• BIST 97.291
  • Altın 144,193
  • Dolar 3,5593
  • Euro 3,9955
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 23 °C

Kimlik siyaseti ve demokratik siyaset -I

Erol Katırcıoğlu

Kimileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otoriterleşmesi iddiasını, “ya halkın diktatörlükten hoşlanması ya da halkın diktatörlükle demokrasi arasındaki farkı bilmeyecek kadar cahil olmasıyla” açıklanabileceğini söylüyor. Buradan da her iki önermenin gerçeklerle örtüşmediği ve bu nedenle de bu iddianın aslında bir “Beyaz Türk” iddiası olduğu ileri sürülüyor.

Gerçekten de Erdoğan’ın 12 yıl boyunca toplumdan destek gördüğünü göz önüne aldığımızda, aynı Erdoğan’ın “otoriter” olduğunu söylemek, “ya toplumun otoriter bir kişiyi iktidarda görmek istemesiyle ya da toplumun ‘cahil’ olmasıyla” açıklanabileceği ortada. Ama doğrusu bu iki öneri dışında hiçbir başka olasılığının olmadığını ileri sürmek doğru olmadığı gibi tartışmanın da en önemli boyutunu atlamak anlamına gelir.

Bu olasılık da, toplumda “kimlik siyasetinin” baskın olduğu bir sosyolojiden dolayı Erdoğan’a verilen oyların büyük çoğunluğunun Erdoğan’ın dillendirdiği İslami bir hayat tarzına (yani İslami kimliğe) verilmiş olabileceği olasılığıdır.

Bu çerçeveden baktığımızda Güney Afrika’da olan bitenlerle bizde olan bitenler arasında ilginç paralellikler kurmak mümkün. Sosyolojisinde “kabile” olgusunun derin bir biçimde yer aldığı Güney Afrika’da 1994’de başlayan demokrasi deneyimi aslında “kimlik siyaseti” üzerine yalpalayan bir serüvene sahip. Mandela’nın başkanlığında seçimlere giren ANC (Afrika Ulusal Kongresi) bir tür siyah kimliğin koalisyonu olarak oyların yüzde 62’sini alarak iktidara gelmiş ve o tarihten itibaren de hala aşağı yukarı benzer oylar alarak iktidarda kalmaya devam etmektedir.

Bu arada gerek beyazlar ve gerekse siyahlar arasında farklı siyasi parti girişimleri olsa da en büyük siyah koalisyonu olarak ANC’nin olduğu ve bu partinin de “siyah kimlik” üzerine siyaset yürüttüğü bu ülkeyle ilgili yapılabilecek en temel gözlemlerden biri. Özellikle 2009 yılından bu yana ANC’nin başında bulunan, Mandela’nın yakın arkadaşı Jacop Zuma’nın kendisine yönelik çeşitli yolsuzluk ve taciz iddialarını otoriter bir biçimde bastırması ve uyguladığı politikaların “siyahları kayıran” politikalar olması ülkedeki siyasi bunalımın da temel nedeni.

Bunları anlatmamın nedeni ise her ne kadar farklı sosyal yapıları ve tarihi geçmişleri olsa da AKP ve ANC’nin “hakim parti” olarak uzun yıllar iktidarda olmalarının temel nedeninin her iki partinin de “kimlikler” üzerine inşa edilmiş partiler olması ve başarıları da dayandıkları “kimliklerin” toplumda geniş bir nüfusa sahip olmalarından kaynaklanan partiler olmasıdır. Bu nedenle de toplumun Erdoğan’a olan eğilimi, bireyleşmiş bir toplumun siyasi davranışını değil tam aksine deyim yerindeyse “kabile” üyeleri gibi davranan ve toplumda sayıca üstün olan İslami kimlik mensuplarının eğilimleridir. (Buradan tabii ki “kabile üyeleri gibi davrananların” yalnızca İslami kesim mensupları olduğu sonucu çıkarılmasın, diğer toplum kesimlerinin de benzer şekilde davrandıklarını varsayıyorum).

Bu nedenle de Erdoğan’a olan toplum desteğini, “ya toplumun otoriter bir lider aradığı ya da toplumun cahil olduğu” gibi her ikisi de doğru olmayan düşünceler üzerinden değil ama toplumun sosyolojisinin “kimlik siyaseti” yapmaya elverişli oluşuyla açıklamak da mümkündür. Üstelik bu yaklaşım topluma doğrudan bakıp toplumu anlamayı daha da basitleştiren bir yaklaşımdır. Kabilelerden oluşan bir toplumun önüne demokrasi olarak sandık konduğunda nasıl ki en yüksek nüfusa sahip kabilenin başının iktidara gelmesi kaçınılmazsa, tıpkı onun gibi seçmen tercihlerinin “kimlikler” üzerinden şekillendiği bir toplumda sayıca üstün kimliğin siyasi liderinin iktidara gelmesi de aynı şekilde kaçınılmazdır. Bütün bunların ise demokrasiyle pek bir ilgisi yoktur. Eğer ülkede gerçek anlamda bir demokrasi yaratılmak isteniyorsa bütün kimliklerin harmanlandığı bir siyasi anlayışın yaygınlaştırılması birinci öncelik olmalıdır. Kürt meselesi denilen mesele de bundan başka bir şey değildir. Konuya devam edeceğim...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89