• BIST 1.539
  • Altın 410,739
  • Dolar 7,5120
  • Euro 8,9818
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 0 °C

Ali Bulaç, İslamcıları kızdıracak!

Ali Bulaç, İslamcıları kızdıracak!
Gazze'ye yeni bir filonun hazırlanması hakkında yazan Ali Bulaç, Mavi Marmara ile ilgili muğlak tespitlere yer verdi.

Gazze'ye yeni bir filonun hazırlanması hakkında yazan Ali Bulaç, Mavi Marmara ile ilgili muğlak tespitlere yer verdi. Zaman'daki köşesinde ne demek istediği pek anlaşılmayan Bulaç'ın "Mavi Marmara eksik ve yanlış ihtimal hesaplarıyla yola çıkarıldı, şehitlerin kanı yerde kaldı." ifadeleriyle hadiseyi Türkiye'nin karizması ekseninde yorumlaması dikkat çekti. İşte Ali Bulaç'ın ilgili yazısı:

Mavi Marmara, bir daha mı?

Mavi Marmara insani yardım gemisi bir kez daha Akdeniz'e açılıp kuşatma altındaki Gazze'ye yardım götürmeye çalışacak. Şimdiye kadar 20 bin civarında kişi gemiye katılmak için müracaat etmiş bulunuyor. Hem de Mısır'ın Refah Kapısı'nı açtığı bir dönemde...

İster istemez akla şu soru geliyor: Bir daha mı? Geçen sene 31 Mayıs günü Gazze'ye insani yardım götürmek üzere denize açılan Mavi Marmara, uluslararası sularda, İsrail'in karasularının 70 mil açıklarında İsrail komandoları tarafından vurulmuş, 9 insanımız şehit olmuş, gemi içindekiler ve yardım malzemesiyle İsrail'e götürülmüştü.

Bir Türk gemisine İsrail kuvvetlerinin açık sularda saldırıp insanlarını katletmesi, yurttaşlarını rızaları dışında limanlarına götürmesi ve yardım malzemesine el koyması elbette hukuksuzluktu. İsrail alışılageldiği üzere bir kere daha bu hukuksuzluğu işledi. Türkiye, haklı olarak ayağa kalktı ve derhal İsrail'in a) Yurttaşlarını serbest bırakmasını, b) Gemiyi iade etmesini, c) Özür dilemesini, d) Tazminat ödemesini, e) Uluslararası mahkemede yargılanmayı kabul etmesini talep etti. İsrail, yardım gönüllülerini sorguladıktan sonra içindekileri iade etti. Diğerlerinin hiçbirini kabul etmeyeceğini açıkladı, aradan bir sene geçti hâlâ hiçbirini kabul edeceğine ilişkin herhangi bir işaret de vermiş değil. Yani ne özür diliyor, ne tazminat ödüyor, ne uluslararası mahkemede yargılanmayı kabul ediyor. Yardım malzemesine el koyduktan sonra gemiyi haşata çevirmiş olarak iade etti sadece.

İsrail'in açık sularda Türk yardım gemisine saldırması hem Türk-İsrail ilişkilerinde hem Türkiye'nin başlattığı bölge politikalarında bir 'kırılma noktası' oldu. İsrail, bölgede hiç kimsenin güç gösterisine izin vermeyeceğini bu sayede ilan etmiş oldu. Saldırı Arap âlemine, "Türkiye olmaksızın bölgede yaprak kımıldamaz" diyenlere ve hatta Türkiye üzerinden İsrail'i bir miktar frenlemek isteyen Barack Obama'ya açık bir mesaj niteliğindeydi: "Bu mahallenin (Ortadoğu) kabadayısı benim. Sahip olduğum uluslararası güçle her istediğimi yaptırırım". Bu, Batı dünyasında yaşayan tüm Yahudilerin fikri değilse bile, en azından bugünkü İsrail yönetiminin fikridir.

Gözlemciler, Mavi Marmara'nın başına gelenlerin Türkiye'nin karizmasını kesin olarak çizdiğini belirtmektedirler. Dikkat edilirse, Mavi Marmara'dan sonra Türkiye'nin bölge politikasındaki performans hissedilir biçimde düştü, elbette Tunus ve Mısır'da başlayıp diğer bölgelere yayılan toplumsal patlamaların bunda rolü var.

Ancak atlanmaması gereken bir nokta şu ki, Mavi Marmara'yı sefere çıkaranların A, B ve C planları vardı. İsrail D planıyla karşılık verdi. A planına göre gemi İsrail tarafından uluslararası sularda durdurulacak; B planına göre Mısır limanına gitmesi için zorlanacak, C planına göre İsrail limanına götürülecekti. Her üç plan da Türkiye'nin lehine idi, seferin maksadı hasıl olacaktı. Türkiye'nin hesap edemediği, çılgın İsrail yöneticilerinin uluslararası sularda Türk gemisini vuracağı, 9 vatandaşını şehit edeceği ve gemiye bu aşağılayıcı tarzda el koyacağı idi. Ajanslar saldırı haberini bomba gibi geçtiğinde Latin Amerika'da olan Başbakan ve Dışişleri Bakanı tabii ki şaşkına döndüler. O sırada Başbakan'a vekalet etmekte olan Bülent Arınç da daha ilk saatlerde "Kimse bizden İsrail'e karşı savaşmamızı beklemesin" açıklamasını yapınca, İsrail yöneticileri rahatladı ve Türkiye'nin hiçbir şartını kabul etmeyeceklerini ilan ettiler.

Mavi Marmara seferi amacına ulaştı mı? Sormaya değer. Bir gözlemci şunu söyledi bana: Eğer Türkiye'nin D planı olup da, İsrail'in saldırması sırasında arkadan Türk savaş gemileriyle vatandaşlarını korusaydı ve bu arada üç dört İsrailli komandoyu öldürseydi, her şey Türkiye'nin lehine dönecekti. Bu fikir ne kadar isabetli, bilemiyorum. Tartışılabilir elbet. Ama açık olan şu ki, geçen sene Mavi Marmara eksik ve yanlış ihtimal hesaplarıyla yola çıkarıldı, şehitlerin kanı yerde kaldı.

Bu yüzden 30 Haziran'da tekrar yola çıkarılacağı ilan edilen Mavi Marmara için haklı olarak herkes soruyor: Bir daha mı? Umarım aynısı olmaz.

Ali Bulaç / Zaman

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89