklı yazısı...

Ortadoğu üzerindeki devletlerin, Kürdistan üzerinde hak iddia etmenin en meşru yolu, tarihi satın almak ve kendi devletlerini meşrulaştırmak için olmazsa olmaz bir öncelik söz konusudur. Ortadoğu’da bağımsız bir devlete sahip olan milletler, kendi tarih çalışmalarını devlet tarafından finanse ederek devlet destekli akademiler kurarak üniversiteleri de bu çalışmalara dahil ederek geniş sanatsal bir departmanlarına burs tahsis edilerek planlayıp yaygınlaştırır. Kürtler ise bir devlet aygıtından ve finansmanından yoksun olan devletsiz Kürdün tarihini ve tarihinden belirgin olan şahsiyetlerin birbirinden farklı kaynaklar yığınağından derlenip çıkarılmamıştır.

Dünyada artık milletlerin genel kolektif başarıları hakkındaki değerlendirmelerle tatmin olmamakta, uzmanlık alanlarına ayrılmış tarihin özgünlüğünü ve insanlığa katkıda bulunan insani başarıların paylaşımını arzulamakta ve buna değer vermektedir. Bunda da kendilerine özgü paylar almayanlar, tarihsel olarak marjinal, kültürleri ilkel hatta kendi vatanları hakkındaki iddiaları yersiz olarak değerlendirilmektedir. Böylesi ikincil bir statü verilen bir milletin her türlü mirası sanat yada arkeoloji müzelerinde değil, doğal tarih müzelerinde sergilenmektedir. Böylesi milletin tarihi ve insani deneyimleri, sosyologların, yada tarihçilerin, hukukçular için değil, antropologlar için bir çalışma nesnesi olur. Bu noktada en basit bir bilginin bile nasıl dezenformasyona uğradığı gösteren birkaç örnek bizi bu konuda doğrulamaktadır. Birinci öğreneğimiz, Diyarbakır il halk kütüphanesindeki eserlerin akıbetine dair bir soru, İkinci örneğimiz, Milli Kütüphanede bulunan Kürtçe eserlerin nasıl görünmez kılındığına dair olacaktır. Diğer örneklerimiz ise, resimler üzerinden yapılan dezenformasyonlara dönük birkaç örnek olacaktır.

Bundan yıllar önce T.C. Devlet Bakanı Sayın Egemen Bağış’ın Van'ın Bahçesaray İlçesi'nde düzenlenen 'Bahçesaray Saklıkent Kültür ve Sanat Festivaline katıldı. Sayın Bağış’ın konuşması şu şekildeydi, “Birileri yıllarca Feqiye Teyran'ı yok saydı. Peki yok edebildiler mi? Hayır. Feqiye Teyran, eserleri, insanlığı ve hoş görüsüyle tuttuğu ışıkla bugün hâlâ bizlerle birliktedir. Bugün onu anıyoruz. Onun şiirlerini burada dillendireceğiz. Demek ki başımızı kuma gömmenin hiçbir anlamı yok. Demek ki bazı sorunlarımızı, dertlerimizi yok saymanın onların ortadan kalkacağı anlamına gelmediğini öğrenmiş bulunmaktayız. Biz bu ülkenin bütün sorunlarını teker teker çözme konusunda bir iradeyi ortaya koyduk. Son 7 yılda Türkiye'de attığımız her adımda kardeşliği, eşitliği önemsedik. Türkiye'nin 7 bölgesinde hiçbir ayırımcılık yapmadık.” Tabi ki ben burada kardeşlik söylemlerini ve ayrımcılığı dile getirmek için bu makaleyi kaleme almadım.

