• BIST 105.994
  • Altın 317,534
  • Dolar 6,2384
  • Euro 6,8405
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 2 °C

Diyarbakır’ın kaybeden nesli

Diyarbakır’ın kaybeden nesli
Diyarbakır’ı özel yapan, her defasında beni hevesle şehirlerinde gezdiren, her zaman kapıları ve zihinleri tartışmaya açık olan bu insanlardır...

Son yıllarda haber yapmak, izlenim yazmak için Diyarbakır’a defalarca gittim... Her gidişimde bu şehrin kendine has havasından, ama en çok da insanından etkilendim. Kahvede oturan amcalardan, uzak ilçelerde yaşayan köylü kadınlarına, siyasi farkındalıkları beni hep şaşırttı.

Ama Diyarbakırlıları sadece siyasi görüşleriyle tanımlamak haksızlık olur. Birbirinden renkli, girişimci, esprili, sıcakkanlı insanlar tanıdım. Onları tanıdıkça, Batı’da kafamızda şekillenen “Kürt” ve “Güneydoğu” algısının ne kadar kıt, ne kadar önyargılı olduğunu gördüm. Diyarbakır’ı özel yapan, her defasında beni hevesle şehirlerinde gezdiren, her zaman kapıları ve zihinleri tartışmaya açık olan bu insanlardır.

Her gidişimde aradığım, farklı haber kurumlarında çalışan birkaç meslektaşım da var.

Bu dostlardan biri olan Aziz Fidancı, Diyarbakır Olay gazetesinde yazı işleri müdürü. En dramatik, en siyasi olaylara bile mizahi bakabilen, tarafsızlığını ve sükunetini koruyan Aziz, henüz 30 yaşında.

Genç gazetecinin, cumartesi günü yasaklanan miting üzerine çıkan olayları kaleme aldığı yazısını okuyunca “eyvah” dedim. Çünkü her daim iyimser olan Aziz, durumun vahametine işaret edip, “Bu nefret nereye kadar?” diye soruyordu. Aziz böyle diyorsa, Diyarbakır’ın genelindeki ruh halini düşünemiyorum.

Yıllar sonra OHAL

“Yasaklanan miting sonrasında savaş manzaralarını aratmayan kareler, uzun süre akıllardan silinmeyecek. 2012 yılında bir kez daha OHAL’i yaşadı Diyarbakır... Öfkenin hakim olduğu bu coğrafyada kanayan yaraya kim dur diyecek? Herkesin kendine göre ‘haklı’ gördüğü bu savaş nereye kadar devam edecek? Diyarbakır’ın can damarı olan Ofis semti de diğer semtler gibi alev yerine döndü” diye yazıyordu Aziz.

Bu arada Ofis, Diyarbakır’ın Beyoğlu semti gibidir. Cafeler, restoranlar, işyerleri ve şehrin en şık apartmanlarıyla doludur. İnsanlar huzurla sokakta oturur, birbirini selamlar, sohbet eder. En azından ben gittiğimde böyleydi... Ancak sayısı hayli kıt haberlerden, fotoğraflardan yansıyanlara bakınca korkunç bir meydan savaşına Ofis’in de sahne olduğunu gördük.

Aziz, “30 yaşındayım. Kendimi bildim bileli bu sorun var ve içinde büyüyerek bu günlere geldim. Bu manzaraya artık birileri dur diyebilmeli. Çocukluğum ve gençliğim, bu sorunun gölgesi altında, hiçbir şey anlamadan geçip gitti maalesef. Biz bu sorunun gölgesinde kaybeden nesil olduk. Bugün yetişen çocuklara, yarın bunları yaşatmaya hiç kimsenin hakkı yok” sözleriyle bitirmiş yazısını...

Korkuyorum, hem de çok

İşte bu satırlar beni, polis şiddetinin hedefi olan BDP’li kadın milletvekilleri kadar üzdü. Bu gidiş, Diyarbakır’ı ve genel anlamda Güneydoğu’yu daha fazla şiddete, daha fazla nefrete sürüklüyor. Oysa sadece Türk milliyetçilerinin değil, Kürt milliyetçilerinin de şiddetle eleştirdiği “açılım” süreci, bölgeye gerçekten de bahar havası getirmişti. İnsanlar huzur içinde sokağa çıkabiliyordu. Sıkıntılar vardı ama barışın geleceğine ve ölümlerin biteceğine dair umut, hiç olmadığı kadar yoğundu.

İki yıl evvel Hakkari, Cizre, Şırnak dahil, Güneydoğu’yu arabayla dolaşmış, nabız tutmuştuk. İtiraf edeyim: Şimdi böyle bir şey yapmaya cesaret edemem. Diyarbakır’ın Ofis’inde bunlar yaşandıysa, korkuyorum, hem de çok! Sadece kendim için değil, orada yaşayan ve arada sıkışmış kalmış siviller için. Memleketin bir 30 yılı daha kan, gözyaşı ve şiddetle geçirme ihtimalinin giderek arttığını gördüğüm için...

Mehveş Evin - Milliyet

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89