• BIST 97.533
  • Altın 145,761
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 26 °C

Yusufname

Hamid Omeri

‘Bana bundan böyle güzel bir sabır düşer’ dedim ve duruldum. Uzun zamandır okumak istediğim ama bir türlü başlayamadığım kitaplar için bir okuma programı hazırladım. Bu arada Eylül sararmaya devam etti.

Ölümler yine kayda düştü.

Biriktiler.

Ölümlerin şekli her ne kadar değişse de, gazete manşetleri ve televizyonların son dakika gelişmeleri birilerini bir taraflara sürüklese de acı tazeliğini korumayı sürdürdü, sürdürüyor.

Roman mı öykü mü derken elime mektuplardan oluşan bir yolculuk, bir seyirname; yusufname geçti. Yusuf Tosun’un kutsal topraklara yaptığı yolculuğun güncesini içeren Aşk Postası’nı bir solukta okudum.

Yazarın ruhunun bir esere geçip geçmediği, yansıyıp yansımadığı eserin okurla kuracağı bağ açısından önemlidir. Kanımca bu ruh transferini sağlayan eserler kendini kolaylıkla okutup sevdirebiliyor. Elbette bunun kişisel hikâyelerimizle olan hukukunu es geçemem. Bir esere dair alımlamalarımızın daha ziyade bu çerçevede geliştiğini de göz ardı etmemek gerekir.

Elbette elinizdeki eser, mektuplardan oluşuyorsa ve size direkt sesleniyorsa yazar ile diyalog halindesinizdir artık. Artık aslolan yazarın ne denli size yakın durduğu veya sizin metin üzerinden yazarın yolculuğu ve gerçeği ile ne derece iletişim sağladığınızdır.

Aşk Postası’nda ‘Sevgili Dost’a hitaben yazılan her mektubu ‘zamanı gelince açılan bir kapı’ dan mülhem zamanı gelince size ulaşan ve açılan zarf gibi görüyorsunuz. Her mektup bir epigraf ile başlıyor ve özünü orada saklı tutuyor. Faulkner ile başlayan epigraf zinciri, Ali Şeriati, Mevlana, İmam Gazali, Seyyit Ebu Hasan Ali Nedvi ve Şah Veliyullah Dehlevi ile devam ediyor.

Mektubat-ı Yusuf’un özünü bir çırpıda yakalamanızı sağlayan bu yolcular ve yol işaretleri her mektubun başında size yol göstermek ve okuyacağınız mektubun şifresini vermek ister gibi duruyor. 

Klasik gerçekçi bir anlatımın yanında mistik ve büyülü bir dünya da var yazarın mektuplarında. Yolculuğun kendisi, gidilen yerler, yapılan sa’ylar, taşlar, dönüşler, şehirler ne kadar gerçekse bahsedilen ve herkesin aslında bir bakıma kendi öz hikâyesinde yakalayabileceği inişler çıkışlar de size büyülü bir dünyanın kapısını aralıyor.

Öz yaşam öyküsünden çok özel notları da paylaşan Tosun, okuruna ne denli samimi olduğunu da göstermek ister gibi. Yolculuğunu kutsal topraklara yaptığı yolculuğun notları ile sınırlı tutmayarak, mektubun önemli özelliklerinden biri olan ‘samimiyeti’ de okuyucusu ile paylaşıyor. Anadolu’dan okumaya gelen her öğrencinin aslında ne denli yaralı olduğunu da okuma imkânı buluyorsunuz bu mektuplarda. Hele bu serüven bir duvar dibi de bulmuşsa kendine kalemin kâğıda nakşettiği kuyuya düşmemek ya da o kuyunun suyundan içmemek mümkün değildir artık.

Aşk Postası, mektup taşıyan posta güvercinlerini de getirdi aklıma. Bir yolculuğun sırrına dair mektuplar olduğu içindir sanırım bende hâsıl olan bu kanaat.

Tosun, Yusuf, Aşk Postası. İstanbul:Bengisu, 2012 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89