• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 23 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 15 °C

Yeniden doğum…

Ali Bayramoğlu

Fransa'da Türkiye sezonu alabildiğine devam ediyor, kimi Fransızları şaşırtan bir ilgi görerek devam ediyor.

Türkiye'ye ilişkin açık oturumlar, Türk sanatçılarının açtığı sergiler, sinema haftaları sadece Paris'te değil, Fransa'nın taşrasında kendi başına bir hadise oluşturuyor.

Fransa hükümeti ve birçok Fransız açısından Avrupa Birliği'nde görülmek istenmeyen Türkiye'ye

İlişkin bu tutum Türkiye'nin bir anlamda merak merkezi olmasına da yol açmış durumda, Fransızların dünyasında isteseler de istemeseler de Türkiye diye bir mesele var artık…

Paris'te bir üniversite, Descartes üniversitesi büyük amfisinin bir haftasını Türkiye ayırmış, çeşitli Türk konuşmacılar kendi uzmanlık konularında ülkelerinden söz ediyorlar.

Bunlardan birisi de bendim bu hafta.

Açıkçası halka açık bu toplantıda 1000 kişilik salonun her türden, her yaştan Fransız tarafından hınca hınç doldurulması, bir saatlik konferansın soluksuz dinlenmesi ve olumlu bir tepkiyle bitmesi beni sadece konuşmacı olarak memnun etmedi.

Ülkem adına sevindim…

Türkiye kamuoyu kendisini adım adım, kâh çatışarak kâh uzlaşarak büyük Avrupa kamuoyunun parçası hissederken, Avrupalılar açısından kendi kamuoylarının doğal bir parçası olarak görülmeye başladığını hissetmek önemli…

Alınan yol açısından önemli…

Avrupa'dan gelen rüzgârla değişen sadece Türkiye değil.

Bizden esen rüzgârla Avrupalı, örneğin Fransız da istemese de, reddetse de farklı düşünmeye zorlanıyor, farklı sorular sormak zorunda kalıyor…

Türkiye gerek ağırlık, gerek önem, gerek imaj açısından hızlı yol alırken bilmek gerekir ki bu yol alışı mümkün kılan, tercih edilen “demokratik pist”tir.

Çok değil bundan 4-5 yıl önce Türkiye'yle ilgili sorularda, “asker”, “terör”, “otoriter uygulamalar” gibi sorunlar, velhasıl tıkanıklıklar önde gelir, temelde yaklaşım eleştiri merkezli olurdu.

Bugün ise kulak verilen yaşadığımız değişim, bu değişimin öyküsü, dinamikleri oluyor.

Bunda elbet global dalgaların da etkisi var, farklı değer sistemlerinin hemen her yerde görünür olup, iç içe geçmesinin payı var.

Ancak demokratikleşen Türkiye, dahası toplum eliyle değişen, kendisini sorgulayan Türkiye farklı bir anlam içeriyor.

Fark edilen şu aslında:

Siyasi irade ideolojik kökünü, eğimlerini devreye sokmaksızın temel evrensel prensipler etrafında yol alabiliyor. Dahası toplum siyaseti olanca ağırlığıyla kuşatıp ona yol alması için meşru zemin hazırlayabiliyor ve yönlendiriyor.

Fark edilen demokrasinin kalitesiyle ilgili bu gelişmedir.

Ve bunu Türkiye tüm aktörleriyle, tüm sektörleriyle üretebiliyor olmasıdır.

Nitekim Türkiye-Ermenistan yakınlaşması, imzalanan protokoller özellikle Fransız gazetecilerin dikkat kesildiği bir durum.

Neden, nasıl, Türkiye'nin hedefi ne” gibi kuşku dolu sorular yerini adım adım anlama çabasına bırakıyor.

Malum konferans öncesi ve sonrası kâh meslektaş olarak kâh röportaj veren biri olarak Fransız gazetecileriyle yaptığım sohbetler, Fransa'ya sık gelmeme, bu ülkeyi yakından tanımama rağmen beni bu kez farklı biçimde etkiledi.

Tanımı tek cümleyle yapalım: Demokratik ve barışçıl istikamette hamle üstünlüğü…

Türkiye'nin Ermenistan'a doğru attığı, devamının geleceğini umduğumuz adımın, sadece bizim açımızdan değil, yaşadığımız bölge ve dönem açısından sembolik bir anlamının olduğu görmek gerekir…

Bu tür dev adımlar, toplumun ürettiği, mümkün kıldığı çözümler, Kürt sorununda aydınların, sivil toplum örgütlerinin attığı adımlar, basının aldığı sivil ve sorgulayıcı tavırlar, oluşan barış beklentisi, askercil seslerin kulak tırmalar hale gelmesi, Ermeni sempozyumları, imza kampanyaları, demokrasi açısından ne tür işlev görüyor, bunu bir süre sonra biz de, yanı başımızdakiler de daha iyi anlayacak…

Toplum yürüyor, siyasetçi bunu yönetiyor.

Bu, bir devrin başlaması, bir toplumun adım adım yeniden doğmaya çalışmasıdır…

Parazitlere kulak asmayın…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89