• BIST 102.270
  • Altın 148,843
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1883
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 13 °C

Oyuncak demokrasi

Tuncer Köseoğlu

Çok ağrıma gidiyor bütün bu olanlar. Bir oyun sahneye konuyor ve bize de seyretmek düşüyor. Kendimi oyuncak gibi hissediyorum. Daha önce de oldu bunlar. Yolsuzluklar ne kadar gerçekse operasyonda o kadar siyasi ve bir amaca hizmet ediyor. Şu anda seçim olsa beni AKP’ye oy verecek duruma getiren siyasi oyunlardan sıkıldım” dedi yakın arkadaşım. Bunu söyleyen kişi bir üniversitede siyaset bilimi dersi veren akademisyen. Bu konuşmalar üzerine hangi ülkeye göç edelimi tartışmaya başladık. Umutsuzluğa kapılma hali oluştu bizde. Oysa arkadaşımda ben de doğup büyüdüğümüz, havasını suyunu, insanlarını sevdiğimiz her on yılda siyasi aktörlere darbelerin olduğu ülkeyi seviyorduk. Yok öyle bırakıp gitmeler, biz gideceğimize darbeler, pis şeyler tezgahlayanlar gitsin. İşte bu yazı da biz kalıyoruz yazısıdır…

17 Aralık operasyonu olduğunda bunun cemaat-iktidar çatışmasının sonucu olduğunu düşünmüştüm, birçokları gibi. Fakat zaman geçtikçe olayın uluslararası çapta bir siyaseti yeniden şekillendirmek olduğu gözler önüne serildi. Cemaat ise sadece araçlardan biriydi. Sürekli bir şekilde siyasetin dizayn edildiği ülkemizde bu operasyonları hayata geçirenler bu kez çetin bir kayaya çarptı. Erdoğanlı AKP… Erdoğanlı AKP diyoruz çünkü, siyasetin dışına bir şekilde çıkarılacak Erdoğan’ın olmadığı bir AKP’yi istediğin gibi dizayn etmek mümkün olduğu gibi, iktidarını sürdürmesinde de sakınca olmayacaktı. Bunun taşları aslında iki hatta üç yıl öncesinden döşenmeye başlandı. “Diktatör Erdoğan algısı” öyle birden bire ortaya atılmadı vardı bir sebebi hikmeti. Türkiye siyasetini yeniden şekillendirmek için taşlar itinayla döşenmeye başlandı.

Evet, hırsızdan yanayım

17 Aralık’ın asla bir yolsuzluk operasyonu olmadığını dile getirdiğimizde hemen yüksek sesle “ Siz hırsızdan mı yanasınız …” diye üzerimize çullandılar. Öyle ya “hırsızdan, yolsuzluktan yana olmak” gibi bir durum kabak gibi ortada duruyordu. Kabak gibi ortada durmayan ama geçmiş deneyimlerden yola çıkarak oynanan oyunu görmek gibi bir kusurumuz vardı. Ben de gözüme sokulanı değil, asıl yapılmak isteneni görmeyi tercih ettim. Bunu yapmak için eve koşup ayakkabı dolabıma baktım. Hayatım boyunca aynı anda üç çiften fazla ayakkabım olmadığı ve onları da paralanana kadar giydiğim için doğal olarak ayakkabı kutusu yoktu dolapta. En son ne zaman ayakkabı aldığımı hatırlamak için hafızamı zorladım ama bulamadım. Bunun verdiği gönül rahatlığı ile açık açık şunu diyorum. Evet, sizlerin oyununun sessiz bir aracı olmaktansa, hırsızdan yanayım. O hırsızlığın hesabını sormak için bile olsa sizlerin pis tezgâhlarına alet olmama adına hırsızdan yanayım…

