• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 29 °C
  • Berlin 16 °C

Meclis’te ve ülkede son durum

Nuray Mert

AK Parti adayının Meclis Başkanı seçilmesi neden bu kadar tepki topladı anlayamadım. Hele, MHP’nin bu seçimde sergilediği tutuma şaşıranları hiç anlamadım. MHP’nin HDP’ye karşı tutumu, kuşkusuz demokratik meşruiyeti hiçe sayan bir tavır, ama sahiden ne bekliyordunuz MHP’den? MHP sadece koyu Türk milliyetçisi değil, aynı zamanda dünyayı ve Türkiye’yi okumak konusunda çok ciddi zaaf içinde olan bir parti. Türkiye’de Türk milliyetçiliği hâlâ oldukça güçlü olmasına rağmen seçimlerde başarısız olmasının nedeni de bu.

MHP hayalleri yıktı

Hal böyle iken, seçim sonuçlarından “yüzde altmışlık blok” çıktığını düşünmek ve buna göre hesap yapmak son derece isabetsizdi. MHP ve HDP’yi aynı blok içinde görmek gerçekçi olmadığı gibi, aynı zamanda siyaseten isabetsizdi; zira MHP, AKP’den daha sağda ve daha statükocu bir parti ve böyle bir partinin iştiraki ile siyasi restorasyondan bahsetmek, demokrasi adına olacak şey değildi. Tam da bu nedenle, Türkiye’de temel siyasal hedefi, AK Parti’yi ve özellikle Erdoğan’ı zayıflatmak olarak görmek bence yanlış bir istikamette hareketti, nitekim bizzat MHP bu isabetsiz hayalleri yıkmış oldu.

Türkiye, seçim sonuçları ile otoriter rejim uçurumunun kıyısından döndü, şimdi mesele siyasetin demokratik bir hatta yerleşmesi için çaba harcamak. Siyasetin bu istikamete yönelmesi için, evet, Erdoğan’ın demokratik sınırlarına geri çekilmesi lazım. Diğer taraftan, seçim sonuçları ile şimdilik sona eren tek parti heveslerinin uzun vadede önünü alacak siyasi dengelerin kurulması, hukuki/siyasal sistem altyapısının inşası gerekiyor. Ancak, böylesi bir restorasyon, AK Parti ve/veya Erdoğan karşıtlığından ibaret bir sığlığa savrulduğu ölçüde başarısızlığa mahkûm olacak. Tabii bu arada, AKP ve Erdoğan’ın da “yine de en büyük biziz” sığlığından kurtulup, seçim sonuçlarını iyi okuması gerekiyor.

Koalisyon zor

Her şeye rağmen AKPCHP koalisyonu şimdilik zor görünüyor ama bu, ibre AKP-MHP koalisyonuna gidiyor demek de değil. Meclis seçimini, koalisyon hesabından ayrı tutmak lazım, zira zaten AK Parti ve özellikle Erdoğan için, olacaksa bile “uzlaşma”ya Meclis Başkanlığı ile başlamak pek mümkün değildi, bu matematiği kavrayamayanlar ve Baykal boşu boşuna heveslendiği ile kaldı. Suriye sınırında yaşanan gelişmeler, ne yazık ki, AK Parti ile MHP’yi yakınlaştırma potansiyeline sahip, ama MHP’nin halen ısrarcı olduğu koşullar bu koalisyon imkânının önünde büyük bir engel. Ayrıca AKP’nin, MHP ile koalisyonun kendisini uzun vadede aşağıya çekeceğini kavramakta gecikmemesi lazım. Doğrusu, Kürt meselesi çerçevesinde, HDP ve barış sürecine karşı tavır sürdürülebilir değil. Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde büyük güç kaybına uğrayan AK Parti’nin bu gerçeği görmezden gelmeye devam etmesi tam bir felaket olur.

Kısacası, “Türk barış süreci, Kürt barış süreci ve bu çerçevede demokratik restorasyon”dan başka çare yok, siyaset bu istikamete yönelmezse, erken seçim de olsa siyasi kriz bitmeyecek, tam tersine artacak. Diğer taraftan, Suriye’ye müdahale heveslerinin karşılığı olmadığı zamanla daha iyi anlaşılıyor, daha da anlaşılacak. O nedenle AK Parti çevrelerinin yol yakınken daha serinkanlı bir zemine çekilmesinde fayda var. Kürt siyasetinin de Cerablus konusunda, Türkiye ve küresel aktörlerin çekincelerini dikkate alarak ve daha temkinli davranacağını düşünüyorum.

HDP’nin tavrı

AKP’nin PYD’yi IŞİD ile kıyaslama ve baş düşman ilan etme siyaseti son derece isabetsiz, diğer taraftan HDP’nin de PYD sözcüsü gibi davranmasına gerek yok. Ancak böyle bir konuma gerek kalmaması için, bu ülkede yaşayan Kürtlerin bölgede yaşayan diğer Kürtler konusundaki hassasiyetinin herkesçe dikkate alınması ve anlaşılması gerekiyor. Dahası, “PYD tüm Kürtlerin temsilcisi değil” teranesinin Kobani olayları ve bölgede HDP’ye yağan oylar ile nasıl çöktüğünü kavramak lazım. AK Parti’nin, siyasetleri PKK karşıtlığından ibaret olan “makbul Kürtlerinin rehberliği” ile Kürtlerin ve dahi PKK sempatizanı olmayan Kürtlerin desteğini nasıl kaybettiği ortada. Bundan sonra, aynı kılavuzlar ile yol almaya devam ederse durum değişmeyecek, haberleri olsun.

‘Tek adamlık’

Kısaca, tekrarda fayda var: Son seçim bizi bir uçurumun eşiğinden döndürdü, şimdi mesele sonuçları iyi okumayı, bu çerçevede ezber bozmayı başarmak. Başta iktidar partisi, kaosa oynamak ve erken seçimle eskiye dönme hesabından vazgeçmeli; erken seçim kaçınılmaz olursa da, seçime “yeni bir başlangıç” hesabı ile girilmeli, yoksa siyasi kriz derinleşmeye devam edecek gibi görünüyor. Son olarak, herkesin görmesi gereken gerçek, Erdoğan dışında bir AK Parti’nin olmadığı. Unutmayalım, Erdoğan’ın “tek adam”lığı, karizması, siyasi becerisi ötesinde, önemli dönemeçlerde kişilik göstermekten, ilkesel davranmaktan imtina edenlerin eseri. Tam da bu nedenle, Erdoğan’sız AKP hesapları boş, ama diğer taraftan Erdoğan’ın da, “tek adamlık” siyasetinin kaçınılmaz sonucunun “tek başınalık” olacağını artık kavramasın da fayda var.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89