• BIST 2.004,55
  • Altın 776.44851
  • Dolar 13.6408
  • Euro 15.4662
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin -1 °C

Halid Yalçın: İmralı sürecinde hava sisli...

Halid Yalçın: İmralı sürecinde hava sisli...
Hakkari'li yazar Halid Yalçın'ın Agos gazetesine verdiği 'İmralı sürecinde hava sisli' başlıklı söyleşisi...

Deneyimli gazeteci Cengiz Çandar, ‘İmralı süreci’yle ilgili Hakkâri’nin kaygılarını dile getirdiği Radikal yazısında Hakkari gerçekliğinde çok bilindik olsa da, Halid Yalçın, Kürt siyasi çevreleri içinde farklı bir figür.

Yalçın, imam olan babasının da etkisi ile İmam Hatip Lisesi’nde okumuş, medresede eğitim almış biri. “Örgütlerden, hiyerarşiden, alt üst ilişkilerinden oldum olası hoşlanmadım’ diyen Yalçın, Yeni Ülke gazetesinde yazarlığa başladıktan sonra Ağustos 1992’de ‘örgüt üyeliğinden’ tutuklandı, 1993 Mayıs’ında tahliye oldu. Kasım 1993’te nişanlanmak üzereyken yeniden tutuklanan Yalçın, Haziran 2002’ye kadar cezaevinde kaldı. Yalçın’ın yarım kalan nişanı dokuz yıl sonra tamamlanabildi. Kürt edebiyatıyla ilgili çalışmaları da olan Yalçın, ‘İmralı süreci’ni Agos’a değerlendirdi.

’İmralı süreci’ Hakkari'den nasıl görünüyor? 

Son İmralı süreci, Hakkari’den çok açık bir şekilde görülmüyor. Çok sisli, bulutlu ve bizim dilimizce, " mij û dûman e". Sebebine gelince çok açık ve şeffaf değil. Türkiye’nin basını olayı çoğunlukla hükümetin kontrolünde, Öcalan’ın her şeye razı olduğu yönündeyken, PKK ve Kürt basını ise, her şeyin Öcalan’ın kontrolünde olduğunu, hükümet ve yandaş basının her şeyi çarpıttığını, yalan yanlış bilgiler verdiğini söylüyor. Doğrusu bizler de neye, kime inanacağımızı bilmiyoruz. Herkes şaşkın ve gergin. Büyük bir umut ve bekleyiş var. Çünkü son otuz yılın yükünün ağırlığı Hakkarililerin sırtında. halkımız barışa ve umuda teşne. Ancak Hevesi kursağında kalmasın diye de, ihtiyatlı ve son derece temkinli.

Barış geliyor havasını yaşamak, çocuklarının sağ salim evlerine dönmesini, sorunlarının çözülmüş olmasını çok istiyor halkımız. Ancak bütün iyimserliklerine rağmen, henüz hiç bir ışık göremediklerini, bu sürecin oyalamaca olduğunu, aksi takdirde devletin bu eskiden beri olan iş ve işlemlerinden vazgeçmesi gerektiğini, ama bunu gösteren hiçbir emare olmadığını da görüyorlar. Bindik bir alamete gidiyoruz havası hakim daha çok. Çünkü Hakkari’de dolaşan panzerlerin geliş gidişlerinde hiçbir azalma olmadığını, merkezden sınır boylarına, ilçelerden merkeze korkunç araçlarla sürekli askeri sevkiyatların olduğunu, her saat görüyorlar. Evinde TV başındayken, herhangi bir hükümet yetkilisinin ya da yazarın sözlerinden umutlu olan bir Hakkarili dışarı çıktığında, yukarda söylediğim askeri konvoylarla karşılaşıyor ve hemen oracıkta umudu kırılıyor. Dolayısıyla temkinli bir umuttan söz edebilsem de, Hakkari de bir barış havasının estiğini söyleyemem.

Tedirgin eden şeyler var mı? Yol kazası gibi bir durum bölgede ne gibi sonuçlar doğurur?

Her gün Hakkari’nin semalarından giden uçaklar, en ufak bir protesto eylemine karşılık polisin hazır kıta beklemesi insanı tedirgin eden faktörler. Bunların yanı sıra Ankara’dan birbirinin zıddı söylenen şeyler halkı tedirgin ediyor. Söylemlerinde iki belirleyici aktörün birbirine ne kadar uzak olduklarını görüyor ve halk tedirgin oluyor.

