• BIST 95.161
  • Altın 280,169
  • Dolar 5,8869
  • Euro 6,4922
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 21 °C

Anayasa Mahkemesi'ne bir milyon protesto

Anayasa Mahkemesi'ne bir milyon protesto
Türkler gibi İspanyolların da gözü kendi Anayasa Mahkemesi'nde (AYM) idi. İki ülkede de AYM önemli kararlar verdi.

Türkler gibi İspanyolların da gözü kendi Anayasa Mahkemesi'nde (AYM) idi. İki ülkede de AYM önemli kararlar verdi. Her iki karara baktığımızda; Türkiye'nin bu süreçte İspanya'dan alacağı çok ders olduğunu söylemek mümkün.

Geçtiğimiz Cumartesi günü Barcelona'da bir milyonu aşkın kişi dev bir Katalan bayrağının arkasında iki saat boyunca çeşitli pankartlar taşıyarak ve sloganlar atarak yürüdü. Katalan dil ve kültürünün savunucusu Òmnium Cultural isimli derneğin girişimi ve Katalancasıyla "Nosaltres decidim, som una nació." (Biz bir milletiz, kendi kararımızı veririz) ana temasıyla düzenlenen yürüyüşün en önünde Katalan özerk hükümetinin şimdiki ve eski başkanları José Montilla, Jordi Pujol ve Pasqual Maraguall yer aldı. Ayrılıkçı ve bağımsızlık yanlısı pankart ve sloganlar arasında protesto edilen aslında Anayasa Mahkemesi ve yeni Katalan özerklik statüsü (Estatut) hakkında geçen 28 Haziran'da açıkladığı karardı. Peki, Estatut özünde ne getiriyordu ki Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvurulmuştu? AYM bu kararında Estatut'un neresine dokunmuştu ki bir milyon Katalan öfkeyle sokağa dökülmüştü?

ESTATUT ÖZÜNDE NE GETİRİYORDU?

Her şey, PSOE'nin (İspanya Sosyalist İşçi Partisi) 2004 genel seçimlerinde beklenmedik şekilde iktidara gelmesi ve Başbakan José Luis Rodriguez Zapatero'nun çevresel milliyetçilik akımlarının güçlü olduğu özerk toplulukların İspanya ile bağlarını "Çoğul İspanya" (España plural) adını verdiği federal bir proje etrafında sağlamlaştırma girişimiyle başlamıştı.

İspanya'nın 1978 tarihli Anayasası, bilindiği gibi, "Herkese Kahve" (Café para todos) olarak karikatürize edilen ve ülkenin ucu açık sayıda özerk topluluklara bölünmesi temeline dayanan simetrik özerklikler sistemini hayata geçirmişti. Kurucu irade, özerk toplulukların birbirine eşit olarak ve daha çok idari temelde (bölge) örgütlenmesini arzu etmiş, ancak Katalunya, Bask Ülkesi ve Galicia'nın birliğe gönüllü katılımıyla çok daha geniş bir toplumsal uzlaşı sağlayabilmek için öngörülen simetriyi bozmak zorunda kalmıştı. Bu amaçla Anayasa'nın 2. maddesinde bölge (region) ve milliyet (nacionalidad) ayırımına gidilmişti. Ancak hiyerarşik olarak milletin altında kalan "milliyet" kavramı, kendilerini ayrı birer "millet" İspanya'yı çok milletli (plurinacional) konfederal bir devlet kabul eden Katalanları ve Baskları tatmin etmemişti. Onlara göre, İspanyol gerçeği asimetrik nitelik taşıyordu ve ister 17, ister daha fazla özerk topluluk olsun, ortada üç millet ile İspanya'nın bölgeleri vardı.

Çoğul İspanya projesi, "Herkese Kahve" yerine İspanya'nın asimetrik gerçekleriyle örtüşen ve isteyenin istediği kadar özerkliğe sahip olabileceği "Alakart kahve" (Café a la carta) modelini öngörüyordu. İşte Estatut bu modelin hayata geçeceği ilk örnekti. PSOE'nin Bask kolu PSC ve ılımlı Katalan milliyetçileriyle işbirliği içinde hazırlanan Estatut büyük bir çoğunlukla (% 88) özerk parlamentodan (2005) ve üzerinde bazı değişiklikler yapıldıktan sonra da Temsilciler Meclisi'nden (2006) geçmiş, ardından halkoyuyla (18 Haziran 2006) benimsenmişti. Ancak özerk parlamentoda ve Temsilciler Meclisi'nde Estatut'a karşı oy kullanan ana muhalefet partisi PP (Halkçı Parti) daha sonra metnin toplam 114 maddesini, anayasaya aykırılık gerekçesiyle AYM' ye taşımıştı. İspanya'da "Halkın savunucusu" (Defensor del Pueblo) olarak adlandırılan kamu denetçisi de Estatut'un 112 maddesi için mahkemeye başvurmuştu.

