• BIST 83.048
  • Altın 147,273
  • Dolar 3,7683
  • Euro 4,0468
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara -11 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -2 °C

Yerel yönetimlere özerklik anahtar

Lale Kemal

Görev alanına terörle mücadele de giren, dolayısıyla Öcalan ile devletin gerçekleştirmekte olduğu görüşmelerin detaylarına en hâkim birkaç isim arasında bulunan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, dün yaptığı açıklamada, bu süreci “Çok iyi bir rüzgâr. Kimse karşısında duramaz” diye tanımlayıp, barış umutlarını arttıran mesajlar vermeye devam etti.

Kamuoyuna umut verici mesajlar göndermek şüphesiz ki mutluluk katsayısını arttıran önemli bir faktör yeter ki uygulamada bu mesajlar hayat bulsun. Atalay, temel hedeflerinin de PKK’ya silahları bıraktırmak olduğunu yineliyor. Burada soru işareti, tehlikelerle dolu gerçek barışın yolunu açacak olan örgüte silahların bıraktırılmasının sürekli kılınması nasıl sağlanacak ve siyasi irade buna karşılık ne tür cesur adımlar atabilecek.

Geçenlerde, İmralı ile yapılan görüşmelerde önemli ilerleme kaydedildiğini ancak bu içeriği her neyse varılan uzlaşı noktalarının, barışın acı reçete içerdiğini kavrayamamış kimi kamuoyuna nasıl anlatılacağı üzerine hükümetin strateji belirlemeye çalıştığını yazmıştım. Gerek Adalet Bakanı Ergin, gerek BDP, gerekse PKK’nın Avrupa kanadı ile temaslarda bulunan Batılı diplomatların aktardıklarına göre, Öcalan, silahların bırakılmasında önemli ilk adımlar olarak gördüğü bazı taleplerinde daha yumuşak bir üslup kullanmış. Öcalan, anadilde eğitimin anayasaya girmesinin şart olmadığı yasal düzenlemelerle bu sorunun aşılacağı ve demokratik özerklik yerine Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın (ki bu noktada Türkiye’nin bu şarta koyduğu çekinceleri kaldırması gerekiyor) yeterli olacağını söylemiş.

Adına ister özerklik densin ister yerinden yönetimin sağlanması densin, bu ademimerkeziyetçilik yani merkezde toplanan yetkilerin bir bölümünün yerel yönetimlere devri kavramı, temelinde, Türkiye’deki mevcut, vatandaşı devletin hizmetkârı kılan anti-demokratik anlayışı tersyüz eden bir yönetim biçimi.

Bölücülük yaftası darbecilerin icadı

Türkiye’de bir kesimin, bölücülük diye yaftalayıp, ademimerkeziyetçilik anlayışının uygulamaya konmasına karşı çıkmasının temelinde statükocu zihniyetin derin izleri bulunur. Bu zihniyet, halen sivil siyasete karşı darbeleri çözüm olarak gören demokrasiden nasibini almamış bir düşünce dünyasına sahiptir.

Oysaki, ademimerkeziyetçilik, genel hatlarıyla vatandaşın belediye başkanını, valisini seçebileceği, verdiği vergilerin hesabını rahatlıkla sorabileceği, en basitinden, sürekli kırıldığı için üzerinde düşme tehlikesi geçirdiğimiz bozuk kaldırımların, sık sık birilerini zengin etmek için yeniden yapımını önleyebileceğimiz katılımcı bir sistem. Bu sistemde, gerçek sorumluluğa sahip yerel yönetimler yoluyla etkin ve vatandaş odaklı yönetim biçimi mümkün olacak.

Sezer taş koymuştu

Aslında AK Parti hükümeti, darbecilerin, sözde seçilmiş sivil muhafızlarına dikte ettirdiği anayasalara bağlı olarak şekillenen kamu yönetimi teşkilatını, yerinden yönetimi sağlayacak şekilde değiştiren tasarıyı, ilk iktidara gelişinden kısa süre sonra hazırlamıştı. Merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasındaki görev, yetki ve sorumlulukları yeniden belirleyen 5227 sayılı “Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yasa Tasarısı,” Meclis’in, 2004 yılında onaylamasıyla kanunlaşmıştı. Ne var ki, aynı yıl dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından kısmen veto edilmiş ve sonrasında rafa kaldırılmıştı. Sezer, bu yasayı, derin güçlerin etkisinde kalıp, Kürtlere özerklik verilecek diye kısmen veto etmişti.

2004 sonrası yıllarda darbe komplolarıyla yüzleşmek zorunda kalan hükümet, bu yasayı da artık bir daha gündeme getirmemişti. MHP’nin yine bölücülük yaftası yapıştırdığı ve geçen yıl aralık ayında 13 ilin büyükşehir olmasına ilişkin Meclis’ten geçen yasa, kısmen yerel yönetimlerin güçlendirilmesini amaçlasa da yerinden yönetim ilkesi şartlarını tam olarak karşılamıyor. Şimdi yapılması gereken, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki çekinceleri kaldırmak.

Derin güç odaklarının ve onların destekçilerinin “Öcü,” gibi sunduğu ademimerkeziyetçilik, tam tersine, Türkiye’nin genelinde Türk demokrasisini gerçek anlamda güçlendirecek bir model. Bütün mesele, devleti, vergileriyle ayakta tutan vatandaşın hizmetkârı hâline getirecek bu yönetim modelinin uygulamaya konması cesaretinin gösterilip gösterilmeyeceği. Bu model, Kürt sorununun çözümünde de anahtar unsur olarak karşımızda duruyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89