• BIST 89.695
  • Altın 145,930
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 14 °C

Zaptu Rapt’tan ancak hukuksuzluk çıkar…

Reyhan Yalçındağ

Şöyle başınızı çevirip bakın; bir ülkede medya/yargı ne kadar bağımsız ise hukuk ve özgürlük o kadar güvence altındadır. Amma velakin, üzerlerine bulaşan kanın kendilerini gitgide daha saldırgan ve çılgın bir ruh haline büründürdüğü yüksek devlet temsilcileri, medya ve yargı konusunda son günlerde iyice pervasızlaşmaya başladılar. Her seferinde sebepsiz tutuklamalarla demoklesin kılıcın üzerinden eksiltilmediği gazetecilere, son söz Başbakan’dan geldi: „ye bizdensiniz; ya onlardan!“. Yani ya savaş yanlısısınız ya barış; ya her türlü hak gaspını demokratikleşme diye sunacaksınız ya da size ekmek yok!

Nitekim, tutuklu gazeteciler sıralamasında İran ve Çin’i de sollayan Türkiye’de en fazla AKP döneminde gazeteciler baskı altına alındı: etraf, yayını TV’lerden kaldırılan, işten atılan, yazılarına sansür uygulanan gazetecilerden geçilmiyor! Neredeyse işsiz ve tutuklu gazeteciler ülkesine dönüldü demek abartı sayılmaz.

Bunun birçok nedeni var tabii ki; ama en gözden kaçırılan nedenlerden birisi şu: 30 yıldır devam eden savaşa dair, Kürt olmayanların herşeyden bihaber olmalarını sağlamak ve -kitlelerin farkında olmasalar dahi- böylelikle savaş politikalarının devamının bir parçası olmalarını sağlamak! Evlerine tabutla dönen gencecik zorunlu asker ailelerinin yaşam standardı neredeyse tek tip: priketleri kırık tek katlı gecekondu evleri, yoksulluk, sefalet içinde bir yaşam. Bütün bu acılı ailelerin savaşın gerçek sorumlularını bilmelerinin ya da bilmemelerinin en önemli yolu da tabii ki medya!

Yaşamları boyunca Hakkari’de yakılan bir köye tanıklık etmemiş, gözaltında tecvüzler hakkında en ufak bir şey duymamış, yüzlerce Roboskî’yle dolu Kürt tarihi hakkında hep yanıltılmış Çankırılı, Kütahyalı, Samsunlu yoksulların çözümsüzlüğü sorgulamalarının önüne hep devlet kanalı medya sayesinde geçildi! Böylelikle bu yoksulların birleşip, „Kürt sorununu kısacık zamanda çözüm gücünüz elinizdeyken neden oğullarımız can veriyor?“ diye sormalarını da engellemeye çalışıyorlar. Tepkisini ortaya koyan annelere de aynı Başbakan, „askerlik yan gelip yatma yeri değildir“ diye bağırdığında da kendi oğulları ABD’lerde doktoralarını yapıyorlardı! Yarısının kendi tekelinde olduğu ve patronajını damatlarının yaptığı; diğer yarısının da 1990 dönemi Genelkurmay’ın yaptığı gibi Hükümet andıçlamalarıyla susturulduğu bir medya gerçekliği karşısında, muhalif ve Kürt gazetecilerin 10 Eylül’de İstanbul’da başlayacak yargılamaları da tarihi önemde! Cumhuriyet tarihi boyunca toplu halde avukatların, siyasetçilerin, kadınların, gazetecilerin, öğrencilerin, annelerin tutuklanıp yargı işkencesine tabi oldukları başka bir tarihi dönemeç de yok zaten! Bu kadar pervasız işte egemen zihniyet!

Savaş, ölüm, yoksulluk ve kan siyasetinin kokuşmuşluğu ve çözümsüzlüğü aşikar iken, şimdi de her fırsatta BDP’li milletvekillerinin doknulmazlıklarının kaldırılmasıyla ilgili bir tartışma başlatılmış durumda! „Yargıyı etkilemeye teşebbüs“ suçunun her gün Hükümet temsilcileri tarafından işlendiğine tanıklık ediyoruz. Dünyanın neresinde, bir halk, Parlamentodaki vekillerle ilgili adli sürecin başlatıldığını bir Başbakan’ın ağzından duyar? Başbakan’ın işi midir bu yoksa yargının mı? Peki hal böyleyken yürüyecek adli sürecin adil, etkili, bağımsız olduğuna nasıl inandıracaksınız bizi? Yoksa, zaten binlerce politik tutuklunun olduğu bir ortamda siyasetin de yargılamaların da bağımsız yürümeyeceğini bilmemize yetecek tecrübelerimiz de var! Ama buna Türk tarafını dahil etmek için de yeterli psikolojik harekatı da basın ve yargı eliyle yürütmektesiniz zaten!

Sorgulamayan, bilmeyen, gerçeklerin kendilerinden gizlendiği bir Türk halkı lazım bu sisteme; yoksa bağımsız medya tarafından bilgi edinme hakkını kullanabilen ve sorgulayan bir Tük halkı zaten işinize yaramaz! O nedenle de işe psikolojik yöntemlerle başlamış durumdalar. Burada en büyük görev, Türk halkının yanıltılmasının önüne geçmeyi kendisine görev edinen Türk aydınlarına, demokratlarına, basın mensuplarına düşmekte…daha fazla geç olmadan…

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89