• BIST 1.441
  • Altın 501,444
  • Dolar 8,3566
  • Euro 10,1202
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 34 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 14 °C

Barolar: Hasta tutsaklar derhal serbest bırakılsın

Barolar: Hasta tutsaklar derhal serbest bırakılsın
"Tutuklu ve hükümlülerin tedavi süreçlerinde yaşadıkları sorunlara ilişkin inceleme ön raporu" açıkladı.

Bölge barolardan oluşan heyet cezaevlerinde yaptığı incelemelerin ardından "Tutuklu ve hükümlülerin tedavi süreçlerinde yaşadıkları sorunlara ilişkin inceleme ön raporu"nu açıkladı. Raporda, hasta tutsakların bağımsız hekimlerce muayenesinin önünün açıklaması ve ağır ve yaşamı tehlikede olan hasta tutukluların infazlarının durdurularak derhal serbest bırakılması talep edildi.

Ağrı, Batman, Bitlis, Bingöl, Diyarbakır, Erzurum, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak, Dersim ve Van barosu, "Tutuklu ve hükümlülerin tedavi süreçlerinde yaşadıkları sorunlara ilişkin inceleme ön raporu"nu Barolar Birliği'nde düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Raporda, cezaevlerinden hak ihlalleri bilgisinin alınmasının ardından bölge illerinde bulunan barolardan bir heyet oluşturulduğu ve heyetin 29 Kasım tarihinde, Metris 2 Nolu R Tipi Ceza İnfaz Kurumu, Silivri Ceza İnfaz Kurumu ve Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz kurumlarında tutulan toplam 12 tutsak ile görüşme yapmayı planladığı kaydedildi. Raporda heyetin görüşmede Mehmet Mesut Tanrıkulu ve Hasan Kaçar ile cezaevi yönetiminin "hastanede" oldukları gerekçesi ile görüşemedikleri vurgulandı.

Heyetin yaptığı görüşmelerde, cezaevlerinde tedavi süreçlerinde yaşanan hak ihlalleri raporda şöyle sıralandı:

* İstanbul'da sürekli olarak tutulan hasta tutuklu ve hükümlülerin hastaneye gitme ve muayene taleplerine uzun bir süre cevap verilmemekte, genellikle talepten 3 gün sonra hastaneye götürülme işleminin gerçekleştiği, bu durumun hastaların sağlık durumunu tehlikeye attığı, özellikle bazı ileri tıbbi tetkikler bakımından, ağır ve acil hastalık durumuna rağmen 3-4 ay gibi uzun bir süre sonra işlem yapma sırasının verildiği tespit edilmiştir.

* Hasta tutuklu ve hükümlülerin infaz kurumlarının ambulans yerine uygunsuz ring araçları ile sağlık merkezlerine götürüldükleri, burada muayene ve diğer tıbbi işlemlerin beklenmesi sırasında ağır hastaların bile ring araçlarında bekletildikleri, çoğu kez bir takım prosedürel işlemler nedeniyle herhangi bir muayene ve tetkik yapılmadan ağır hastaların gereksiz olarak ve gün boyunca ring araçlarında tutuldukları tespit edilmiştir.

* Ağır hasta tutuklu ve hükümlülerin İstanbul Protokolü hükümlerine ve bu konudaki mevzuata aykırı şekilde, genellikle elleri kelepçeli şekilde muayene ve diğer tıbbi işlemlerinin yapıldığı, tıbbi etik kurallarına ve hasta haklarına aykırı şekilde bu durumun çoğu kez hekimlerin isteği ile uygulandığını, özellikle bu ayrımcı uygulamanın bazı hekimlerin hastanın etnik kökeni veya aleyhindeki suçlamanın niteliğine göre yapıldığı izlenmiştir.

