• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 28 °C

Grup toplantıları

Murat Belge

Hürriyet, Cemil Çiçek’in bir tesbitini manşetine taşımış: bugün var olan siyasî gerginlik Meclis’teki (salı günlerine özgü) “grup toplantıları”nın ürünü, demiş Cemil Çiçek.

Öyle mi?

Bu grup toplantıları, gerçekten de, muhalefetin iktidara, iktidarın muhalefete yüklenmesinin kanalı haline geldi. Medya bunları verince, partilerin kendilerini topluma göstermelerinin yerleşik (rutin) bir aracı da oldu. Salı günleri, “tribünler” doluyor, “siyasi amigo”lar yerlerini alıyor, başlıyor veryansın. Bir sevimsizliktir gidiyor.

Peki, bu “grup toplantıları” olmasaydı, toplum gerilmeyecek miydi? Her şeyin sorumlusunun grup toplantısı olduğunu düşünmüyorum.

Böyle durumlar bana hep “dalgakıran” analojisini hatırlatır. Dalgayı “kıran”lar, gözümüzle gördüğümüz kocaman taşlar, kayalardır. Ama altta başka taşlar, kayalar olmasaydı, onları sırtlanmasaydı, dalgakıran da olmazdı. Oysa biz asıl temel işlevi yerine getiren taşları görmüyoruz; suyun altındakileri değil, suyun üstündekileri görüyoruz.

Yani bu “gerginlik” olayında da, Salı toplantısı gibi göz önünde olmayan, derinde cereyan eden dinamikler bulunmalı.

Memleketin bugünkü durumuna bakıp “Yahu nedir bu gerginlik? Nereden çıkıyor bu?” diye sorduğumuzda, şöyle bir bakındığımızda, bütün okların bir kişiyi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı gösterdiğini görüyoruz. “Cumhurbaşkanı”ndan beklenen davranışlarla falan hiçbir şekilde kayıtlı olmaksızın, durmadan, gerilimi yükselten sözler söylüyor.

Ama “başlangıç”ta (siyasette bir “başlangıç” bulunabilirse) bu böyle değildi.

Daha doksanlı yıllardan başlayarak, “solculuk”la “Kemalizm”i bir biçimde birleştiren birtakım kişilerden, “Bu adamlar iktidar olacaksa ben Kenan Evren’le müttefikim” gibi sözler duyar olmuştum. Duyar olduktan bir zaman sonra “görür” de olduk ve 28 Şubat geldi. O konuşmaları yapanlar, tabii ki, hiç itiraz etmeden seyrettiler, alkışladılar. Vaktiyle 27 Mayıs’ın olduğu gibi –ve aynı zihniyetin çizdiği sınırlar içinde– bu olay da birilerine bir strateji düşündürdü.

Dolayısıyla 2002’de AKP en yüksek oranını tutturup tek başına iktidara gelince, belirli çevreler, ne yapacaklarını biliyorlardı, zihnî hazırlıkları vardı.

Gerginlik çıkarılacak! Her olayı, yeni bir gerginlik kaynağına dönüştürmek gerekiyor! Gerilim artacak ki “Kurtarıcı” da bir “kurtarma” gerekçesi bulsun. “İrtica geldi! Devrimler gitti!

Böylece gerilimi yükseltme “politika”sı başladı, başlatıldı. İçerideki gerginlik istenen düzeydeydi, ama uluslararası konjonktür bu son “kurtarma” operasyonuna uygun değildi.

AKP ise savunmadaydı, ayağını nereye basacağını, eliyle nereye tutunacağını tesbit etmeye çalışıyordu.

İşte, son on küsur yılın olayları, hepsi hatırımızda: muhtıralar, parti kapatma davaları vb.

Ve arada seçimler… Bu seçimlerde AKP sürekli oy oranını yükselterek kazandı.

Yani yaratılan gerilim beklenen “Kurtarıcı”yı getiremedi, ama devrilmesi gereken iktidarı güçlendirdi. İktidarı destekleyenlerin sayısını artırdı.

AKP konsolide oldu.

AKP ya da önderi Tayyip Erdoğan bu süreçten kendi penceresinden bakınca görünen sonuçları çıkardı: “Kurtarıcı”nın gelmesi önlendiğinde, gerginlik onun işine yarıyordu.

Dolayısıyla, gerilim orkestrasının şefinin batonunu Tayyip Erdoğan kendi eline aldı. Şimdi gerilimi o çıkarıyor, hangi gerilimi nasıl çıkaracağına karar veriyor. Önceden kullanılmış temaları da kendi perspektifi içinde kullanmaktan geri kalmıyor: “Sizi (“bizi” diye anlayacaksınız) iktidardan düşürmeye, uzaklaştırmaya çalışıyorlar! Kenetlenelim! Birbirimizin olası yanlışlarına, sürçmelerine bakmadan birleşelim! Ezelî düşman karşısında tek yumruk olalım!..

Yani, sonuç olarak, dalgakırana değil, onu orada tutan taşlara, Salı toplantılarına değil geri kalan günlerin hınç birikimlerine bakmak gerek.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89