• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin -1 °C

Yeniyi kuracaklara bir Erbil mektubu

Etyen Mahçupyan

Kürt meselesinde barışı yakalamak, çözümü demokrasiye teslim etmek üzereyiz… Bir süre sonra geriye bakıldığında Türkiye’nin kadim kimliksel çoğulculuk zemini üzerinde kendine bir ‘kişilik’ aradığını söyleyeceğiz. Şu an yaşanan özgüvenin, saygı arayışının, dik durma gayretinin bir kimlik siyasetine denk düştüğünü sananlar bu dönüşümden pek de bir şey anlamamış olanlardır. Osmanlı’nın hatırlanması, geçmişin geleceği ‘Türkiyelilik’ üzerinden bağlanması, hatta ‘yeni’ vurgusu aslında bir ‘kişilik’ peşinde olduğumuzu söylüyor.

Kürt meselesinde atılan adımlar bu kişiliğin oluşumunda büyük pay sahibi. Meseleye tersten bakarsak, edinilecek ortak kişiliğin harcında bir sürü isimsiz Kürt’ün ezilmiş, harcanmış, yağmalanmış kişilikleri yatıyor. Bu toplumsal israfın tek sorumlusu devlet olmadı. PKK da vasat olanı alıp kişilikli kılarken, aynı zamanda içindeki en parlak kişileri harcadı. Bir TESEV çalışmasında yurtdışında yapılan görüşmelerde PKK’dan ayrılmış biri 1990’larda PKK’ya katılmamanın ama 2000’ler sonrasında da ayrılmamanın bir kişilik zaafı olarak yorumlanabileceğini hatırlatmıştı. Kürt meselesine ilişkin son on yıl boyunca yaptığımız bunca görüşmenin içinde zihnimizde ve yüreğimizde en fazla yer edenler, muhakkak ki kendi iradeleriyle PKK’ya katılıp, sonra da yine kendi iradeleriyle ayrılanlar oldu. Her biri olağanüstü güçlü kişilikleriyle, berrak zihinleri ve her şeye rağmen kucaklayıcı yürekleriyle üzerimizde derin izler bıraktılar.

Eğer Kürt meselesi çözülecek ve buradan bir ‘yeni’ üretilecekse, bunun tohumlarının ‘ayrılanlar’ ya da ‘bağımsızlar’ grubunun içinde şimdiden yaşadığını bizzat görme şansımız oldu. Bugün o kişilikli insanlardan birinin, Ruken Hatun Turhallı’nın Erbil’den gönderdiği 19 Ağustos tarihli mektubun bir bölümüyle sizi baş başa bırakıyorum…

… Gecen 15 Ağustos günü PKK’nın silahlı mücadele günüydü. Ama bizim aile için çok acı bir gündü o gün. Çünkü daha yaşamın çocuk evresini tamamlayamamış kız kardeşim Ayfer Turhallı’nın, onun gibi çocuk yaştaki 15 arkadaşıyla birlikte gerillaya adım atmasının 40. gününde, Siirt’in Sirvan İlçesi’nin Taşlıca Köyü’nde, 1991 yılında, korucular ve devlet güvenlik güçleri tarafından sağ yakalanıp katledildikleri gündü o gün…

Savaş yıllarında acılarımızı hep erteleyerek yaşama mücadelesi verdik. Acılar, yıkımlar, savaşlar adeta kara bir gölge gibi her daim bizleri takip eder oldu… Bugün IŞİD’in mevcut kitle potansiyeli her ne kadar Ortadoğu’daki Şii ve Sünni çelişkilerine dayanıyor olsa da, özünde oyun çok büyük ve yürütülen savaş bir o kadar vahşiyane ve insani değerlerden uzak. IŞİD, kullandığı enstrümanlar, uyguladığı vahşet anları ve bunların sosyal medyadaki paylaşımları ile hedef odağına oturttuğu halklara ve kitlelere karşı bir psikolojik üstünlük yaratmış vaziyette. Şehirler, ilçeler, nahiyeler tek bir direniş göstermeden düşürüldü. Bu yerlerde yaşayan Sünni Arapların onlarla organize bir şekilde hareket etmesi, onlarla birlikte savaştan ganimet toplaması ve kadın kitlelerinin, çocuk denilebilecek yaşta küçük kızların bile cariyeleştirilmesiyle, bu çirkin savaşta yeni bir pazar ve yeni bir ekonomi oluşmuş durumda.

Buradaki zenginlerin, ailelerin savaş alanının dışına çıkartılması zor olmadı. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ise yine kendilerini dağların koruyuculuğuna bıraktı. Bizlerin, yani 10 yıldır PKK’dan ayrılan ve çocuk sahibi olan ailelerin, kadınların, çocukların, hayatın sıfır noktasından başlayarak hayatını idame etmeye çalışanların, yasal anlamda statüsüz olması, kimlik ve pasaport sahibi olamayışı nedeniyle hareket alanı oldukça kısıtlıydı. Biz her hâlükârda IŞİD’i bulunduğumuz yerde karşılıyor olacaktık... Çözüm sürecine yönelik basında çıkan yol haritaları ve zamanlamalar, gecikmelere vesile olacak durumları da objektif olarak içinde taşımakta. Burada PKK’dan ayrılan ve kırmızı bültenle aranan 51 kişiden söz ediliyor. Bu da bizler için çok kafa karıştırıcı bir durum. Kime göre neye göre bu kadar çok kişi kırmızı bülten ile aranıyor? Bu konuda mağduriyetler yaşanılacak, itirafçılar yolu ile sağlıklı olmayan tespitlerle yine onca kişinin yaşama sevinci ve yaşam hakkı elinden alınacak gibi görünüyor. Umarım başka mağduriyetlerin yaşanılmasına izin verilmeden hakikate dayalı tespitlerle daha objektif bir rakam çıkar.

Bana gelince ben çok fazla imkânı olmayan bir ortamda bir şeyler yazmaya ve karalamaya çalışıyorum… Sağlık sorunlarım var ve yurtdışına çıkma imkânım da yok. Her şey çözüm sürecine endeksli bir şekilde öylece duruyor…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89