• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 1 °C

Mesele Rus uçağı değil, Suriye siyaseti

Nuray Mert

Bir ülkenin halkını “diktatöründen kurtarma” iddiası ile o ülke savaş bataklığına sürüklendi, tıpkı aynı gerekçeyle müdahale edilen diğer ülkeler gibi. Herkes biliyor ki, mesele “insani” telakkiler değil! Suriye ile sınır komşusu olması, Suriye’de olanlardan en çok etkilenecek ülke olması Türkiye’ye farklı bir sorumluluk yüklüyordu; o sorumluluk Suriye’nin bu hale gelmesini engellemek için elinden gelen çabayı göstermesi idi. Ama Türkiye, bu yolu zorlamak yani diplomatik baskı ve çözüm siyasetinde ısrar etmek yerine savaşa bulaşma yolunu seçti. Geldiğimiz nokta ortada!

Dahası, düşünce ve ifade özgürlüğü olmadığı için Suriye konusunu özgürce tartışmak imkânsız. Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni ve Ankara temsilcisini bu konuda yaptığı haberlerden dolayı itham ederek savcılığa davet etmek, bu durumun en iyi göstergelerinden. Son olarak, Türkiye hava sahasını ihlal gerekçesi ile bir Rus uçağının düşürülmesi olayını tartışma konusu edenlerin “Rusya avukatı”, “Putin yanlısı” olarak itham edilerek susturulmaya çalışılması da aynı siyasetin sonucu. Bu şartlar altında, “aslında ne oldu, neden oldu, sonuçları neler olur, Türkiye bu işten kârlı mı, zararlı mı çıkar ve dahası Suriye’de yaşayan Türkmenlere yardım mı olur, zarar mı verir” sorularını hakkıyla sorgulamak imkânsız. Burası artık, Türkiye’ye faydası olan siyaset konusunda farklı düşüncelerin özgürce konuşulabildiği bir ülke değil.

Uzlaşma ve diyalog

Her şeye ve tüm baskılara rağmen, bu ülkede yaşayan herkesin ülkenin hayrı konusunda ne düşündüğünü açıkça ifade etmekte ısrar etmesi gerektiğini düşünüyorum, çünkü gerçekten vatansever ve insansever olmak bunu gerektirir. Dahası, hayata, dünyaya, siyasete nereden baktığımız, ülkemizin hayrına olan siyasetin ne olacağı fikrimizi şekillendirir. Ben, öteden beri ve genel olarak savaş ve çatışma siyasetleri yerine uzlaşma ve diyalog siyasetini savunan biriyim. ABD öncülüğündeki Irak işgaline de, Suriye’de Esad rejimini yıkmak adına ülkenin kana bulanmasına da aynı gerekçeyle karşı çıktım. Asıl mesele buydu, ondan sonra olanlar, bize bu asıl meseleyi unutturmamalı. Yine aynı gerekçe ile, Türkiye’nin Batılı müttefiklerinin tüm zorlamalarına rağmen, Suriye’de savaş siyasetine karşı çıkması gerektiğine inandım, hâlâ aynı görüşteyim. Bence, şimdilerde dikkatimizin çekilmeye çalışıldığı IŞİD’in yükselmesinin nedeni de Suriye’ye müdahale siyaseti idi. Bu konuyu hiçbir şekilde unutmamak, göz ardı etmemek lazım.

Asıl mesele

Diğer taraftan, “olan oldu bugüne bakalım” deniliyorsa, o zaman da yine aynı noktadan hareket ile, halihazırda Suriye meselesini diplomatik yoldan, masada müzakere ederek çözme noktasında iyi kötü uzlaşmaya çalışan taraflar ile masaya oturmaya çalışmanın gerektiğini düşünüyorum. Oysa Türkiye, hâlâ Esad’ı devirme çabasını öne çıkarmaya çalışıyor, bu siyaset daha fazla gerilim, çatışma ve kan dökülmesine neden olmaktan başka sonuç vermez, vermiyor. Son olarak, Rus uçağının düşürülmesinin nedeni de sadece Rusya tarafından sıkıştırılan Türkmenlere “insani” yardım değil elbette, Türkiye hâlâ destek verdiği silahlı Türkmenler üzerinden Kürtlerin alanını daraltmaya, Esad’ı sıkıştırmaya, Suriye’de daha fazla söz sahibi olmaya çalışıyor, mesele bu. Konunun, kamuoyuna ahlaki ve milli gerekçeler çerçevesinde izah edilmeye çalışılması çok tabii, ama ne ikna edici ve de ne yazık ki, istenilen sonucu verecek bir siyaset değil. Değil, çünkü Türkiye, başarısızlıkla neticelenen Suriye siyasetini gözden geçirmemekte ısrar ettikçe, sahadaki tüm taraflara fazladan koz vermekten başka sonuç almıyor. Nitekim, Rus uçağının düşürülmesi de aynı sonucu verdi.

Türkiye önemli bir ülke, Suriye konusu insani boyutu bir yana, siyasi olarak çok önemli bir konu, iktidar partisinin artık bunu kavraması, İslamcılık iddialı yeni Enver Paşa’lık heveslilerine mesafe koyması lazım. Hele, Cem Uzan artıkları, eski reklamcı, silah tüccarı bozuntularının iktidara yaranmak adına attıkları savaş naralarına kulaklarını tamamen kapaması lazım. “Türkiye’nin avukatlığı” bunlara kalmışsa durum gerçekten vahim demektir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89