Basına yansıdığı kadar Öcalan'ın özerklik talebinden vazgeçtiği, ev hapsi gibi talebi olmadığı söyleniyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben kişisel olarak Sayın Abdullah Öcalan’nın Özerklikten vazgeçebileceğini tahmin etmiyorum. Ama eğer, kendisinin "Demokratik Özerklik" diye tarif ettiği ve Demokratik Toplum Koordinasyonunun da geçen yıllarda deklere ettiği, tam olarak ne olduğu da pek bilinmeyen etnik yapılanmadan vazgeçmişse, bence isabet buyurmuştur. Çünkü kişi olarak ben o yapının işlevsel olduğu kanaatinde değilim. Benim kişisel düşüncem, Kürt sorunu dediğimiz sorun, ırkçı, ayrımcı ve tekçi anlayışından kaynaklanmaktadır. Sorunun temeli, doğal olana, tabii olana karşı örgütlenmiş olan devletin yapısal varlığıdır. Kemalizm ve onun ırkçı, tekçi yapılanmasıdır. Sorun büyük ölçüde bu. Öncelikle onun ve bütün, ırkçı, ayrımcı, soykırımcı kötülükleri ortadan kaldırılıp, evrensel insan hakları çerçevesinde yeni bir anayasa yapılırsa, herkese eşit, özgür ve adaletli bir şekilde vatandaşlığını yaşayacağı bir ortam sağlanırsa, sorunun çok önemli bir kısmı çözülmüş olacaktır. Geri kalanları inkar edilen haklarla ilgilidir. Anadilde eğitim başta olmak üzere bu inkar edilen haklar verilip uygulanırsa Türkiye demokratik bir memleket olacaktır. Öcalan'ın, ev hapsinden vazgeçtiği de doğru olabilir. Çünkü kendisi de çok iyi biliyor ki süreç sağlıklı bir şekilde yürür ve onurlu bir barışla sonuçlanırsa, kendisinin cezaevinde kalmasına gerek kalmayacak. Büyük uzlaşmalar, büyük afların yolunu açar ki, o da özgür kalmış olacak. Dolayısıyla böyle bir sonuç hayal eden, hayalle kalmayıp onu kurgulayan biri, ne diye "ev hapsi" gibi basit bir nedene takılsın ki.

Barzani sizce süreçte ne kadar etkili? 

Barzani bu sürecin en önemli ve etkili aktörüdür. Bölge politikacıları arasında, en akıllı, sabırlı ve temkinli olanıdır. Dişiyle, tırnağıyla söküp aldığı özgürlüğünü, kurumsallaştırdığı küçük devletin canı pahasına korumak istiyor. Kendisine en uygun müttefik olarak Türkiye’yi görüyor ve Türkiye sınırları içinde yaşayan 20 milyon Kürde güveniyor. Onlara ulaşmak istiyor. Ancak soğuk savaş mantığının örgütlenme modeliyle değil, demokrasi ve refahı oluşturarak bunu yapmaya çalışıyor. Nêçirvan Barzani bizzat söylemişti; biz de olan Türkiye de yok; Türkiye de olansa biz de yok. Biz de petrol var, Türkiye de, bunu rahat bir şekilde paraya, yani refaha tahvil edeceğimiz güvence var. Değiş tokuş yaptığımızda herkes mutlu olacak. Bu alışveriş Türkiye’nin de işine geliyor. Anladığım kadarıyla A. Öcalan da bunu fark etmiş.

PKK, Öcalan'a rağmen sürece karşı bir tutum alabilir mi? 

Hayır, PKK Öcalan’a rağmen bu sürece karşı açıktan çıkamaz. Örgütün yapısı ve mantalitesi böyle bri duruş sergileyemez. En kötü ihtimal, çok şahin ve radikal bir grup ayrılır ki, onlar da varlık gösteremezler. Çünkü Kürt halkı bu savaşın çok kirlendiğini görüyor ve düşünüyor. Artık silahlı mücadelenin miadını doldurduğunu, siyasetin daha etkin ve yetkin olduğunu da biliyor. Genel eğilim, Öcalan’ın yanında, hiç bir şey elde edilmezse de, birlik ve beraberliğini bozmadan devam etmekte. Kardeş kavgasının ne kadar yıkıcı olduğunu da, Kürtler son yirmi yılda tecrübe etmiş zaten. Dolayısıyla süreç devam edecektir. Bu Kürtlerin kendi haklarından vazgeçeceği, anadilde eğitim talebinden vazgeçeceği, kimliğinin tanınmasından, kimliğinin anayasal güvenceye alınmasından vazgeçeceği anlamına gelmez. Mücadele devam edecektir; silahlı değil, siyasi olarak...

"Öcalan devletle anlaştı" gibi ruh hali var mıdır bölgede?

Hayır, öyle bir hava yok. Bazı basın yayın organları bunu çok acemice yaymaktalar. Ancak onların yanıldığı temel nokta; Öcalan’ın örgütünden vazgeçemeyeceği, örgütün de Öcalan’dan vazgeçemeyeceği gerçeğidir. Çoğunlukla bu hakikat, siyasiler, gazeteciler, kıymeti kendinden menkul analistler tarafından ıskalanıyor. Ama onlar Öcalan’ı tanımıyorlar. Öcalan güreşi kendi minderinde yapmayı sever ve benim anladığım kadarıyla, hükümeti ve MİT’i kendi minderine çekmiştir.

Diyarbakır Cezaevi, Faili Meçhuller ve Roboski gibi Kürtler açısından kırılma noktası olan şeylere rağmen bölge halkı için barışmak kolay olacak mı? 

Evet. Çünkü Kürtler, yapılanların tamamını da devletin yaptığını biliyor. Kemalist ve Ergenekoncu devleti yıkabilirse barışır. Devlet ırkçı, ayrımcı ve soykırımcı yapısından vazgeçip, bu yapının doğurduğu felaketlerden dolayı halkından özür dilemezse bir barış falan da yapamaz. Halkın devletiyle barışmaktan başka çaresi yok. Ama bütün mesele devlet ve hükümet bunu başaracak mı? Başarabilecek mi? Sorun burada. Benim kanaatim bu hükümet bunu yapmazsa, bu gider yeni gelen bunu yapar. Çünkü, tarihin hiçbir döneminde Kürtlerin çıkarları ile dünya egemenlerinin çıkarları bu kadar çakışmamıştı. Dolayısıyla bu işi kavrayan kazanacak, kavramayan kaybedecek. (Uygar Gültekin - Agos)

* Söyleşi Agos'un bir önceki sayısında yayınlandı.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89