• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 27 °C
  • Diyarbakır 30 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 27 °C
  • Berlin 16 °C

Hangi “Açılım”!

Şeyhmus Diken

Hükümet, “açılım” dediği mevzuun önüne, önce “Kürt” kavramını ekleyerek dillendirdi. Sonra “Kürt”lük anlaşılan sert geldi ki, “Demokratik”likte karar kılındı.

İfade edildiği kadar “Demokratik” olmak da “yanlış anlaşılacağı” kabilinden hareketle “Milli mutabakat ve kardeşlik” politikasının ısrarı “en doğrusu” vurgusu kesin karar’a dönüştü. Adına da “devlet politikası” dendi.

İşin doğrusu seksen küsur senelik asker-sivil bürokrat ve tabii ki Kemalist Cumhuriyetin iki yumuşak karnından biridir Kürt meselesi (diğeri de adı zaman zaman değişse de Siyasal İslam). 

Siyasal İslam’ın kayda değer aktörlerinden biri ve şu an iktidardaki hükümeti olan AKP’nin Kürdün derdine dair “açılım” politikası sade, Kürtleri değil “çözüm bekleyen” birçok kesimi heyecanlandırmıştı. Heyecanlandırmak ne kelime, yüksek sesle acaba “geçmişimizle yüzleşiyor muyuz?” sorusunu herkes kendine sorar olmuştu. 

Ama öylesine kısa bir zaman dilimi içinde hükümetin kendi söylemiyle “devlet politikası” olan mesele kendini tüketti ki, hükümet cephesinin bizzatihi kendileri de şaşkınlıklarını gizleyemez olup suçu “siyasal rakipleri”nde aramaya başladılar. 

Bir yandan Kürdün ret ve inkârı üzerine inşa edilen statükonun devamında ısrar eden CHP ve MHP gibi “rejim bekçisi” partilerin gürültüsü, öte taraftan Kürt siyasal hareketinin parlamentodaki temsili gücü önce DTP, şimdi BDP’nin AKP açılımından yana haklı tepkisi ve tatminsizliği. 

Şimdi işin gelinen bu noktasında aklıselim sahibi birçok insan gibi, hükümet de adına “açılım” dediği meselede “Sahi, biz nerede yanlış yaptık!” sorusunu yüksek sesle kendine sormak zorunda. Sonra da henüz başlamayan, belki de başladığı noktada kendini tüketerek, adeta denge politikası uygularcasına “Ergenekon” operasyonlarına “doğu misillemesi” gibi “Kürt seçilmiş” şahsiyetlerini derdest edip “al sana Kürt açılımı” demek midir açılım. 

Yüksek sesle düşünen toplumun geniş kesimleri, bırakın muktedirin devlet politikalarından “icazetli” kırmızıçizgileriyle “müsemma” açılımını, artık “kendi açılımımızı kendimiz yapalım da elalem açılım görsün” derdinde… 

Kaderci hayatlarda “hayırlı” bir benzetme vardır toplumda, bilinir. Birçok durumda “Belki de böyle olması hayırlı olmuştur” denir ya! Şimdi sadece Kürtler değil, ülke sathındaki bilcümle demokrasi güçleri; emeğe, yoksulluğa, yoksunluğa, çaresizliğe, açlığa, perişanlığa, etnik-dini-mezhepsel kimliklerin inkârına dayalı resmi politikaları reddeden “Bir yeni alternatif açılım politikası”nın mücadelesini geliştirip yürütmek durumunda. Bu aynı zamanda bir hesap kesiminin miladıdır da…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89