• BIST 107.409
  • Altın 270,693
  • Dolar 5,7108
  • Euro 6,3217
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 5 °C

İran ve Türkiye’nin Telafer mücadelesi

Mustafa Saadoun

BAĞDAT -“Türkiye savaşa dâhil olmaya kalkarsa Telafer Türk askerlerine mezar olur.” Bu sözler Bedir Örgütü lideri ve Halk Seferberlik Birlikleri (HSB) önderlerinden Hadi El Amiri’ye ait. Amiri’nin 9 Kasım’da yaptığı bu açıklama, Başika kampında konuşlu Türk askerlerinin Telafer’i kurtarma operasyonuna katılması ihtimaline karşı Irak’ın kuzey komşusu Türkiye’ye mesaj niteliğindeydi.

Telafer bölgesi, Suriye sınırına erişim sağlaması ve İslam Devleti (İD) militanlarının Suriye’ye kaçış güzergâhını kesme imkânı vermesi bakımından HSB için stratejik önem taşıyor. Amiri, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Telafer’in kurtarılmasının ardından HSB’yi Suriye topraklarında muhaliflere karşı savaşmaya davet ettiğini söyledi.

Amiri'nin Türkiye’ye yönelik sözleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Telafer’le ilgili açıklamasına yanıt niteliğindeydi. HSB’yi sivil halka yönelik ihlallere karşı uyaran Erdoğan 29 Ekim’de şöyle demişti: “Telafer meselesi bizim için hassas bir konu. (…) Telafer tamamen Türkmen ili, ilçesi. (…) Fakat Haşdi Şabi (HSB) burada eğer böyle bir terör estirirse kesinlikle buna cevabımız bizim farklı olur.” HSB’nin terör eylemlerini teyit eden bilgiler geldiğini söyleyen Erdoğan, ne büyüklükte bir takviye gönderildiğini veya Türkiye’nin cevabının ne anlamda “farklı” olacağını belirtmedi.

Irak Başbakanı Haydar El Ebadi ise Erdoğan’a 1 Kasım’da verdiği yanıtta Telafer konusunda Irak hükümetinin herkesten daha hassas olduğunu kaydetti. Türkiye’nin tehditlerinden duyduğu kaygıyı gizlemeyen Ebadi “Türk müdahalesi tehdidi hâlâ ortadan kalkmış değil.” dedi.

İdari olarak Ninova valiliğine bağlı bir ilçe olan Telafer, Musul’un 63 kilometre batısında, Suriye sınırı yakınlarında yer alan, yaklaşık 28 kilometre kare yüz ölçümüne sahip bir bölge.

Irak güvenlik güçlerinin kentte geçen yıl yaptığı baskında öldürülen İD lideri Ebu Bekir El Bağdadi’nin yardımcısı ve örgütün iki numarası Ebu Ala El Afri de Telafer kökenliydi.

Telafer’in dış güçlerin mücadele sahasına dönüşmesi kentin coğrafi önemini de gösteriyor. Bu bilhassa Irak üzerinden Suriye’ye kara bağlantısı sağlamaya çalışan İran ve zamanında geniş topraklara yayılan Osmanlı’nın şanını canlandırmak isteyen Türkiye için geçerli.

Farklı etnik unsurların yaşadığı kentte çoğunluğu Şii Türkmenler oluşturuyor. Şiileri destekleyen İran ile Türkmenleri destekleyen Türkiye arasındaki çatışmanın temelinde de bu yatıyor. Burada Türkmen nüfus içindeki Şii-Sünni ayrışmasının altını çizmek gerekir. Bu ayrışma ilçede çatışmalara yol açabilir ve bu da İran ve Türkiye’nin askeri varlık da dâhil kentte yer edinmesini kolaylaştırabilir.

Dahası hâlen İD kontrolünde olan Telafer’de kurtarma harekâtının İran Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani’nin gözetiminde yürütüleceği konuşuluyor. Bu, bölgedeki Sünniler için büyük bir provokasyon olur.

HSB’nin Telafer’deki dahli de tartışmalı ve Türk varlığına tepki olarak görülüyor. HSB’yi yöneten Irak ulusal güvenlik danışmanı Falih El Fayad’a göre “HSB’nin hedefi Telafer kentini kurtarmak ve silahlı kuvvetler başkomutanının aksi yöndeki emri olmadığı sürece kente girmeden Musul’un dışına kadar ulaşmaktır.”

Kürdistan Bölgesi parlamentosunda yer alan Türkmen Cephesi, 30 Ekim’de HSB’nin Telafer’deki mücadeleye dahli üzerine ilçenin demografik yapısının değiştirilmesine karşı uyardı ve HSB’nin bu harekâtta yer almasına itiraz etti.

İran’daki velayet-i fakih ile bağlantılı HSB gruplarından biri olan Harekât Hizbullah El Nucaba, Telafer’i kurtarma mücadelesinin “şiddetli” olacağını söylerken HSB’nin demografik yapıyı değiştirmek istediği iddiasını reddetti ve Türkiye’yi “burnunu başkalarının işlerine sokmak” ile suçladı.

HSB ile Türk askerlerinin çatışması uzak bir ihtimal değil. Zira Türk askerlerinin konuşlu olduğu nokta Telafer’den sadece 12 kilometre mesafede.

Erdoğan’ın HSB’nin “terör estirmesi” hâlinde müdahale uyarısında bulunması da dikkate alındığında Türkiye’nin Telafer’deki HSB varlığını kente girme gerekçesi olarak gördüğü anlaşılıyor.

Dahası Türkiye, Suriye sınırı yakınlarındaki Telafer’in İran nüfuzuna girmesini istemiyor. Zira böylesi bir durumda İran’ın Irak’ın doğusundan batısına kadar oluşturmak istediği kara güzergâhından silah taşıması kolaylaşacak. Telafer üzerindeki kavganın bir nedeni olarak da bu konu görülüyor.

Erdoğan, Türk sınırından 60 kilometre mesafede bulunan Telafer’in İran’a yakın Şii gruplara barınak olmasından korkuyor. Erdoğan ayrıca Türkiye’ye yönelik saldırılar veya Türk ordusuyla savaşan PKK’ye silah transferinin kolaylaşması bakımından HSB ile PKK arasında olası bir ittifakın kurulmasından kaygı duyuyor

Görünen o ki Türkiye’yle Irak arasında gerilim yeniden yükselecek. Bu, askeri bir açmaza da dönüşebilir. Nitekim Ebadi daha önce “Türkiye’yle savaş istemiyoruz ama Türkiye savaşta ısrar ederse buna hazırız.” demişti. Ancak Türkiye ile askeri bir çatışma yaşanırsa bu, düzenli Irak ordusuyla değil, Irak’taki Türk askerlerini karşılaşma hâlinde hedef alınacak bir “işgal gücü” olarak gören HSB ile olur.

Telafer’in Türkiye ile Irak arasında uluslararası düzeyde ihtilaflı bölge hâline gelmesi güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık yaratıyor ve iç çatışmalara, dolayısıyla da İran ve Türkiye’nin askeri müdahalelerine zemin hazırlıyor. (Al Monitor)


Iraklı gazeteci Mustafa Saadoun, insan hakları alanında çalışıyor ve kurucusu olduğu Irak İnsan Hakları Gözlemevi’nin başkanlığını yürütüyor. Daha önce Irak Temsilciler Konseyi’nde muhabirlik yapmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89