• BIST 97.533
  • Altın 145,761
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 26 °C

Yoksa AKP kendi alternatifini mi yaratıyor?

Ruşen Çakır

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın yargı bağımsızlığına vurgu yapan konuşması epey yankı yaptı ve iktidar partisinin de tepkisini çekti. Açıkçası Kılıç’ın konuşmasını hayli geç kalmış, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki engellerle kıyaslandığında hayli zayıf buldum ancak ülkede etkili bir muhalefet olmayınca bu tür eleştiri ve uyarılar hak ettiklerinden fazla değer kazanabiliyor. Tabii burada medyadaki güçlü Haşim Kılıç lobisinin etkisini de yabana atmamak lazım.

Kılıç’ın çıkışını anlamlı kılan onun siyasi iktidara yakın bir isim olması, öyle bilinmesidir. Bu nedenle onun çıkışını, AKP’nin iktidara gelmesinden kısa bir süre sonra dile getirilmeye başlanan “AKP’nin alternatifi ancak AKP içinden çıkar” tespitiyle birlikte değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Daha önce Abdüllatif Şener’in bunu denemesi ama kısa süre içinde başarısız olduğunun anlaşılmasıyla bu tespit de sorgulanır oldu. Ancak ben hatanın tespitte değil Şener’de olduğu kanısındayım, özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaşmasıyla birlikte AKP içinde çok ciddi çekişmeler yaşanabileceğini düşünüyorum.

Fakat Haşim Kılıç’ın bu manada etkili olabileceğini sanmam. Hele Nazlı Ilıcak’ın ortaya attığı gibi Kılıç’ın cumhurbaşkanlığına talip olması bana pek muhtemel gelmiyor. Çünkü ilk kez halk tarafından seçilecek olan bir sonraki cumhurbaşkanının siyasi profilinin yüksek olması daha akla yatkın. Kılıç bu noktada “demokrat” kimliğine güvenebilir ki bunun da Kürt sorunu söz konusu olduğunda pek geçerli olmadığını, Kürt partilerinin kalemlerini kolaylıkla kırmış olması nedeniyle biliyoruz. Dolayısıyla Kılıç’ın son çıkışını cumhurbaşkanlığı seçimleri değil de son MİT krizi, yani AKP-Gülen cemaati ilişkisi bağlamında okumaya çalışmak bana daha az spekülatif olurmuş gibi geliyor.

Gül uyarmayı sürdürüyor

Buna karşılık Cumhurbaşkanı Gül’ün her vesileyle, hükümete yönelik ince ayar eleştiri ve uyarıları tekrarlamasını daha fazla önemsemek gerekir. Gül dün Harp Akademileri’nde yaptığı, Arap Baharı değerlendirmesini merkezine oturttuğu konuşmasında “gelişmiş bir demokrasinin sadece seçimler sonrasında çoğunluğun iradesinin icraata yansıması olmadığının” altını çizdi. “Adaletin gecikmeden tecelli etmesi”ne vurgu yaptı. İfade, basın ve örgütlenme özgürlüğü ile farklılıklara hoşgörüyle yaklaşmaya özellikle dikkat çekti.

Özellikle son seçimlerden sonra ülkemizin demokrasi, hukuk devleti ve temel hak ve özgürlükler noktasında yaşanan gerilemeler akılda tutulduğunda Gül’ün söylediklerinin hafif kaldığı ortada. Ancak kuruluş ve gelişmesinde epey emeği olan AKP’nin oylarıyla bir dönem daha Çankaya’da kalma hakkı elinden alınan Gül, eğer siyasetten tamamıyla kopmayı düşünmüyorsa bugün söylediklerinin tümünü, bir sonraki döneme yönelik yatırımlar olarak görmemiz gerekir.

Tam da bu noktada Gül’ün, eğer parti siyasetine devam edecekse bunun tek yerinin AKP olacağını kabul etmek, diğer bir deyişle yeni parti hazırlığı içinde olduğu gibi senaryolara itibar etmemek gerekir. Dolayısıyla Gül’ün AKP’ye alternatif bir parti değil, AKP’nin bugünkü söylem ve duruşuna alternatif bir söylemin peşinde olduğunu düşünmek daha mantıklı olacaktır.

Cemaatin açıklaması

Dün, bu yazıda ele aldığımız konularla doğrudan ilgili önemli bir gelişme oldu: Fethullah Gülen cemaatinin en önde gelen kurumlarından Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı “Gündeme Dair Önemli Açıklamalar” başlığıyla, MİT kriziyle birlikte Cemaat hakkında yapılan yorumlar değerlendirildi; sorulan sorulara cevap verildi. Yıllardır Cemaat’i yakından izleyen biri olarak, Gülen’in avukatları aracılığıyla veya doğrudan yaptığı açıklamalara çok tanık olmuştum ama Cemaat adına bu tür bir açıklamayla ilk kez karşılaşıyorum.

Gülen hareketi, son dönemde yükselen eleştiri ve suçlamaların ülke içinde ve dışında imajına ciddi zarar verdiğini düşünüyor olmalı ki böyle bir ilke başvurdu. Dolayısıyla bu açıklamayı, Cemaat’e yönelik şeffaflaşma çağrılarına olumlu cevap verileceğinin bir ilk adımı olarak görebiliriz. Bu bakımdan olumlu bir gelişme. Fakat yapılan açıklamalardan tatmin olduğumu söyleyemem. Eleştiri, itiraz ve diğer yorumlarımı yarınki yazımda kapsamlı bir şekilde yapmayı düşünüyorum.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89