• BIST 83.059
  • Altın 146,576
  • Dolar 3,7547
  • Euro 4,0354
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin -1 °C

Yeni yol haritası

Abdülkadir Selvi

12 Eylül 2010 referandumundan önceki birinci HSYK krizi Türkiye'ye yüzde 58'i ve kısmi bir Anayasa değişikliğini hediye etmişti.

İkinci HSYK krizinin de mini bir Anayasa değişikliğini kazandırması yönünde işaretler oluştu.

'Siyasette 24 saat uzun bir süredir' sözünün, siyasetin ruhuna ne kadar uygun olduğunu gösteren gelişmeleri yaşıyoruz.

Daha 2 gün önce Adalet komisyonunda, birbirine uçan tekme atan iktidar ve muhalefetin HSYK başta olmak üzere mini bir Anayasa paketi için uzlaşmaya varmaları söz konusu.

Sizi yazının sonuna kadar yormayım.

Bakmayın öyle Adalet komisyonundaki uçan tekmeli kavgalara Cuma günüden bu yana ikinci HSYK krizini aşmak için bir arka kapı diplomasisi yürüyor.

Cumhurbaşkanı Gül bir takım temaslar ve çağrılar sonucunda liderlerle görüştü. Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in bir takım temasları ve Başbakan'ın bilgisi dahilinde AK Parti yöneticilerinin görüşmeleri oldu.

Bu çabalar bir noktada olgunlaştı ve ortaya iki ayaklı bir yol haritası çıktı.

1-Birinci öncelik Anayasa değişikliği verilecek. CHP ve BDP'nin de katkısıyla yapılacak anayasa değişikliği AK Parti'nin öncelikli tercihi.

2-Anayasa değişikliği başarılı olamazsa, Adalet komisyonunda görüşülen HSYK ile ilgili kanun teklifi önergelerle olgunlaştırılarak çıkarılacak.

Bu arada Anayasa değişikliği sadece HSYK ile ilgili maddelerle sınırlı olmayacak. Anayasa uzlaşma komisyonunda üzerinde uzlaşmaya varılan paket yeniden canlandırılacağı gibi, yine o paket üzerinde çalışılarak içinde HSYK düzenlemesinin de olacağı mini Anayasa paketi çıkarılacak. Bu sırada Adalet komisyonundaki kanun teklifi üzerindeki çalışmalar tamamlansa dahi, Meclis Genel Kurulu'na indirilmeyecek.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı ile görüşmelerinde Anayasa değişikliğine destek vereceklerini bildirmişler. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan'ı davet ederek 1 saat süren bir görüşme yaptı. Görüşmeden memnun ayrılan Başbakan, kurmaylarına Anayasa değişikliğinin öncelikli olarak çıkarılması yönünde talimat verdi. Dün de Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli muhalefeti ziyaret ederek, gereken adım atıldı.

Burada en önemli fırsat CHP yine en önemli sorun CHP.

Daha doğrusu Anayasa değişikliğine evet diyen CHP hangi CHP? Çünkü CHP tek parti değil. CHP söz konusu olunca ikinci ciddi sorun ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ne zaman, 'U dönüşü' yapacağı endişesi.

Bunun sayısız örneği var. Ancak pişmiş aşa su katma adına bunu uzatmak istemiyorum ama dikkat çekmeden de geçemedim.

Dün Meclis kulisinde bir yanda oluşturulan yeni yol haritasının izini sürerken diğer yandan da Başbakan'ın konuşmasına kulak verdim.

Çünkü AK Parti Grubu 17 Aralık darbesinden sonra ilk kez toplandı ve Başbakan milletvekilleri huzurunda bu konuda ilk kez konuştu.

Önce Başbakan'ın gelişi ve grup salonuna girişi sırasındaki izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Her zamanki gibi güveni yerinde bir lider olarak girdi AK parti Grubuna ve kürsüde o özgüvenle konuştu. Bunun milletvekilleri üzerindeki etkisi önemli.

Demirel, yasaklı yılların ardından çıktığı kürsüde, 'Siyaset bir iddia ve inanç işidir. Siz birbirinize güvenin ki vatandaş da size güvensin' derdi.

Başbakan'ın 17 Aralık sürecinin arkasındaki yapılanmaya ilişkin sözleri gülle gibiydi.

'Tabi şimdi tarihimizi inceliyoruz. Bunu gördük. Büyük Selçuklu döneminde yaşadık. Gözü dönmüş bir gizli örgütün devleti nasıl esir almaya çalıştığını, işbirliğine gittiğini, asırlar önceden millet olarak yaşadık' dedi.

Böylece romanlara konu olan Alamut Kalesi, Haşhaşileri, Nizam-ı Mülkü ile Hasan Sabbah asırlar öncesinden gelip gündemimize girmiş oldu.

Başbakan'ın bu çıkışı Gülen hareketini hop oturtup hop kaldırmış olmalı ki apar topar basın toplantısı düzenlediler.

Bence o toplantının ilginç olan yanı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Temsilcileri'nin Fethullah Gülen Hocaefendiye ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarını reddetmemeleriydi.

Bu tür yöntemlerle insanların mahremlerine girilmesini doğru bulmuyorum. Ama bu benim yayınlanan konuşma hakkında iki çift laf etmeme engel olmamalı.

Cumhurbaşkanı Gül'e yazdığı Sulhnamede, 'Bürokrasideki kıyımların' durdurulmasını istemişti.

Ses kayıtlarında ise Başbakan'ın can düşmanı Koç Grubuna Rafineri veren, gruba ait bankayı kurtarmak için kağıt üzerinde para girişi yapılmasını öneren, 2001'de benzer bir işlem yapıldığını itiraf eden, BDDK'da kendilerinden habersiz kuş uçmadığını ifade eden bir iktidar sahibi gördüm.

Önceden Ankara'da başbakanlar bir elleriyle banka kredilerini, diğer elleriyle yatırım teşviklerini dağıtıyor, yandaşlarını ihya edip, rakiplerini tasfiye ediyordu.

Şimdiye kadar benim kafamda bir hocaefendi imajı vardı. Dünden itibaren bir Holding patronu ya da iktidar sahibi bir Başbakanla karşılaştım. Hem de Başkenti Türkiye olmayan bir başbakan.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89