Diktatör Erdoğan

Erdoğan’sız AKP planı hayata geçirilemedi. Oysa ne de güzel döşenmeye başladı taşlar. Türkiye tarihinin en önemli olaylarından biri olan “Kürtlerle barışma” girişimi başlatan Erdoğan diktatör olmakla suçlandı. Türk basınının değerli ve önemli abileri bu algıyı kafalara yerleştirmek için art arda yazılar yazmaya başladılar. Tuhaf olan ise şuydu, bu algı kafalara yerleştirilirken Erdoğan Türkiye’de demokrasi ve eşitliğin olmamasının en önemli bahanesi olan Kürtlerle savaşı bitirme adımlarını atıyordu. Kürtlerle barış demek her şeyden önce daha fazla demokrasi ve özgürlük demekti. 10 yaşında bir çocuğun görebileceği bu gerçeği saklayıp, diktatör algısı yaratmaya çalışmak için özel bir amacınız olmalı. Ya da gizli bir ajandanız. Öyle komplo teorilerine pek itibar etmesem de bunu görmeyecek kadar kör olmadığını belirtmeliyim. Peki; bu algının yaratılmasında Erdoğan’ın hiç mi katkısı yok derseniz verilecek cevabım hem de fazlasıyla var olur. Dediğim dedik, yaptığım yaptık tavrı birçoklarına itici geldiği gibi bana da geldi. İnsanların yaşamına müdahale sayılacak söylemler, milletin gözüne parmak sokmalar ve azarlar gibi konuşmalar “ diktatör Erdoğan” algısı yaratmak için biçilmiş kaftandı. Bütün bunlar size siyaset mühendisliği yapıp, yeni oyunlar tezgâhlama hakkı vermez. Şimdiye kadar asker eliyle hep böyle oldu ise şimdi askerin olmadığı yerde başka vesayetler kurup, siyaseti istediğiniz gibi şekillendirme hakkı vermez. Karşı durmamız gereken tam olarak budur.

AKP’siz Türkiye yaratmak

Erdoğan’sız AKP planı başbakanın güçlü direnişine ve karizmasına çarpıp geri dönünce, Türkiye siyasetini yeni vesayet altına alıp yönlendirmek isteyen güçler AKP’siz bir Türkiye planını devreye soktu. Bunu siyasetin kendi doğası içinde yapamayacaklarını bildikleri için ne kadar silahı, mühimmatı varsa sahaya sürdüler. Normal siyasi bir ülkede ana muhalefet lideri yolsuzluğa bulaşmış bir iktidarı silkeler atar. Siyasetin gereği budur. Kendisi de kirli bir operasyonla genel başkanlık koltuğuna oturan Kılıçdaroğlu partisine ve kendine güvenemiyor olacak ki siyaset dışı kalkışmalar öneriyor. Halkı sokağa çağırıyor. Rüyasında bile göremeyeceği genel başkanlık koltuğuna oturmanın bedeli efendiler istediğinde o operasyonun bir parçası olmakmış bunu anladık. Diğer yandan kurdukları kirli tezgâhlarla ülkeyi karanlıklar ülkesi haline getiren Doğan medyası bu operasyonla birlikte yeniden siyasi mühendislik yeri haline geldi. Buna şaşırdık mı hayır. Ve bu karanlığın oluşmasında epeyce bir katkısı olan Ertuğrul Özkök yeniden sahneye çıkmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyor. “Ülke karanlığa ve faşizme gidiyor…” diye buyuruyor Özkök. Aslında haklı. Biz onların aydınlık ülkesini biliyoruz. O zamanlar halk karanlıktaydı. Bir gecede servetler el değiştiriyordu. Saltanatları iyiydi. Fotoğrafı mı kaçırdı muhabir, “Koçum şu tankları bir daha yürüt” dedikleri muktedir oldukları günlerdi. Yeniden o aydınlığı istemek Ertuğrul Özkökgillerin en doğal hakkı. Ama bu halk onlara aydınlık kendilerine karanlık günleri verir mi? Bak işte o çok zor… Bizim orada denildiği gibi “Hayvan terli yemiyor.” (Serbestiyet)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89