• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 20 °C

Suriye’de yeni bir döneme doğru

Bayram Bozyel

Son dönemde peş peşe yaşanan iki gelişme Suriye’yi yeniden ilgi odağı haline getirdi.

Birincisi, son dönemde Avrupa’ya doğru hızlanan ve sayıları her geçen gün artan Suriye kaynaklı mülteci akını.

İkincisi ise Rusya’nın son bir ay içinde Suriye’de askeri varlığını beklenmedik bir biçimde artırması.

2011 yılının başında Suriye’de iç savaş patlak verdiğinde Esad rejimine aylarla süre biçildiğini hatırlıyorum. Ne var ki bu hesapların hiç biri tutmadı. Suriye’de her şey öngörülenlerden çok farklı bir yönde gelişti.

Arap dünyasındaki halk hareketleri Suriye’ye sıçradığında Esad rejiminin yaptığı ilk şey, kendi halkını kanla bastırmak oldu. İktidar için yüz binlerce insan katledildi. Benzerlerinde olduğu gibi iktidar uğruna koca bir ülke yok edildi. Milyonlarca insan evini yurdunu terk ederek çevre ülkelere sığındı.

Suriye’de rejime karşı mücadele yürüten muhalefet ise hiçbir bir zaman güven vermedi, bir umut ışığı olamadı. Dağınıklığı, geleceğe ilişkin vizyon yoksunluğu ve en önemlisi dinci- radikal karakteriyle söz konusu muhalefet Suriye halkları için bir cazibe merkezi olmak yerine Esad rejimi için bir can simidine dönüştü. Esad yönetimi, muhalefetin gerici niteliği ustaca kullanarak toplumsal desteğini güçlendirdi.

Esad rejimi için esas can simidine dönüşen ise IŞİD’in Irak ve Suriye düzleminde eş zamanlı olarak sahneye çıkması oldu. IŞİD esas olarak Suriye ve Irak’taki mezhepçi rejimlerin günahlarının eseri olarak ortaya çıksa da paradoksal bir biçimde kanlı rejiminin ömrünü uzattı. IŞİD, başvurduğu vahşi yöntemlerle bir anda bütün dünyanın hedefi haline gelirken, Suriye’ye ilişkin öncelikler de doğal olarak değişti ve Şam yönetimi tehdit sıralamasında ikinci plana düştü.

Suriye’nin dostları adı altında kurulan ve ABD’nin başını çektiği uluslararası koalisyon güçleri, uzun bir zamandan beri Suriye’de rejim değişikliğinden vazgeçmiş, daha çok IŞİD’i yok etmeye odaklanmış durumda. IŞİD’e karşı savaşın ise yılları alacağı en yetkili ağızlar tarafından ifade edilmekte. Bu tablo içinde Suriye bakımından bir kilitlenmenin söz konusu olduğu açık.

Mülteci akınının etkisi

Bu arada Türkiye’ye sığınmış olan milyonlarca Suriyeli mülteci hem yaşadıkları zor koşullar nedeniyle hem de Türkiye’nin teşvikiyle yüzünü Avrupa’ya çevirdi. Son aylarda Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaşmak için Suriyeli mültecilerin yaşadığı trajik olaylara ilişkin görüntüler artarak basında yer aldı. Son birkaç ay içinde Ege Denizi’nde boğulup ölenlerin sayısı binleri aştı. Alan Kurdi adlı Suriyeli Kürt çocuğun Ege Denizi’nde sahile vuran cansız bedeni ise dünya kamuoyunu harekete geçirdi. Avrupa Birliği ülkeleri hemen göçmenlere kapıları açarak sınırlarda bekleyen mültecileri yerleştirmek üzere kota belirleme yoluna gitti. Ancak bunun çözüm olmadığı ortadaydı. Suriye’den kaçan milyonlarca mülteci sorununa AB ülkelerinin kotalar belirleyerek çözmesi mümkün değildi. Söz konusu mülteci akını, sorunu yerinde çözme yönündeki bilinci daha bir açığa çıkardı. Gözler bir daha Suriye iç savaşını siyasal yöntemler ve diyalogla çözme arayışına çevrildi. Bu açıdan son göçmen krizinin bir dereceye kadar uyarıcı ve hayırlı bir etkisi oldu denilebilir.

Dengeleri değiştiren Rusya

Rusya’nın Suriye’ye yönelik artan müdahalesine gelince...

Elbette Rusya’nın Suriye’ye ilgisi ve rejime verdiği destek yeni değil. Esad rejimi, bu güne kadar ayakta kalışını esas olarak Rusya’ya borçlu. Ancak son dönemdeki gelişmeler Rusya’nın Suriye’ye daha aktif bir biçimde müdahale noktasına geldiğini gösteriyor. Rusya’nın Suriye’de rejimin siyasi üssü olan Lazkiye’de hava üssü kurması, buradaki askeri ve teknik yığınağını arttırtması ve son olarak hem IŞİD mevzilerine ama daha çok da IŞİD dışındaki cihatçı örgütlere yönelik Humus ve İdlip bölgesine gerçekleştirdiği hava saldırıları bunun göstergesi. Başka bir ifade ile Suriye’de işler şimdi daha da karıştı.

Rusya’nın Suriye’ye girişinin muhtemel sonuçlarından söz edilebilir.

Rusya en başta bölgede hala önemli bir oyun kurucu olduğunu göstermek istiyor olabilir.

Rusya, Suriye’nin yeniden şekillenmesinde masada aktif bir rol kapmak niyetinde olabilir.

Rusya’nın müdahalesi Beşar Esad’ın elini güçlendirerek rejimin ömrünü uzatabilir.

Rusya’nın müdahalesi IŞİD’e karşı verilen savaşa yeni bir ivme kazandırarak hayırlı bir sonuca yol açabilir.

Rusya’nın söz konusu müdahalesinden sonra ABD ve Türkiye gibi ülkelerin Suriye’yi tek yanlı bir biçimde şekillendirmeleri artık zor.

Öte yandan, mevcut durum Rusya ve ABD arasında Suriye’de bir sıcak sürtüşme ihtimalini -az da olsa- beraberinde getirebilir.

Ne var ki böyle bir riski hiçbir tarafın göze alması mümkün değil.

Geçen dönem, Suriye sorununun ne vekâlet savaşlarıyla ne de tarafların sahada karşılıklı meydan okumalarıyla çözülemeyeceğini gösterdi. Dört yıllık kanlı bir savaştan sonra Suriye diye bir ülke gerçekte artık yok. Suriye halkı can çekişen bir bedeni andırıyor. Bütün tarafların kolu kanadı kırılmış. Böyle bir noktada kurtarıcıların işi nispetten daha kolay. Özetle savaşla gidilecek yol tükendi. Süper güçler şimdi burun buruna ve bir yönüyle ipler kopma noktasında. Gelinen durumda gerilimi düşürmenin ve tıkanmayı aşmanın tek yolu tarafların işbirliği yapmasından geçiyor.

Evet, Suriye krizi esas olarak ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan ekseniyle Rusya ve İran’ın oluşturduğu blok arasındaki vekâlet savaşının bir sonucu olarak başladı ve bugünlere geldi. Gelinen aşamada bu sorun yine ve ancak ABD ve Rusya’nın işbirliği ile çözülebilir. Bütün göstergeler bu ihtimalin şimdi daha bir güçlenmekte olduğunu gösteriyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89