İşte AYM'nin 28 Haziran'da açıkladığı karar, dört yıl önce yapılan bu başvuruyla ilgiliydi. Üyelerinin büyük çoğunluğu (8) parlamento tarafından beşte üç çoğunlukla seçilen AYM içyapısındaki sorunlar nedeniyle bir türlü konuyla ilgili karar alamıyordu. Üyelerinden biri 2008 yılında vefat etmiş, yerine yeni üye seçilememişti. AYM ayrıca üyelerinden birinin Estatut konusunda oylamaya katılmaması yönünde karar almış ve mahkeme mevcut 10 üye ile beşe karşı beş üyeyle kilitlenmişti. Ta ki 28 Haziranda bu tıkanıklığını aşarak, 4'e karşı 6 oyla tartışılan kararını alana kadar.

AYM ESTATUT'UN NESİNE DOKUNDU?

Aslında AYM'nin Katalan milliyetçilerce tepkiyle karşılanan söz konusu kararı, Estatut'u ana hatlarıyla anayasa uygun buluyor. Buna karşılık, Estatut'un uygulanmasını etkilemeyecek şekilde, 14 maddesinde aykırılık saptıyor. Mahkeme kararının en olumlu noktalarından biri, Estatut'un giriş bölümünde yer alan ve Katalunya'yı "millet" olarak tanımlayan cümlenin iptal edilmemiş olması. AYM "duygusal yanı ağır basan retorik bir deklarasyon" olarak değerlendirdiği bu ibareyi aynen korurken, hiçbir hukuki sonuç doğurmadığının da altını çiziyor.

Katalanlar açısından duygusal yönü gerçekten de önemli olan bu ibare özerk parlamentodan çıkan metnin operatif bölümünde yer alıyordu. Ancak Anayasa'nın 2. maddesindeki İspanyol milleti kavramıyla çeliştiğinden siyasi partiler arasındaki uzun müzakerelerden sonra giriş bölümüne aktarılmıştı. Böylece Katalunya "Anayasa tarafından milliyet olarak tanınan bir millet" olarak tanımlanmış oluyordu.

Estatut'un Katalan milliyetçiler açısından bir başka önemli maddesi, kuşkusuz Katalancanın tercihli dil olmasıyla ilgili 6. maddesiydi. AYM Katalancanın tercihli dil olmasını anayasaya uygun bulurken, sadece bu dili konuşmayanların cezalandırılmasını öngören cümleyi, hem Anayasanın 3. maddesinde öngörülen özerk topluluklarda İspanyolcayla birlikte çift resmi dil kullanılmasına, hem de temel hak ve özgürlüklere aykırılığı gerekçesiyle iptal ediyor.

Görüldüğü gibi, AYM Estatut konusunda aldığı bu kararla, özellikle ana muhalefet partisinin arzusunun hilâfına metnin uygulanabilirliğe öncelik vermiş bulunuyor. Ancak mahkeme buna karşın 1 milyon kişi tarafından sokakta protesto ediliyor. Protestonun gerekçesi, AYM'nin hem meclislerce, hem de halkoyuyla benimsenmiş olan bir metinde gerçekleştirdiği kısmi iptallerle yetkisini aşmış ve daha doğrusu kendisinde olmayan bir siyasi yetkiyi kullanmış olması.

ANAYASA PAKETİ KARARI ESTATUT KARARINI ANDIRIYOR MU?

Türkiye'de AYM'nin anayasa paketiyle ilgili olarak geçen hafta aldığı kararın ana hatlarıyla Estatut kararını andırdığını söylemek mümkün. Estatut kararındaki gibi, uygulanabilirliğe öncelik verilerek referandumun önünün açılması kararın olumlu yönünü oluşturuyor. Yetki aşımı veya kendisinde olmayan siyasi bir yetkinin kullanılması, her iki kararın olumsuz yönü olarak görülüyor.

Bu temel benzerliklere karşılık, Türkiye'de sorunun birçok bakımdan daha vahim olduğunun altını çizmekte yarar var. Bir kere, AYM, İspanya'dakinin aksine, yüksek yargı üyelerinin yüksek yargıçlarca seçilmesi esasına dayanan (cooptation) demokratik meşruiyetten yoksun bir sistemle seçiliyor. Ayrıca AYM, İspanya'dakinin aksine, askeri bir darbenin ürünü olan bir anayasanın değişmemesi, haliyle demokratikleşmemesi sonucunu doğuran kararlar alıyor. Ne yazık ki bunu da anayasayı (148. madde) çiğneyerek oluşturduğu içtihata dayandırıyor.

AKIN ÖZÇER / Yazar -Emekli Diplomat

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89