• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 31 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 16 °C

‘Sağ sosyalizm’

Ömer Leventoğlu

Türkiye siyasal tarihi, sol kavramlarla sağ ve gerici siyaset yapılmasının tarihidir aynı zamanda. Kavramları soysuzlaştırma tarihi de diyebiliriz buna. Son olarak ‘’Demokratik Özerklik’’ kavramının başına gelenler, bu durumu bir kez daha eyan beyan hale getirdi, malumu ilan, gizliyi aşikar etti. Oysa her çağın tartışmalı kavramları vardı. Bugün hemen herkesin, hemen her siyasal tartışmada kullandığı ‘’Ulus’’, ‘’Eşitlik’’, ‘’Adalet’’ gibi kavramlar bile, ilk ortaya çıktıkları çağların tartışmalı, daha doğrusu anlaşılması zor kavamlarıydı. Örneğin ‘’Adalet’’ kavramı, Sokrates, Platon ve Aristo üçlüsünden tutalım, aydınlanma çağı Avrupa’sında bile henüz felsefenin ve siyasal terminolojinin en temel sorunlarını oluşturuyordu. Ne ki artık bugün, (her ne kadar kimi durumlarda içerik çarpıtmak amacıyla kullanılıyor olsalar da), bu kavramlar ‘’bilinebilir’’ ifadelere tekabül ediyor. Ulus dendiğinde, Adalet ya da Eşitlik dendiğinde artık hiç kimse, ‘’bu ne demek’’ diye sormuyor. Bugünün popüler ‘’bilinmeyen’’i ya da, ‘’bilinmek istenmeyen’’ kavramı olma şerefi ise ‘’Demokratik Özerklik’’e ait... Demokratik Özerklik; akademi, medya ve siyasette yürütülen tartışmalarda, en iyi niyetli gibi görünen polemiklerde bile ‘’içerik belirsizliği’’ ile suçlanıyor. Türkiye medyasında yazan kimi siyaset bilimi hocaları, sosyologlar ve analistler, biraz da kınama, aşağılama, küçümseme, hatta bazen azarlama dolu ifadelerle şöyle diyorlar: ‘’Tamam, herhangi bir önyargımız yok, ama ‘Demokratik Özerk Kürdistan’ dedikleri şeyden ne kastedildiği de açık değil. Bir siyasal hedef ve program olarak ‘Demokratik Özerklik’ ilan edenler bile ne yaptıklarını tam bilmiyorlar.’’

Dikkat edilirse bunu yapanların önemli bir kısmı, 20’inci yüzyılın ikinci yarısındaki canlı ve sürekli gelişen sosyal ve siyasal teoriyle tanışmış olanlardır. Ki bunların çoğu, artı değer teorisinden tutalım Çin’in son 25-30 yılda siyasal sistemini reforme ederek kendince tanımladığı ‘’Piyasa Sosyalizmi’’ne değin siyasal alanda görülmemiş, mantıksal içeriği ve teorik tutarlılığı bakımından sarsıcı bir dizi kavramla haşir neşir olmuş şahsiyetlerdir. Hepsini algıladılar, yorumladılar, tartışıp içeriğini zenginleştirdiler ama büyük bir ısrarla Demokratik Özerklik’i içerik ve anlamdan yoksun bulmaya devam ediyorlar. (Sanki içerik ve anlam konusunda ikna olsalar bütün sorun çözülebilirmiş gibi...)

Elbette ben şimdi burada bir ‘’açıklamaya kalkışmak’’ hadsizliğine girmeyeceğim. Bu bir emek ve birikim işi... Bir direniş tarihi var bu kavramın arkasında... Bu direnişte bedel ödeyenler, teorik içeriğini de dolduruyorlar kuşkusuz. Ayrıca mesele de bu değil; zira toplum yaşamında Demokratik Özerklik’in siyasal bir pratik olarak somut karşılığı var zaten... Adil, özgür, hakka ve hukuka dayalı, insan iradesinin ve insani değerlerin siyasal tahakkümün üstünde tutulduğu, yaşamın demokratik esaslarla düzenlendiği bir siyasal pratik... Tarihsel deneyimler ve siyasal birikimlerden besleniyor.

Asıl mesele; önce Demokratik Toplum Kongresi, ardından da Barış ve Demokrasi Partisi’nin Demokratik Özerklik’i programlarına almasının yarattığı sonuçlardır.

Birinci sonuç; Demokratik Özerklik’in kavram olarak meşruiyetini giderek yaygınlaştırmasıdır. Daha geniş kitleler tarafından benimsenir hale gelmesidir: İçerik ve anlam olarak da gittikçe daha çok kavranır, anlaşılır, hatta en önemlisi de yaşanır olmasıdır... İşte bu, yani Demokratik Özerklik’in yaşamsal pratikle buluşması, içerik kazanması, başta Türk medyasının ‘’sağ sosyalistleri’’ olmak üzere, sözünü ettiğimiz geniş bir akademisyen ve yazar çevresini de kelimenin gerçek anlamıyla endişelendiriyor. İkinci sonuç; İstanbul’da ya da Ankara’da bir türlü anlaşılmayan şey, Amed’de, Botan’da yaşamın bizzat kendisi haline geliyor. Yaşanıyor... İnsanlar bunu soluyabiliyor, bu kavramın gücüyle yaşamı giderek daha çok özgürleştiriyor, moral değerlerinde büyük bir güç ve iradeye dönüştürüyorlar. Ayrıca başka bir sürü şeydir Demokratik Özerklik... Bir dönem ‘’ulusalcı’’ olduklarını anlayamadığımız, bugün de sosyalizmin literatürüyle nasıl bir sağ sapma içerisinde olduklarını çözemediğimiz cephe için turnusol kağıdıdır demokratik özerklik. Onların gerçek yüzünü görmemizi sağlayan teşhir vitrinidir. Artık lafızda sosyalizmin, gerçekte gericilik olabileceğini açığa çıkaran, idrak ettiren derstir.

Hiç bir şey değilse bile, bir toplum, bir halk nasıl bir irade haline gelebilir sorusunun cevabıdır. Bir coğrafyanın dezenformasyondan ve yıkıcı ideolojik tahakkümden kendini nasıl arındırabildiğini gösteren fenerdir.

Dedik ya; Türkiye siyasal tarihi sol kavramlarla sağ siyaset yapılmasının tarihidir. Şapkayı çıkartıp bu keli gösteren de Demokratik Özerklik oldu. Türkiye’de muhalif siyaset bundan bir şey anlamadıysa, boşuna okumasın...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89