• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 15 °C

Yeni yılın siyasi haritası

Kurtuluş Tayiz

Gezi olayları, 17-25 Aralık operasyonu gibi bir yılda iki büyük siyasal deprem yaşadık. Yeni yıla girerken artçı sarsıntıların devam etmesi bekleniyor. Yeni fay hatlarının harekete geçmesi de ihtimal dahilinde. Bu sosyal-siyasal çalkantılar bazı siyasal güçleri birbirine yaklaştırırken, bazı yapıları da birbirinden uzaklaştırdı. Kara haritamız değişmedi ancak son birkaç ayda siyasal haritada radikal değişimler yaşandı.

Son yıllarda siyasal sistemin önemli bir aktörü konumuna gelen Cemaat’in, iktidar partisiyle arası ciddi ölçüde açıldı. Bu değişim o kadar hızlı yaşandı ki Cemaat, bir anda, AK Parti’nin amansız düşmanı ulusalcı-Ergenekoncu cepheyle adeta yer değiştirdi. Açık-örtülü bütün güçleriyle Cemaat, hükümete karşı ön cephede savaşırken, Kemalist-ulusalcı cephe de yanında saf tutmuş durumda.

Tasfiye edilen askeri vesayet sisteminin yerini Cemaat’in kurduğu Emniyet-Yargı merkezli yeni vesayet sisteminin aldığı görülüyor.

Eskiden askeri vesayete dayanan CHP’nin temsil ettiği ulusalcı cephe, bu kez yeni vesayet güçlerine dayanarak etkili olmaya çalışıyor.

“Ulusol” ve “solcu” olarak tabir edilen solcu gruplar ile “Alperenler” olarak tabir edilen sınırlı bir sağcı grup, Cemaat ve ulusalcıların başını çektiği ittifakın dümen suyuna göre hareket ediyor. Siyasal olarak ağırlığı bulunmayan bu grupların sokakta ciddi bir “özgül” ağırlığı var. Bu yüzden vazgeçilmez konumdalar.

Cemaat’in başını çektiği ulusalcı cephe, Emniyet ve Yargı üzerinden bir yandan ekonomik istikrarı bozarak siyasal alanı sıkıştırmaya çalışıyor. Diğer yandan da sokağı hareketlendirerek kaos ve istikrarsızlık üretmeye yönelik operasyonlar geliştiriyor.

Bu ittifakın medyadaki yansıması da önemli. Ulusalcı gazete, TV’ler ile Cemaat ve Doğan grubuna ait internet sitesi, gazete ve televizyonları ortak/paralel yayın yapıyor.

AK Parti iktidarının ise bürokrasideki gücü sınırlı. Devlete hakim olmasa bile önemli kurumlar üzerinde kontrolünü sürdürüyor. Hükümetin temel dayanak noktası hâlâ seçmen kitlesi; yani millet!

Başbakan Erdoğan’ın Gezi olayları sırasında ve son olarak 17-25 Aralık darbe girişiminde halka gitmesi, iktidarın en büyük güç kaynağının bürokrasi ve devlet değil, millet olduğunu gösteriyor. Cemaat ve ulusalcı cephe ittifakı, bürokrasi üzerinden darbe peşinde koşarken; Erdoğan, millete giderek bu krizden çıkış yolu arıyor.

Bu savaşta arada durduğu gözlenen Kürt hareketi ise iki taraf arasında aslında kendisini hükümete daha yakın buluyor. Yakın geçmişte Kürt siyasetine karşı dağda ve ovada yürütülen operasyonların arkasında Cemaat’in olduğunu az-çok biliyorlardı. Bu süreç onları tamamıyla netleştirdi. Çözüm sürecine yönelik provokasyonların Cemaat’ten geldiğini düşünüyorlar. Hükümete yönelik darbe girişiminin asıl nedeninin çözüm süreci ve dolayısıyla kendileri olduğundan kuşku duymuyorlar. Yine de hükümete yakın gözükmek istemiyorlar. Kürt hareketi, yaklaşan seçimlerin de etkisiyle AK Parti’ye yakın durmaktan kaçınsa bile, savaşan iki taraf arasında hükümete daha yakın olmayı tercih etmek zorunda kalacak. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, geçtiğimiz günlerde kendisiyle görüşen bir yakını aracılığıyla “Devletle yürütülen görüşmelerin bugüne kadar hiç olmadığı kadar iyi gittiği” yönündeki sözleri, Kürt siyasetine verilen önemli bir mesajdı.

Öcalan, Kürt hareketinin tarafını aslında çoktan belirledi. Her iki taraf da bunun farkında.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89