Sadece unutulmaması adına bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Türk Kütüphanelerinde, “Süleymaniye, Milli Kütüphane, Konya il Halk kütüphanesi, Millet Kütüphanesi, Erzurum il Hak Kütüphanesi ve Diyarbakır il Halk Kütüphanesi” ve benzeri kütüphanelerde Kürtçe eserler bulunmaktadır. Ben bizzat bu kütüphanelerin hepsini gezdim ve saatlerce çalıştım. Ve gözlemlerin sonucu, Kürtçe kitapların, dili, mahiyeti ve yazarı hakkındaki tutumlar inkâra yöneliktir. Örnek, Milli Kütüphanede olan biz zat 9 gün ve günde 7 saat çalışmamın sonucunda Melayê Cizîrî nin bir nüshasına ulaştım. Bu nüsha Tayyar paşa nüshasıdır ki en iyi nüshalardan sayılır. Fakat bu nüsha Kütüphane bilgilerinde “Fuzuli’nin Divanı” olarak kayda geçmiştir. Tayyar Paşa, Hafız- Fuzuli ve Cizîrî’nin divanını tek ciltte toplamıştır, bu üç divanı birden kaleme almış. Ama nedense kayıtlarda Türkçe olarak geçmektedir. Şayet ben, Tayyar paşanın üç ayrı divan’ı kaleme aldığını ve bunların hangi Divanlar olduğunu sorgulayıp araştırmasam, bunun bir tanesin Kürtçe Melayê Cizîrî'nin Divanı olduğu hiç bilemeyecektim. Bu Divan el Yazma Nüshası ile birlikte Hîvda İletişim tarafından baskıya hazırlanıyor sanıyorum.

43632

Bir başka örnek ise yaptığım araştırmalar neticesinde Diyarbakır il halk Kütüphanesi el yazmaları bölümde kütüphanede Feqiye Teyran'ın Divan’ı ile ilgili bir kayda rast geldim.

Kayıt aynen şöyledir: Kitabın adı: Haza Beyta Faki Teyran- Yazarı: Fakihi Teyran- Konusu: Edebiyat- Dili: Kürtçe- Kayıt No: 14/8- CD No-1

43633

Fakat eserin kayıtlı olduğu yerde başka eserler var. Feqiye Teyran'ın eseri kayıp. Şimdi burada şu soru aklımıza geliyor. Osmanlı arşiv dairesin yaptığı gibi, bir devlet politikası olarak Kürtler ve Kürtçeye ait önemli şahsiyetlerin eserleri ve mektupları neden kayıt dışına çıkarılıyor.? Neden Kürtçe eserlere, Farsça-Arapça Türkçedir, diye bir kayıt düşülüyor?

Ben T.C Kültür bakanlığına bir dönem Egemen bağışın dile getirdiği sözü tekrarlayarak “Birileri yıllarca Feqiye Teyran'ı yok saydı. Peki yok edebildiler mi? Hayır. Feqiye Teyran, eserleri, insanlığı ve hoş görüsüyle tuttuğu ışıkla bugün hâlâ bizlerle birliktedir.” İfadesinin yerini bula bilmesi için, hiç değilse Kürtçe eserlerin itibarını iade ve Diyarbakır il halk kütüphanesinde olduğunu sandığım Feqiye Teyran'ın eserini ortaya çıkarsın.

Bu konuda hem Kültür bakanlığına hem de Milli Eğitim bankalığına şunu hatırlatarak bir örnek daha vermek istiyorum: Milli Eğitim Bakanlığı yayınları arasında çıkan İslam Ansiklopedisi’ndeki “Dinever” maddesinde İngilizceden tercüme edilmiştir. Fakat Türkçeye tercümesi şu şekildedir: “Bu mıntıkada yaşayan Türklerin emîri Hasanvayh (Hasanuyah) küçük bir müstakil devlet kurarak, Dinavar’ı merkez yaptı ve şehir takriben 50 yıl (369-979’da ölümüne kadar) onun elinde kaldı.”

Ama aynı maddenin İngilizce İslam Ansiklopedisi’ndeki orijinali ise şöyledir: “Hasanwayh (Hasanuya) a Kurdish prince living in this region, founded a small independent kingdom of which the capital was Dînawar; He was able to retain possession of it for nearly 50 years (until his death in 369-979).” Orijinal pasajın içindeki Kurdish kelimesi Türk yapılmış. MEB’in, İngilizce olan Encyclopedia of İslam’ı tercüme ettirerek İslam Ansiklopedisi şeklinde yayınladığı biliniyor.

