• BIST 82.300
  • Altın 148,195
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -1 °C

Suriye ile savaş 'haklı bir savaş' mı?

Nihal Bengisu Karaca

"HEP mi dayak yiyeceğiz?" diye soruyor bazı arkadaşlar. "Askerlerimizin başına çuval geçirildi bir şey yapamadık; İsrail içinde Türk vatandaşlarının bulunduğu insani yardım gemisine karasuları dışındayken saldırdı, 9 vatandaşımızı öldürdü, bir şey yapmadık. Şimdi Suriye uçağımızı düşürdü. Hava sahasının ihlalinden bahseden Suriye'yi yalanlayan veriler ortaya çıktı. Dün 6. gün idi ve pilotlardan haber yoktu. Yine mi bir şey yapmayacağız?" diyorlar.

Suriye'deki zalim diktatör, kendi halkını katlediyor, arsızlığının sonuçlarından biz de nasibimizi aldık, tamam ama Türkiye'nin beklenen 3. dünya savaşının gereksindiği kıvılcımı çakan taraf olmamaya çalıştığını görmek de zor olmasa gerek diye düşünüyorum.

Şimdi Suriye'ye yekten savaş ilan etmiyor oluşumuzu bir "mazoşistlikte ısrar" gibi görmeye/ göstermeye çalışanlar aslında şunu demek istiyorlar: Başımıza çuval geçirenler Amerikalıydı, bir şey yapamazdık. Mavi Marmara'da 9 vatandaşımızı öldüren ülke İsrail'di, İsrail demek de ABD demekti, yine bir şey yapamazdık. Ama Suriye'ye yapabiliriz!

Her şey hâlâ ortaokuldaki gibi yani. Sınıfın en iri çocuğundan dayak yemiş ve karşılık verememiş olabilirsin. Sınıfın babası zengin çocuğundan dayak yemiş ve başına bela almaktan çekinmiş olabilirsin. Ama pardon yani, sınıfın fakir ve psikopat çocuğu seninle dalaşmaya kalkmaması gerektiğini bilmeli.

Hatırlatmak lazım fakat; orta birden terk bir başka "iri", sınıfa geri döndü ve marina olarak da senin o çelimsiz haytanın ata yadigarı arazisini kullanıyor.

Rusya oyuna geri dönüyor. Bu durum "ideolojilerin de" yeniden oyuna dahil olması anlamına gelir mi bilinmez. Malum, daha önce kapitalizm ile sosyalizmin soğuk savaşı ve kendileri adına savaştıklarını zannederken aslında "dayıları" için savaşanların açtığı sıcak savaş alanları söz konusuydu. Şimdi ise beyaz yakalı kapitalistlerle, mafyöz kapitalistlerin savaşı söz konusu olacak. "Yeğenler" ön safta çarçur olup kısmi başarılarla semirirken, asıl parsayı yine "dayılar" toplayacak.

Esad ailesinin sicili kabardıkça kabardı; yaptıkları zulüm çizmeyi aştı. Ortadoğu ikinci bir "deli devlet"i daha kaldırmaz. Beşar Esad'ın gitmesi gerekiyor, bu kesin. Ama Türkiye'nin Suriye'ye verdiği karşılık üçüncü dünya savaşının çıkması için bekleyen "dayılara" davetiye çıkaracak tonda olmamalı. Kamuoyu da yeni "ideolojilerin", yeni "serenat"ların dolaşıma sokulmasına karşı duyarlı olmalı. Aksi takdirde kendimizi bir anda ABD ve İngiltere ile beraber Suriye arazisinde Rusya-Çin-İran-Güney Irak-Lübnan (Hizbullah)-Fransa ve daha da kalabalıklaşacak bir eküriyle savaşırken bulabiliriz.

Bazı savaşlar haklı savaşlardır. Varlığımın, dinimin ve neslimin devamlılığını ortadan kaldırmak, yeryüzünden silip atmak doğrultusunda niyet ve eylem ortaya koyanlara karşı savaşırım. Bu yolda savaşanlara, direnenlere, o direnişe destek verenlere çamur atanlar da nazarımda irtifa kaybeder. Ancak bu tehlikeyi yaratıp yaratmadıklarını bilmediğim bir devletle, kendi devletim istediği için savaşmak ayrı şey. Burada "kendi arzusu dışında" sırf askerlik çağı geldiği için cepheye yani ölüme gönderilecek binlerce genç söz konusu.

Üstelik modern çağın savaşları maalesef, savaş kararı verenlerle savaşanlar arasındaki mesafenin iyice açıldığı savaşlardır. Eskiden fetih, cihat, savaş kararı veren kral ya da padişahtı; şimdi küresel finans kapitalizminin bileşenleridir savaşlara karar veren, ulusötesi şirketlerdir, Wall Street oyuncularıdır, silah sanayiidir. Eskiden savaş kararı veren kralların, padişahların aynı zamanda cepheye gittikleri, ordularını kumanda ettiğini biliyoruz; taşın altına ellerini koyduklarını, başkalarının canını tehlikeye atarken kendi canlarını sakınmadıklarını. Bugün, "kitlelerin savaşması gerektiğine karar verenler" ise, savaşı kilometrelerce uzaktan, bilgisayar marifetiyle yürüten adamlardır.

Bugünün şartlarında kitlelere düşen "vicdani ret" hakkının yasalaşması için çalışmak. Çünkü çocuklar bile sınıfta çıkan kavgaların hangisine katılıp hangisine katılmayacaklarını seçebiliyorlar. Sonu ölümle biten savaşlara gidip gitmeyeceklerini de seçebilmeliler.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89