• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 1 °C

CHP ve Kürtler

Yüksel Taşkın

Bazı CHP’liler, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kürtlerin Erdoğan’a oy verme ihtimaline sert tepki gösteriyor. Bunun, “Türk tipi başkanlık” arayışına destek anlamına geleceği eleştirisinde bulunuyorlar. Kürtlerin CHP’ye kulak vermeleri için, bu partinin Kürt meselesindeki mevcut duruşunu aşabileceğini göstermesi gerek. 

Kürtlerin, silahların yeniden konuştuğu bir Türkiye’ye tahammülleri yok. AKP karşısında muhtemel bir CHP, MHP ve Cemaat ittifakından haklı olarak korkuyorlar. CHP’nin böyle bir statükocu cepheye meyletmesi durumunda, uzun vadede en net kaybeden olacağı ve partiye oy veren geniş kesimlerin özgürlüklerinin de tehlikeye gireceği açıktır. 

Devlet’ten tamamen düşmüş bir CHP’nin, Devlet içinde belirli ağırlıkları olan bu kesimlerle ittifakı, siyasi intiharı anlamına gelir. Bu ittifakın dili, ancak muhafazakâr cumhuriyetçilik olabilir ki, buradan çıkış olmadığı, Baykal’lı fetret döneminde net biçimde ortaya çıktı. Denenmişi denemekte fayda yok. 

CHP’nin kısa ve uzun vadeli çıkarları, sivil siyaset alanında konumlanmasında ve Kürt sorununun anayasal zeminde ve TBMM iradesiyle çözümünde yatmaktadır. Gezi direnişinde aktifleşen ve çoğunluğu CHP’ye oy veren dinamik kesim de, sivil ve demokratik bir CHP’nin en önemli itici gücü olmaya adaydır. Artık risk alma zamanıdır. 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken Erdoğan’ın Kürt meselesinin çözümü konusunda net bir çerçeve çizmeyeceği, “ileride güzel şeyler olabilir” demeye devam edeceği açıktır. Bu durumda CHP, farklı kesimlerin katılımıyla bir Kürt kurultayı düzenleyebilir. Buradaki sunumlardan Kürt meselesinin anayasal çerçevede nasıl çözüleceğine dair bir öneri paketi hazırlayabilir. 

CHP, kısa süre önce bir demokrasi bildirgesini kamuoyuna duyurmuş, yeterince yaygınlaşmasını ve tartışılmasını sağlayamamıştı. Bu bildirgede, seçim barajının yüzde 3’e düşürülmesi, Nevruz’un resmî bayram ilan edilmesi gibi maddeler vardı. Bu bildirge, tek başına yeterli olmamakla beraber, daha somut öneriler için bir başlangıç oluşturabilir. 

Bu konuda en büyük tereddütlerden birisinin anadilde eğitim konusu olduğu görülüyor. CHP’de anadilde eğitim konusuna daha özgürlükçü yaklaşan vekillerle “anadilde öğrenim” diyerek muğlâk bir yerde duranlar arasında bir mücadele var. Hayat, belirsizlik ve bu belirsizliğin soyut laf oyunları ardında gizlenmesini kaldırmıyor. Fiilen özel okullar ve seçmeli Kürtçe dersleriyle aşılmış bir meselede, net bir tutum alamamak, Kürtlere, “siz fiili durum yaratmaya veya AKP’den minik reformlar beklemeye devam edin” demektir. 

Oysa CHP’den beklenen, anadil meselesinde ve daha makro düzeyde öneriler sunarak gündem oluşturmak ve AKP’nin fırsatçı sessizliğini köşeye sıkıştırmaktır. AB’nin Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı çekincesiz destekleyen CHP’nin, bu belgeyi çekinceler koyarak kabul edebilen AKP’ye oranla bazı avantajları da olabilir. 

Unutulmaması gereken bir husus, klasik üniter yapı ve federal yapı arasında çok sayıda ara istasyon bulunduğu ve asıl meselenin yerinden demokratik yönetimin hayata geçirilmesi olduğudur. Böylesi bir reform tüm Türkiye’ye su ve ekmek gibi lazımdır. “Türk tipi başkanlık” sevdasına yansıyan aşırı merkeziyetçi zihniyetin kırılması ancak yerele güç vermekle mümkün olabilir. 

Bu konularda net mesajlar verebilen bir parti, cumhurbaşkanlığı seçiminde sadece Kürtlerden değil, her kesimden oy isteyebilir. Siyaset, “Ben burada durayım, siz bana gelin” anlayışını kaldırmıyor artık.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89