Aynı ansiklopedi kendisiyle şöyle çelişiyor. “Hasanwayh” maddesini tercüme ederlerken unutmuş olmaları gerekir ki veya ayrı kişiler maddeleri tercüme etmiş olmalılar ki! Bu sefer “Hasanveyh” maddesinde Hasanveyh b. Hüseyn’in bir Kürt prens olduğunu söylemektedir.”

Doğrusuda budur zaten, Kürt Hasanveyh hanedanı, 10 yüzyılın ortalarında güney doğu Kürdistan da ortaya çıkmış ve Barzikani ( Barzini ) bir kolunun önderi olan Hasanveyh Hüseyin tarafından kurulmuştur.Hasanveyh ailesinin toprakları Dinever ve Şehrezor dan başka Hemedan ve Nehevand e kadar kapsıyordu.

Kürtlerin Devletlerine, Şahsiyetlerine, eserlere karşı daha saygılı olmanızı bekliyoruz. Ve biz çok iyi biliyoruz ki, Kürtlere ait eserlerin Kütüphaneler tarafından araştırmacıya sunulmuyor ve aynı zamanda şu soruda akla geliyor. Diyarbakır’da BDP nin yüzde 70 varan oy oranına rağmen, Kütüphane ve arşivler konusunda bu yağmaya neden müdahil olamıyor?

Kürt Kamuoyu ve Sayın Osman Baydemir’e çağrı

Türkiye’nin Belediyecilik yönetmeliği, Türk kültürünün kısmı “obalar birliği” dediğimiz politikanın da uzantısıdır. Osmanlının Kürdistan da ki idari ve siyasi yapısının yansımasıdır. Bu konuyu, “Dördüncü Bakış,” adlı çalışmamda, Osmanlı Kürt ilişkisi başlığı altında çalıştım. Ankara merkezi yönetimiyle, Diyarbakır Belediyesi arasındaki mücadelenin tarihsel arka planını çalıştım, bunun yurtluk ocaklık diye bileceğimiz “obalar birliği” olan Türk kültür siyasalın çatışmasıdır. Tabi ki konumuz bu değildir, ama bununla ilişkili olan Belediyenin İktidarı alanın dışında kalan Kütüphanelerde ki Kürtlere ait eserlerin korunmasının sağlanması nasıl olacağı sorusudur.

Kurdistandaki Belediyelerin iktidar alanını genişletmeli ve özellikle Kültürel kaynaklara müdahil olabilecek siyasette geliştirmeli. Hiç değilse Diyarbakır il halk kütüphanesindeki Yazma eserlerin akıbetine dair bir politika geliştirilmesi ve Sayın Osman Baydemir, bu konu hakkında bir kurul oluşturup Kürdistan da ki tüm köyleri ve medreseleri dolaşıp, ne kadar el Yazma eserler var ise, kayda geçirilip ve dijital ortama aktarılmasını sağlamalıdır. Şuan da Kürdistan da bulunan yazmaların tamamı, Konya il halk kütüphanesin de, toplanılmaktadır. Kürtler buna izin vermemeli. Kürt şahsiyetlerinin yazmış olduğu, Kürtçe, Farsça, Arapça Türkçe eserler Kürdistan’da muhafaza edilmelidir. Özellikle Rusya Kütüphanelerin deki, Kürtçe ve Kürtlere ait eserlerin hiç değilse bir kopyasını Kürdistan’a getirilmesi için çalışılmalıdır. Aynı zamanda, son iki yüz yılda çıkmış gazetelerde Kürtlerle ilgili ne varsa derlenip toparlanmalıdır.

Çok basit bir örnek

Şeyh Said Efendi ile ilgili Cumhuriyet gazetesinde çıkan haberler ve resimler var, Kürt basını buna o kadar yabancıdır ki Şeyh Said efendi ile Seyyid Abdulkadir’in resmini karıştırmaktadırlar. Bunu bütün Kürt basınında göre bilirsiniz. Seyyid Abdulkadir’in resmi, Şeyh Said diye, kitaplarda, dergilerde, İnternet sitelerinde, albümlerde dolaşmaktadır. Bu hatayı “Kurdıstan In the Shadow of History” albümün sahibi SUSAN MEISELAS” ta yapmaktadır.

