• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 12 °C

Barış sürecinde hayat kurtaracak notlar

Fadime Özkan

Dublin’de görüştüğümüz hemen herkes, Kraliçe Elizabeth’in eski IRA komutanı McGuinness’i sarayında ağırlamasına varan barış sürecini anlatırken hep aynı şeyi vurguladı: “İki taraftan da cesur insanların attığı küçük adımlarla geldik biz bu noktaya”.

Türkiye’de çözüm süreci bir buçuk yıla yaklaştı. İki taraftan cesur insanların attığı küçük adımlar sayesinde süreç, barışın kalıcılaşacağına dair inancı ve toplumsal desteği büyüterek yürüyor. Bakmayın siz atılan adımları azımsayanlara. Yahut “demokrasi gelmeden barış olmaz, yıkın masayı” diye bık bık edenlere. 16 aydır bu ülkede hiç kimsenin bu nedenle ölmemesine paha biçilebilir mi?

Süreç yürüyor, yürüyecek. Bu ülke sorunlarını silahla değil siyasetle çözecek. Yaralarını saracak, kaybettiklerinin aziz hatırasına zinhar halel gelmeyecek. Bilakis, bir daha kimse evlat acısıyla böyle yanmayacak.

Peki. İngiltere-IRA barışını sağlayan süreçten biz nasıl bir tecrübe devşirebiliriz? DPI’in Dublin’de düzenlediği bilgilendirme toplantılarından çıkardığım şu spotlar bizim de kulağımıza küpe olabilir diye düşünüyorum:

- Barış için önce bir süreç başlatmak gerekiyor. Hemen anlaşmak gerekmiyor, önce uzun uzun konuşun.

- Köprüyü kurmak zor ama gerekli. Süreç yoksa boşluk vardır, boşluğu şiddet doldurur.

- Tarafların birbirine değil ama sürece güven duymaları şart.

- Sürecin istikrarı ve barışın inşası kesinlikle iyi, güçlü ve kararlı siyasi liderlerle mümkün.

- Sonuç almak için karşı tarafı aşağılamamak, teslim alıyormuş gibi davranmamak güvenin ve barışın tesisi için olmazsa olmazdır.

- Herkese sürece dahil olma şansı verilmeli, pratik bir katkısı olmayacak olsa bile. Bu, süreci pekiştirecek, olası muhalefeti azaltacaktır.

- Barışı destekleyen partiler kazanır, meşruiyeti ve popülaritesi artar. Barışa muhalefet eden partiler kaybeder.

- Sürecin bekası için ekonomik istikrar şart. İş dünyası sorumlu davranmalı, ortak yatırımlar yapmalı.

- Karşı taraflardan çeşitli kesimler mutlaka bir araya gelmeli ve akla gelen her konuyu konuşmalı. Siyasiler siyasilerle, güvenlik güçleri diğer silah kullananlarla, iki taraftan da yakınlarını kaybedenler ve şiddetten zarar görenler birbirleriyle, sivil toplum öyle...

- Bu konuşmalardan hemen bir şey çıkmaz ama bu “bulanıklık”tan barışın tesisinde gerekecek pek çok “ilke” ve “doğru” çıkacaktır.

- Fiziki çatışmayı sonlandırmak için fikri ve duygusal çatışmalardan korkmamak gerek. Herkesin kendi fikrini, hikayesini, hislerini anlatmasına ve ötekinin acısını, düşüncelerini, öyküsünü dinlemesine, onu mümkün olduğunca anlamasına imkan vermek çözüm için elzemdir.

- Geçmiş acıların, travmaların genç kuşaklara aktarılmasını denetleyebilmek gerekir. Geçmiş kayıpları, olayları dün olmuş gibi taze tutmak toplum sağlığına da sürece de zarar verir.

- Acılarınıza yenik düşmeyin. Geleceğin geçmiş tarafından zehirlenmesini önlemek için geçmiş kayıplar saygıyla anılmalı ve geleceğe umutla bakılmalı.

- Hayatın her alanında faaliyet gösteren sektörlerin, kurumların, sivil toplumun sürece dahil olması, görüş bildirmesi, tutum alması süreci tabana yayar.

- Sürecin zor tarafı, tarafların bir şeyler kaybettiği duygusuna kapılması. Halbuki savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz. Unutulmamalı ki, iki taraf da bunu bildiği, tecrübe ettiği için o masada.

- Barış bir süreçtir, olay değil. Bazen iyi gider, bazen kötü. Barış bisikletine bindiyseniz ve düşmek değil ilerlemek istiyorsanız daima ileriye bakacak ve pedal çevireceksiniz.

- Barışa başladıysanız savaş devam ediyormuş gibi konuşmaktan vazgeçin. İkisi bir arada olmaz.

- Ya sev ya terk et demeyin. Sevmen gerekmez yeter ki konuş ve anlaş deyin.

- Düşman kavramını unutun. Onun artık sadece muhalif olduğunu fark edin ve ihtilafa düştüğünüz konular için konuşun.

- Patron menfaatleri için çalışan medya, çatışma diliyle sansasyon yaratmaya, bu yolla tiraj/reyting kazanmaya çalışır. Çocuklarınızın kanlarından beslenen medyayı utandırın, sorumlu ve ahlaklı olmaya zorlayın.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89