• BIST 97.533
  • Altın 145,969
  • Dolar 3,5805
  • Euro 3,9998
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 23 °C

Yurtta savaş dünyada savaş

Ergun Babahan

Amerika'ya Obama ile görüşme umuduyla giderken senin yönetiminde olduğunu tüm dünyanın bildiği gazeteye “Gülen Hareketi, Obama, Clinton ve 200 Kongre üyesini parayla satın aldı” manşeti attırmak, içinde bulunduğu açmazın en büyük göstergesi.

Aynı Amerika'nın sen havadayken Türkiye'deki sivil ve asker görevlilerin acilen tahliyesi kararı alması ise gerilimin giderek tırmandığını işareti. Erdoğan Washington yolundayken ülkenin en etkin gazetesi New York Times'ın “Türkiye hâlâ NATO'nun bir parçası mı” tartışması başlatması, gelmekte olanın en çarpıcı işareti.

İçeride ve Suriye'de Kürtlere, demokratlara, cemaate, CHP'ye, iş dünyasına, gazetecilere, akademisyenlere savaş açmış olan AKP iktidarı, dışarıda ise yedi düvelle kavgalı görünümde. İstanbul ve Ankara'da patlayan bombalardan Putin ve Rusya'yı sorumlu tutmaktan başlayıp Belçika'yı teröristleri korumakla suçlamaya varan bir cinnet hali.

Amerika'nın Türkiye'nin NATO üyeliğini uzun zamandır tartışmaya açması, Havuz Medyası'nın Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'a hiza verme çabası ve görevden alınmakla tehdit etmesi, tam göremediğimiz perde arkası gelişmelerin bir yansıması olabilir.

Türkiye şu anda Batılı sistemin hem bir parçası, hem de düşmanı. Avrupa'nın göbeğindeki milli maçta tekbir getirerek tezahürat atan bir taraftar grubu var. Bunun Konya ve İstanbul'daki yansıması, bombalı saldırıda öldürülenlere yönelik saygı duruşunun yuhalanması olarak tezahür ediyor.

AKP, aslında Batı ve Batı'yı temsil eden her türlü değere nefret üzerinde yükseliyor. Osmanlı'nın çöküşünden miras kalan “Herkes bizi bölmek istiyor” korkusu üzerinden siyaset yapıyor. Yolsuzluk ve hukuksuzlukları nedeniyle köşeye sıkıştığından bunu yapmakta sınır tanımaz hale geliyor.

AKP'nin de ciddi katkılarıyla giderek karmaşıklaşan bölge coğrafyası, “Biz ve Onlar” üzerine kurulu Saray politikasının elini güçlendiriyor, tabanı sıkılaştırıyor.

Huffington Post'ta Nathan Gardens, bu durumu şöyle anlatıyor: “Şiddet, dışlanma veya ayaklanma gibi tehditler ne kadar büyükse, Amartya Sen'in ufuk açıcı kitabı ‘Kimlik ve Şiddet'te vurguladığı katı ve ‘dayanışmacı' kimlik o kadar güçleniyor. Yoğun tehdit veya tehdit algısı, bireylerin ve toplumların yaşamındaki diğer çoğunlukçu etkileri değersizleştiriyor ve tekçi bir boyutu varoluşçu öneme yükseltiyor.

… Güncel ve pratik siyasetin temel mantığı, akılcı bir söylem üzerine kurulu değildir, tam tersine dostlar ve düşmanlar, biz ve onlar üzerine kuruludur. Bir toplumun idamesini ve başarısını, onun parçası olmayanlar üzerinden organize etmek üzerine kuruludur. Bildiğimiz siyaset, ortak iyiliği temsil eden insanlık coğrafyasına değil, sınırları belirli bir toprağa bağlıdır.”

Gardens, Batılıların Osmanlı'dan sonra kurulan Türkiye'nin Batılı gibi olmamasından şaşkınlıklarını, onlar gibi olmaların sağlayacak bir evrim sürecinden değil de geçmişine sıkı sıkıya bağlı bir gelecek tasavvurundan kaynaklandığını vurguluyor.

Bu siyaset mantığı Türkiye'yi sadece Batı'dan ve değerlerinden uzaklaştırmıyor. Yalnızlaştırıyor, değersizleştiriyor ve itibarsızlaştırıyor. Sonuçlarını hep birlikte görüyoruz zaten.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89