43634
Bu resim, Şeyh Said efendinin değil, Seyyid Abdulkadir’in resmidir.

Ve bu duruma sebep olan neden bilgi kaynaklarımızın bize ait olmayışıdır. Bu konuya, bir örnek, iki ayrı delil vermek istiyorum.

Örneğimiz, Şeyh Ubeydullah olduğu iddia edilen resimdir.

Bunu ilk gündeme getiren, Altemur Kılıçtır, Kuzey Kürdistanın hiçbir ferdinin unutamadığı Kılıç Ali’nin varisi, Timaş yayımlarından çıkan bir eserinde “Titrek Pusula” bir resim vermektedir. Verdiği resmin Şeyh Ubeydullah olduğunu iddia etmektedir,

İkinci örnek, Titrek Pusulada yayınlanan bu resmin, daha sonra Kürtlerin çok dikkatini çeken bir albümde de yayımlandı. Albümün adı: “Kurdıstan In the Shadow of History” albümün sahibi ise “SUSAN MEISELAS” aynı iddia orda da sürdürüldü.

Ama biz ise bu resme, İran arşivlerinde rastlıyoruz, bu resim Ölümsüz Şeyh Ubeydullah’ın değil, yine oğlu Seyyie Abdulkadir’in resmidir. Zaten Osmanlı arşiv belgeleri, İran arşiv belgeleri ve Şeyh’in kendi ifadelerinden de anlıyoruz ki, Şeyh Ubeydullah bu kadar genç değildir.

43635
Bu resim belgede şu şekilde ifade etmektedir, Şeyh Ubeydullah’ın oğlu Seyyie Abdulkadir, ve dostu Dr. Cochan, ayakta duran iki Kürt askeri. “Peşmerge”

Ben, Altemur Kılıç’ın, Ayşe Hür’ün, Martin Van Bruinessen ve benzerlerini dezenformasyonlarına girmiyorum. Sadece Kürt iradesi, bir an önce, Kürt gençlerine, kendi tarihiyle ilgili dokümanları kullana bileceği alanların açılmasını sağlamalarıdır. Bunu Kürdistan’ın dört bir yanında organize edilmelidir. Hafız Esad’ın Kütüphanesi- Şah’ın Kütüphanesi ve Rusya ve Avrupa da Kürtlere ait çok önemli eserle vardır. Bir örnek vereyim: Şah’ın Kütüphanesinde, Abdurrezak Dımilli’nin yazdığı “Dımilli Tarihi” el Yazmasıyla durmaktadır. Bu eser günümüzde Zazaların Kürt kimliğiyle ilgili çok önemli bilgiler vermektedir.

43636

Ben tüm Kürdistanda ki, ister siyasi olsun, ister kültürel çalışmaların başında olan Kürt büyüklerine rica ediyorum, Türkiye, İran, Suriye, Rusya ve benzeri Ülkelerde olan Kütüphanelerde olan, Kürtlere ait eserlerin, ortak bir “Kürt Milli Kütüphanesinde” derlenip toparlayıp Kürt tarihi araştırmacılarına sunulmasıdır. Bu konuda Kürdistan Kültür bakanlığını ve Kürtlere ait idari yapıların harekete geçmelerini istiyorum. Bu konuda Yüksek lisans ve Doktora çalışmalarına destek vermeleri gerekir. Dünyanın neresinde olursa olsun, Kürt gençlerini, Kürtlerin, Tarih, kültür, Dil, Din, yani Kürt şahsiyetini oluşturan ve Kürt medeniyetini oluşturan tüm faktörleri, Yüksek lisans ve doktoraya konu yapacak ve onlara destek olacak Kurum oluşturulması gerekmektedir. Aksi takdirde burnumuzun dibinde ki kütüphanelerde Kürt şahsiyetlerinin eserlerini Rusya da olduğu gibi çöpten aramaya başlıyıcaz.

Remzi Pêşeng
Twitter: remzipeseng
Mail: remzipeseng@hotmail.com

Etiketler:
  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89