• BIST 103.929
  • Altın 148,575
  • Dolar 3,5497
  • Euro 4,1792
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 17 °C

Yeni Kürt stratejisi: Devlet U dönüşü mü yapıyor

Özlem Albayrak

Her ne kadar bazı bakanlar "böyle bir stratejiden haberlerinin olmadığını" söylemiş olsa da, hükümetin terörle mücadelede yeni bir strateji belirlediği ve bu stratejinin Kürt meselesinde geriye dönüş olup olmadığı konuşuluyor günlerdir...

Manzara öncekilerin aynı, medya kabak gibi ortadan ikiye bölünmüş durumda ve siyasal iktidarın bu yeni yönelimini eleştirenlerin "hükümet düşmanı", aksi görüş beyan edenlerin de "yandaş" ilan ve tabir edildiği bir bölünme bu... Böylesi bir ortamda sağlıklı bir eleştiri yapmak zor olsa da, olsun diyelim ve görevimiz bu olduğuna göre biz "işimize" bakalım.

Sözkonusu politikaya göre, Oslo sürecinin aksine yeni dönemde hükümet, Kandil ve İmralı yerine BDP'yi muhatap alacakmış. Terörle sonuna kadar mücadele edecek ve yeni strateji uyarınca Barzani'yle yakın temasta bulunacak olan hükümet, O'na bir arabululuculuk pozisyonu atfediyormuş.

Bu durum, müzakerenin azalacağı, mücadelenin çoğalacağı ve PKK sorununun hallinde uluslararası dengelerin sahne alacağına delalet ediyor ki, zaten medyanın bir kesiminden yükselen itiraz seslerinin sebebi de bu... Çünkü hükümetin karşısında "müzakere" olanağını mümkün kılacak ölçüde baskın ve bağımsız bir siyasi iradenin varolduğuna kimse inanmıyor. Kimse Kürt meselesinin KCK/PKK/İmralı sacayağı dışında çözüleceğine ihtimal vermiyor. Bunun nedenine geleceğim.

Ancak öncelikle şunu ifade etmek isterim: Bendeniz hükümetin yeni kürt stratejisine değil, hükümetin yeni Kürt stratejisine şaşıranlara şaşırıyorum. Ve "Ne bekliyordunuz?" diye sormak isterim...

Nitekim Oslo görüşmelerinden beklenen randımanın alınmadığı; ilk etapta o masadaki taraflar birbirlerine uzlaşma sağlandı görüntüsü vermiş olsalar bile, PKK'nın masadan kalkar kalkmaz eski tasıyla birlikte eski hamamına geri döndüğü aşikardı... Bu tespite burun kıvıracaklara da, Oslo sürecinden bu güne yaşanan PKK eylemlerini hatırlatmak isterim.

PKK'nın çok yakın zamana kadar yaptığı eylemleri uzun uzun sayıp dökmeye bile lüzum yok üstelik, sivillerin de zarar göreceği gün gibi ortada olmasına rağmen Kandil'den gelen "Newroz'u kana bulayın" emri, ardından Cudi'den gelen şehit haberleri, PKK'nın niyetinin değişmediğinin, uzlaşmaya kolay kolay da yanaşmayacağının apaçık göstergesiydi... Nitekim şiddet, PKK'nin varoluşsal dalıydı. O dalın elinden gitmesi, o örgüt için yokolmak demekti.

Üstelik hükümet Oslo görüşmeleri nedeniyle büyük siyasi risk almıştı. O görüşmeleri basına sızdıranlar, -Türkiye toplumu terörden bu kadar bıkmamış ve barış getirme ihtimali olan her fikre sıcak bakmamış olsaydı-, hükümeti kamuoyu nezdinde alaşağı etmeye bile yetebilecek derecede ciddi bir amaç hedeflemişti.

Hükümetin 'terörle mücadele, siyasetle müzakere' başlığı altında –ki bu başlık da yeni değil, anlaşıldığı kadarıyla sadece oran değişecek- güvenlik politikalarına yükleneceğini öngörmek çok da zor değildi yani. Ancak bundan böyle İmralı ya da Kandil yerine, BDP'nin muhatap alınması meselesi de, en az Kürt meselesi kadar karışık...

Çünkü BDP'nin meşru siyasetin legal bir aktörü gibi değil, ipleri Kandil tarafından gevşetilip/sıkılan bir kukla gibi davrandığını, kendilerine yönelen her barış önerisine "ben bilmem beyim bilir" tarzıyla İmralı adresini gösterdiğini söylemek yanlış mı? Değil.

Taraf Gazetesi, önceki gün (25/03/2012) sözkonusu haberi "Erdoğan'ın BDP'yi 'PKK'nın maşası' olmakla suçladığı bir ortamda bu strateji nasıl hayata geçecek" diye sormuş gerçi ama, 'maşa' ifadesini kullanmaktan imtina ederek koyalım: BDP-AK Parti geriliminde AK Parti'nin de kusur ve kabahatleri var elbette ama, o haber gerçek değil mi yani? BDP'nin politikalarının başka mahfiller tarafından belirlendiğini, BDP'li vekiller bizzat kendi ağızlarıyla telaffuz/itiraf etmiyor mu?

Doğrusunu söylemek gerekirse, şu durumda hükümet üyelerinin yerinde olmak istemem, çünkü Meclis'teki legal siyasete yönelme kararı, ne Kandil'in ne de İmralı'nın bu sorunun çözümüne yönelik kıllarını kıpırdatmadığının delilidir. Hükümetin Oslo'da teröristlerle masaya oturarak aldığı riskin binde birini almamış örgüt temsilcilerinin yan çizdiğinin resmidir. Ve terör meselesini çözmek bugün her zamanki kadar zordur.

BDP'ye gelince, PKK ve İmralı'yla sıfır münasebette olmalarını kimse beklemiyor elbette ama, keşke inisiyatif, risk ve biraz da sorumluluk alıp, ellerini taşın altına koysalar diye düşünmeden edemiyorum. Ve yeni stratejinin geriye gidiş filan olduğunu düşünmüyorum: BDP için ciddi bir şans olma ihtimali vardır, ama anladığım kadarıyla siyasi irade için son çaredir. Dileyelim de, hayırlı olsun.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89