• BIST 106.991
  • Altın 152,004
  • Dolar 3,6781
  • Euro 4,3218
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 21 °C

Ateşkes bitti mi?

Fehim Işık

Bu haftanın önemli konuları arasında KCK yönetiminin devam eden karşılıklı ateşkese ilişkin açıklaması ile PKK Yürütme Kurulu Üyesi, HPG Komutanı Murat Karayılan’ın İMC televizyonu’ndan Ayşegül Doğan’a yaptığı açıklamalar geliyor.

KCK açıklaması Türkiye basınının önemli bir kesimine, “PKK ateşkesi bitirdi” biçiminde yansıdı. Bu basının bir kısmı, özellikle de hükümete yakın medya açıklamayı okumak istediği gibi okudu. Bunların derdi düşmanlık olduğu için tutumları anlaşılırdır. Tutumlarının esasını düşmanlık oluşturmayan bazı kesimler ise KCK’nin belirlemelerini ateşkesin sonu olarak görmeyi daha çok öne çıkardı. Haliyle kamuoyundaki algı da bu biçimde oluştu.

Elbet açıklamadaki “Özgürlük Hareketimiz artık ateşkes tutumunun istismar edilmesini kabul etmeyecek, oyalama yaparak Kürt sorununu çözümsüz bırakan politikalara karşı da tutumunu koyacaktır” ifadeleri, düz bir okuma ile ateşkesin sonu olarak yorumlanabilir. Ama takdir edersiniz ki böyle bir düz okuma yapmak için en azından 2013‘ten bu yana yaşananları, hükümetin tutumunu, seçim öncesi ve seçim sonrası provokasyonlarının hiçbirini bilmemek gerekir. Bu cümleler açıktır ki ateşkesin sonu değil, ateşkesin bir tarafı olan devlet ile onun politikalarının yürütücüsü hükümete uyarıdır. Çünkü devam cümlelerinde askeri amaçlı baraj yapımlarına, TSK’nin bölgedeki ateşkes istismarlarına, özellikle de siyasi tutuklamalara vurgu yapılarak halkın tutuklamalara tepki göstermesi isteniyor ve “Hareket’in de her tutuklamayı bir misilleme nedeni sayacağı” açıkça belirtiliyor.

Kim nasıl okur bilmiyorum ama burada niyet açık. KCK, “Savaşmak istemiyoruz ama bizi savaşa zorlarsanız yapacak başka şeyimiz kalmaz” diyor. Bunu da kamuoyu önünde açıkça hükümete bildiriyor.

KCK açıklamasından sonra Karayılan da önemli açıklamalarda bulundu. Bir koalisyon kurulur ise kurulacak yeni hükümetin tutumunun önemli olacağının altını çizen Karayılan, bir yerde de net bir ifade ile Öcalan’ın konumuna vurgu yaparak şunları söylüyordu: “Müzakere olduğu vakit bütün yetki, inisiyatif önderliktedir. Eğer şu anda müzakere başlarsa bu böyledir ama müzakere durmuşsa hele hele önderlik tecrit altındaysa o zaman yetki ve inisiyatif  Hareket’e geçmiştir. Şu anda öyledir.” Bu satırları yazarken söyleşinin devamı henüz yayınlanmamıştı ama Karayılan’ın çağrısı açık; “Hükümet yoksa bile devlet var ve devlette devamlılık esastır. Devlet yanlıştan dönerek süreci sürdürsün” diyor.

Karayılan’ın söyleşisinde başka belirlemeler de var. Tümüne uzun uzadıya değinmek zor ama bilmek gerekir ki ne KCK, ne de Karayılan savaşı tercih eder bir tutum içinde. İstedikleri somut. Süreç devam etsin, halkların ortak yaşamı için adımlar atılsın, siyaset ve parlamento zemini çözümün lehine güçlendirilsin, provokasyonlardan, savaş tamtamları çalınmaktan vazgeçilsin, istiyorlar.

Şüreç açısından gelinen noktayı değerlendirirken şunu da hatırlamakta yarar var. 28 Şubat’ta kamuoyu önünde yapılan ortak açıklama ile taraflar aslında kendilerini bağlamışlardı. Seçimin hemen öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan bu bağıtı hiçe saydı. Daha da ötesi hiçe saymakla kalmadı, düşmanlık yaptı. “Dolmabahçe Mutabakatı da ne? Ortak açıklama yanlıştır. Bilgim olsaydı engellerdim. İzleme Heyeti de teröre destektir” gibi, ucube açıklamalarla bir tek 2013’ten bu yana değil, neredeyse 1993’lerden bu yana gelen çabaları bertaraf etmeye niyetlendi. Seçim, bu hesapları alt üst etti. Devlet ve hükümet içinde savaş isteyen kesimlerin tüm çabalarına rağmen seçmen siyaset ve parlamentoyu öne çıkardı. Seçmenin mesajı elbet yalnız devlete/hükümete değil, aynı zamanda Kürt hareketinedir de...

Bu mesajı Kürt hareketi aldı. HDP, parlamenter zemindeki en güçlü döneminde olmasına rağmen süreç tersine dönmesin diye denilen birçok lafı yuttu, pasifizm eleştirilerine uğrasalar da birçoğuna yanıt verme gereği bile duymadı. Rojava’yı işgal planları, PKK gerillalarına uçaklardan bombalı saldırılar yapılması, gerillaların bulunduğu alanlara asker kaydırılması, insansız hava araçlarıyla keşif uçuşlarının yaygınlaşması, yeni tutuklamaların peş peşe yaşanması, Ardahan’da olduğu gibi sivil insanların taranarak öldürülmesi açıktır ki Kürt hareketinin değil devlet/hükümetin ateşkesi bitirip şiddeti başlatma isteğidir. Kürt hareketinin buna karşı tutumu ise misilleme hakkının kullanılacağı yönündedir. Tüm bu girdaptan çıkılmasını sağlayacak tutum ise 28 Şubat’’ta gelinen aşamanın, yani Dolmabahçe Mutabakatı’nın, müzakerenin durduğu yerden devam etmesidir.

Bu realite ortadayken, kimse ırkçı/milliyetçi söylemlerin ardına sığınmasın. Her şeye rağmen bu ülkede yüzde 70-80’ler dolayında çözüme destek var. Önemli olan bu desteğin kıymetini bilmektir. Desteğin kıymetini bilmeyen ise emin olun en hızlı çözülüp tükenecek olandır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89