* Özellikle Kürt hasta tutuklu ve hükümlülerin muayene ve tedavi işlemleri sırasında bazı doktorlar tarafından etnik kökenleri ve yargılandıkları davalara ilişkin sorulara maruz kaldıkları, buna göre ayrımcı saiklerle tedavilerinin yapılmadığı örneğin, 64 yaşında olan kalp ve damar hastalığı ve beyin tümörü nedeniyle tedavi görmekte olan tutuklu Osman Akdağ, Silivri Devlet Hastanesinde muayene işlemleri sırasında, kelepçeli muayene itirazı üzerine ilgili doktorun, 'ben nasıl istersem öyle muayene ederim, git BDP'li milletvekilleri seni tedavi etsin' biçiminde sözler sarf ettiğini ifade etmiştir. Başka bir hasta tutuklu olan ve bir gözü tamamen diğer gözü yüzde 95 görme yetisini kaybetmiş Sevim Er, göz muayenesi sırasında kendisine okutulmak istenen yazıyı görmediğini beyan etmesine rağmen doktor tarafından kendisine 'yalan söylüyorsun, görüyorsun' denilerek hiçbir tedavi yapılmaksızın cezaevine geri gönderildiği bu nedenle tamamen kör olma riski ile karşı karşıya kaldığını belirtilmiştir. Yapılan görüşmelerde buna benzer uygulamaların diğer hastaların tedavisi sırasında da sıklıkla yaşandığı hasta-hekim arasındaki güven ilişkisinin ciddi şekilde zedelendiği tespit edilmiştir.

* Yine Metris R Tipi Kapalı Cezaevi'nde tedavisi yapılan felçli, konuşamayan 57 yaşındaki Salih Tuğrul'un tek başına ihtiyaçlarını karşılayamadığı, yardıma muhtaç halde olduğu gözlemlenmiş, bu hastaya yine aynı yerde tedavi gören ve kendisi de açık kalp ameliyatı geçiren 62 yaşındaki Hayrettin Beştaş tarafından bakıldığı tespit edilmiştir.

* Cezaevi koşulları ve hastaya uygun yemek verilmemesi nedeni ile hastaların durumlarının daha da ağırlaştığı, Bakırköy Cezaevi'nde şebeke sularının paslı aktığı bu durumun beyanlarına göre saç dökülmesi ve vücutta yaralara sebebiyet verdiği belirtilmiştir.

* Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yatan ve ağır hasta hükümlü Hasan Kaçar'a vasi tayin edilmemesi nedeniyle hiçbir hukuksal yardımdan faydalanamadığı tespit edilmiştir.

* Tutuklu ve hükümlülere çoğu kere gerekçesiz ve keyfi bir biçimde disiplin cezalarının verildiği, ağır hasta tutuklulara bile disiplin cezalarının ölçüsüz bir şekilde uygulandığı tespit edilmiştir.

* Uzun ve zorlu nakil, hastaneye sevk ve adli tıp incelemesi sonunda verilen, sağlık bakımından cezaevinde tutulmasının uygun olmadığı biçimindeki Adli Tıp raporlarına rağmen, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanununun 16. Maddesindeki "toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmaması" şartına dayanılarak kolluk ve savcılıkların keyfi kararlarıyla ölümcül hastaların bile infazın ertelenmesi yoluna gidilmemektedir.

'İnfaz ve tedavi koşulları iyileştirilmeli'

Raporda, yaşananların yaşam hakkına ilişkin olduğu vurgulanırken, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nın gerekli incelemeler yaparak tedbirler alması gerektiği vurgulandı. "Hürriyetinden yoksun bırakılmış hastaların tedavilerinde ayrımcı uygulamaların derhal sona erdirilmesini, ayrımcı uygulamaları yapan görevliler hakkında Cumhuriyet Savcılıklarınca adli işlem, meslek etiğine aykırı davranışlarından dolayı da disiplin işlemleri yönünden Türk Tabipleri Birliği'nce gerekli işlemlerin yapılamasını talep ediyoruz" denilen raporda, ağır hasta tutukluların, Adli Tıp Kurumu raporlarına rağmen, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanmasına Dair Kanunun 16. maddesindeki "toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı" şartının derhal yürürlükten kaldırılması istendi.

Raporda şunlar kaydedildi: "Hasta tutukluların maruz kaldıkları ayırımcı uygulamalar ve aksayan tedavi süreçleri nedeniyle yaşadıkları güven sorunu bakımından bağımsız bir hekim heyeti tarafından sağlık durumlarının tespitini talep ediyoruz. Tüm hasta tutukluların infaz ve tedavi koşullarının iyileştirilerek, ağır ve yaşamı tehlikede olan hasta tutukluların infazlarının durdurularak derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89