• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 7 °C

Sol ve Kürtler

Gülay Göktürk

Türkiye’de sol hareketin canlandığı 60 sonrası dönemden bu yana ama özellikle de 80 sonrasında solun Kürt hareketine ve Kürt sorununa yaklaşımında faydacı, fırsatçı, araçsallaştırıcı bir bakış hakim oldu.

Sol ve sosyalist hareket, kendi kapsayıcı ideolojisinin ve siyasetinin, mevcut rejimden kaynaklanan bütün sorunları ve bu arada Kürt sorununu da çözeceğini, dolayısıyla ayrı bir Kürt örgütlenmesinin yanlış olduğunu vaaz eden bir hareketti. (Aynı görüş kadın hareketi için, Aleviler için de geçerliydi kuşkusuz.) Dolayısıyla, 60’lı yıllar boyunca sol, Kürtler’i aynı örgüt içinde mücadeleye çağırdı. Bunu sağlamayı büyük ölçüde başardı ve böylece kendine iyi-kötü bir kitle tabanı da sağladı.

Ne var ki, iktidar ufukta görünmüyordu. Tam tersine, 70’li yıllar devrimin değil, faşizan yükselişin yaşandığı yıllar oldu. Kürtler’in ne zaman olacağı belli olmayan bir devrim hayaliyle “beklemesi” gittikçe zorlaşıyor, bu arada 12 Mart darbesinin ayak sesleri arasında solda da büyük parçalanmalar yaşanıyordu.
 
Öncü savaş umutları çökünce
 
Sol hareketin her dönemde en temel sorunu halkla bağlarının olmaması, hiçbir dönemde kitlesel bir karakter kazanamaması, hep küçük bir aydın-öğrenci hareketi olarak kalmasıydı. Bunda da şaşılacak bir şey yoktu aslında. Öyle bir programa aklı başında kimsenin destek vermesi beklenemezdi. Halkın sola sempati duyan kesimleri bile keskin sağduyularıyla solculara “olmayacak işler peşinde koşan naif gençler” olarak bakıyordu.

70’lerin başında ortaya atılan “öncü savaş” teorileri bu açmazın sonucuydu. Birilerinin kıvılcımı çakması ve “öncü savaşı” başlatması, kitlelere bu devletin sarsılabileceğini, zayıflatılabileceğini göstermesi gerekiyordu. Belki o zaman onlar da cesaretlenip ayağa kalkardı! Ama bu fanteziler de acı bir biçimde çöktü.

Solun ezeli “taban arayışı” 70 sonrasında da sürdü. Düzenin ezdiği Kürtler ve Aleviler elbette ki en fazla göz diktikleri kitleydi. “Kurtuluş formülü” zaten kendi ellerindeydi, lider kadrolar da... Kürtler ve Aleviler de “taban” olursa bu iş olurdu... 1974-80 arasında solcu-Alevi-Kürt ittifakını sağlamak için sayısız girişimde bulunuldu, parti kurma denemeleri yapıldı ama hiçbiri yürümedi.
 
Eruh’tan bu yana
 
80’li yıllara gelindiğinde ise artık başka bir faza geçilmişti. Kürtler bütün sorunları çözecek “devrimi” beklemekten bıkmış; kendi göbeklerini kendileri kesmeye karar vermiş ve harekete geçmişti.

Sol örgütlerin Eruh baskınından bugüne PKK’ya karşı tutumları hiçbir zaman ilkesel bir tutum olmadı; meseleye Kürt sorununun çözümü açısından bakan samimi bir tavır almak yerine olaya o günkü siyasi çıkarları açısından baktılar; siyasi stratejileri değiştikçe PKK’ya karşı tutumlarını da değiştirdiler.

Zaman zaman “kaos” planları yaptılar. PKK’nın yürüttüğü silahlı çatışma bir kaos, daha iyisi bir iç savaşa dönüşebilir ve “yönetilemeyen Türkiye” tablosu yaratabilirdi ve o zaman onlar da bu karambolde iktidara ortak olmak için bir fırsat elde edebilirlerdi. Böyle umutlar besledikleri dönemlerde PKK’ya çiçekler uzattılar; “dağdaki gerillaların” kahramanlığına övgüler düzdüler.

Darbeci generallerle ve Türk milliyetçileriyle ittifak yaparak, “Kızıl Elma” koalisyonu kurarak AK Parti’yi devirme ve bu altüst oluşta iktidardan pay kapma umudu besledikleri dönemlerde ise en keskin PKK düşmanı oldular.
 
En korktukları senaryo gerçek olunca
 
Herhalde en korktukları şey, Kürt sorununun AK Parti eliyle, AK Parti’nin PKK’yla müzakeresi yoluyla çözülmesiydi. Bu, onlara hiçbir ekmeğin çıkmayacağı en korkunç senaryoydu.

O yüzden de tarihi Nevruz’dan bu yana, sürecin çöküşüne oynadılar; bunun için ellerinden geleni yaptılar ama başaramadılar. Süreç ilerliyor ve HDP güçlenen bir siyasi aktör olarak Türkiye siyasetinde yerini alıyordu.

O yüzden de şimdi HDP’yi “ele geçirme” ve bu partiyi “solculaştırma” faaliyeti içindeler. Öcalan’ın önerdiği Türkiyelileşme projesini çarpıtarak ve ana fikrini yok ederek “Lokomotifi sol ve sosyalistler olan”, Kürtler’in de yük katarı olarak görev yaptığı bir parti yaratma peşindeler.

Kısacası sol bu yolla bir kere daha hazıra konmaya çalışıyor.

Peki ya Demirtaş ne yapmak niyetinde?

PKK’nın birçok lideri gibi o da geçmişinde “solculuk” denen çocukluk hastalığını geçirmiş olsa bile, artık Kürt hareketinin lideri durumunda olan ve halkına karşı ağır sorumluluk taşıyan bir siyasetçi olarak, milyonlarca Kürt’ü bir avuç köksüz sosyalistin peşine takmanın vebalini düşünmüyor mu?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89