• BIST 2.030,28
  • Altın 783.55796
  • Dolar 13.324
  • Euro 15.1428
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 3 °C

Bayram Bozyel: Çözüm sürecinde bir sıkışma yaşanıyor

Bayram Bozyel: Çözüm sürecinde bir sıkışma yaşanıyor
'Adalet Bakanı Sadullah Ergin ‘çözüm süreci sorunsuz ilerliyor’ dese de, çözüm sürecinin belli bir sıkışma yaşadığını yok saymak mümkün değil.'

Önce şu ‘çözüm süreci’ kavramına kendi açımdan bir netlik kazandırmak istiyorum. Bu kavram ya da nitelendirmenin geçmişte hükümetin başvurduğu ‘milli birlik ve kardeşlik projesi’ gibi ifadelerden daha kullanışlı olduğunu düşünüyorum. Hükümet Kürt sorunundan ve onun çözümünden ne anlıyor, bu ayrı konu. Ancak hükümetin de ‘çözüm süreci’nden kastettiği şeyin –o cenahtan gelen çelişkili açıklamalara karşın- Kürt sorununun çözümü olduğu biliniyor. Öte yandan kendim ve HAK-PAR olarak Kürt sorununun çözümünün bir süreç sorunu olduğunu her fırsatta ifade ediyoruz. Ve ayrıca başlatılan yeni sürecin Kürt sorununun çözüm potansiyelini içermediğini iddia etmek mümkün değil. Bu açıdan hükümetin son altı ayda işleyen süreçle ilgili kullandığı ‘çözüm süreci’ kavramını kullanmakta her hangi bir sakınca görmüyorum.

Şimdi esas konuya geleyim.

Başta işler yolunda gitti

Hükümetin MİT üzerinden Öcalan ile başlattığı ve Kürt sorununun barışçıl çözüm potansiyelini içeren çözüm sürecinin üzerinden altı aydan fazla bir zaman geçti.

Şu geçen altı aylık süreçte elle tutulur en önemli gelişme silahların susması oldu. Böylece toplumun canını yakan silahlı çatışmalar durdu, can kayıpları ve onun yol açtığı yıkıcı etkiler yaşanmaz oldu. PKK’nin silahlı güçlerini Türkiye’nin dışına çekme kararı ise söz konusu çatışmasızlık sürecinin pekişmesi ve çözüm sürecinin sağlıklı ilerletilmesi bakımından gerekli zeminin oluşmasına katkı sunan önemli bir adımdı. Peş peşe gelen bu iki adım kangrenleşmiş yüzyıllık Kürt sorununun barışçıl çözümü için büyük umut yarattı ve yarattığı umut oranında da toplumdan destek gördü. Ancak henüz bu bir başlangıçtı. Silahların susması, ölümlerin durması, savaştan kaynaklanan gerilimin düşmesi son derece önemliydi. Esas yapılması gereken ise Kürt sorununa yol açan tarihsel haksızlıkların giderilmesi, Kürt halkına gasp edilen ulusal demokratik haklarının iade edilmesiydi. Bu çerçeveden bakınca silahların susması ve PKK’nin sınır dışına çekilmesi ne tek başına kalıcı bir barış ne de Kürt sorununun çözümü anlamına geliyordu. Ama söz konusu gelişmelerin her iki tarihi hedefe ulaşmak için büyük imkanlar ortaya çıkarttığı açıktı.

Hükümet tarihi bir gelişmeye imza atmıştı. Ancak sürecin ilerleyebilmesi için daha kapsamlı ve yaygın bir toplumsal uzlaşıya ihtiyaç olduğu ortadaydı. Sürece ilişkin kamuoyunda var olan kaygıları gidermek, yanlış ve yersiz algıları olumlu yönde değiştirmek amacıyla 63 kişilik bir Akil İnsanlar Heyeti oluşturuldu. Oluşumunda yeterince katılımcı bir yöntem izlenmezse de Akil İnsanlar Heyeti projesi oldukça isabetli bir fikirdi.

63 kişilik Akil İnsanlar Türkiye’nin dört bir yanına dağılarak hükümetin başlattığı sürecin toplum tarafından anlaşılması için önemli bir etkileşim sürecini işlettiler. Akil Adamlar üstlendikleri misyonu yerine getirirken öyle görünüyor ki hem birbirlerinden hem de sahada buluştukları kesimlerden etkilenerek kendileri de dönüştüler. Yaptıkları iş sadece toplumun birçok kesimiyle buluşup tartışmak, sürece ilişkin kaygı ve tepkilerini gidermekle kalmadı. Aynı zamanda söz konusu tarama sürecinde farklı toplumsal kesimleri bir araya getirip onları buluşturmayı da başardılar. Bu durum karşılıklı konuşma kültürünü geliştirdi, uçları törpüledi, siyaset gibi toplumun da normalleşmesine katkıda bulundu.

Akıl İnsanlar’ın yoğun görüşme trafiği sonucunda sürece verilen destek Türkiye genelinde % 70, Kürdistan da ise % 100’e ulaştı.

Öte yandan Akil İnsanlar Heyetleri’nin yaptıkları en önemli işlerden birisi de iki aylık tarama ve görüşmelerin sonuçlarını hem yüz yüze görüşmelerinde hem de rapor haline getirerek başbakana sunmaları oldu. Söz konusu çalışma, hükümetin elini güçlendirdi ve süreci ileriye taşınması için ona önemli bir alan açtı

Çözüm süreci bağlamında hükümetin attığı ikinci önemli adım ise Meclis’te ‘Çözüm Sürecini Değerlendirme Komisyonu’nun kuruluşuna ön ayak olması oldu. CHP ve MHP’nin yer almadığı bu komisyon ağılıklı olarak AKP milletvekillerinden oluştu, BDP ise bir üye ile bu komisyonda yer alıyor. Ancak aradan geçen zaman içinde bu komisyonun çalışmaları ve sürece katkıları ile ilgili kamuoyuna yansımış somut bir çalışması olmadı ya da olduysa da benim haberim yok. Oysa bu komisyon, çözüm sürecinin gerektirdiği yakıcı konuları hem parlamentonun hem de toplumun gündemine taşımak için daha işlevsel olabilirdi ya da hala bu mümkün.

Bu arada İmralı ile kandil arasında yürüyen yoğun trafiğin de etkisiyle PKK cenahında süreç sorunsuz işlemeye devam ediyordu.

Sürecin teklediği yer

Çözüm süreci bağlamında kısa bir zaman dilimi içinde önemli bir yol alındı, derin badireler atlatıldı ve süreç gelip Gezi Parkı’na takıldı.

Devamı için

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89