• BIST 96.400
  • Altın 144,467
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 20 °C

Yeni Türkiye, Yeni NATO’ya uyar mı?

Joost Lagendijk

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve IŞİD lideri Ebu Bekir el Bağdadi NATO’ya istemeden de olsa bir can simidi attı.

Berlin Duvarı’nın yıkılmasından beri, Batı savunma örgütü varoluş nedeniyle ilgili sancılar içindeydi. Soğuk Savaş sırasındaki Sovyet tehdidinin boyutu konusunda hemfikir olsun ya da olmasın, NATO’nun kendisine üye devletlerin toprak bütünlüğünü korumak üzere görev başında olduğu gerçeği herkes için açıktı. Geçen yirmi yılda hiç kimse Rusların batı komşularından herhangi birine saldıracağı beklentisi içinde olmadığından, NATO, komutası altındaki silahlı kuvvetlerde reform yapmak ve barışı tesis ya da korumakta çıkarı olduğu dünyanın diğer bölgelerine (Balkanlar, Afganistan) asker göndermeye daha fazla odaklanmak zorunda bırakıldı.

Birkaç ay öncesine kadar, hiç olmazsa kamuoyu algısında, ittifakın unutulmaya yüz tutmasını önlemenin yeni, etkili yollarına dair güvenlik kademelerinde çok fazla spekülasyon ve tartışma söz konusuydu. Ancak, Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve doğu Ukrayna’daki saldırgan politikalarına ilaveten IŞİD’in Irak ve Suriye’deki günlük vahşet şovu, NATO’nun dün biten olağan zirve toplantısındaki gündemini keskin bir şekilde değiştirdi.

NATO’nun görevinin son demlerindeki genel sekreteri Rasmussen ittifakın bütün üyelerini dış saldırganlıklara karşı koruma taahhüdüne hâlâ bağlı olduğunu açıkça ifade etti. Rasmussen ayrıca uluslararası toplumun Ortadoğu’daki cihatçı şiddeti durdurma sorumluluğunun da altını çizdi. ABD Başkanı Obama ve İngiltere Başbakanı Cameron ortak bir makaleyle işi bir adım daha ileri götürdü. Obama ve Cameron, hem Rusya’nın “uluslararası kuralları ayaklar altına almasının” hem IŞİD’in terörist eylemlerinin NATO üyelerinin güvenliğine doğrudan tehdit olduğunu savundular.

Ukrayna konusunda, Obama ve Cameron’ın istediklerini elde edebilmeleri pek olası görünmüyor. Birkaç büyük Avrupalı NATO üyesi, Putin’i kışkırtmak istemiyor, aynı zamanda Rusya’nın askeri olarak geri püskürtülebileceğine inanmıyorlar. Bunun yerine, NATO, 48 saat içerisinde harekete geçebilen 4000 askerlik güçlü bir acil müdahale kuvvetini tesis eden Hazırlık Eylem Planı’nı (RAP) benimseyecek. NATO diplomatik alanı ise, Rus savunma ve petrol şirketlerinin Avrupa ve Amerikan sermaye piyasalarına girmesini yasaklayan daha sert yaptırımlara hazırlanmakta olan AB ve ABD’ye bırakacak.

Türkiye açısından, NATO’nun yeni “öncü” gücünün ve Rusya konusundaki yenilenen söyleminin çok yakın vadeli sonuçları olmaz. Tehlike, Türkiye’nin bir kez daha adeta koşar adım yaptırım delici damgasını yeme riskine girdiği, Rusya’ya karşı güçlendirilmiş AB-ABD ekonomik ve mali yaptırımlarda. İran’la olan müphem anlaşmalarının ardından, Ankara’nın, pervasız davranışından dolayı Rusya’yı cezalandırma yönündeki çabaların aktif bir şekilde altını oyduğunun görülmesi halinde, bu Türkiye’nin Avrupa’daki ve ABD’deki duruşu açısından iyi olmayacaktır.

IŞİD konusunda, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu güçlükler daha büyük ve daha karmaşık. Kimse NATO’nun veya ABD’nin ya da İngiltere’nin doğrudan Irak’a ya da Suriye’ye müdahale etmesini beklemiyor. Washington, Londra, Paris ve Berlin’in yardımıyla, IŞİD’e karşı savaşlarında Kürtleri desteklemeyi sürdürecektir. Acımasız cihatçılara karşı, IŞİD’e karşı durmaya istekli bir koalisyon oluşturmaya zorlamak üzere yüzünü bölgedeki dost ülkelere çevirmiş durumdalar. Obama şüphesiz Galler’de Erdoğan’a Türkiye’nin bu konudaki pozisyonunu soracaktır; ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel de NATO zirvesinden sonra Türkiye’ye geldiğinde bu soruyu tekrarlayacaktır. Daha önce de yazdığım üzere, Türkiye 49 rehinenin ya da nihayetinde, ciddi bir şekilde Türkiye-Suriye sınırını IŞİD militanlarına, silahlara ve petrole kapatmaya çalıştığı iddiasının arkasına daha fazla sığınamaz.

NATO’nun kendini yeniden keşfetmeye çalıştığı bu zirveden sonra, Türkiye’nin yaygın bir şekilde destek gören IŞİD karşıtı koalisyonun başını çekmesi yönündeki baskılar büyüyecektir. Yeni Türk liderliği, Türkiye’nin, bütün bu yaygın Batı karşıtı söylemlere ve liderlerinin ideolojik tercihlerine rağmen, hâlâ güvenilir bir NATO müttefiki olduğunu kanıtlaması gerekecek.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89