• BIST 109.666
  • Altın 156,625
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 2 °C

Yeni iç düşman

Mücahit Bilici-

İlginç bir dönemden geçiyoruz. Aptallığın naifçe ve rastgele rastlanan bir şey olmayıp, kullanışlılık gereği zekice ekilip biçilen bir politik zahire hâline geldiği bir dönemdeyiz. Yolsuzluk iddiaları karşısında dökülen bir iktidar, çareyi siyasetin kadim kutuplaştırma tekniğinde bulmuş. Partinin siyasi muhalifi olan Gülen Cemaati “iç düşman” ilan edilmiş bulunuyor. Neden hem iç hem de dış düşman sayılmıyor sorusu lüzumsuzdur: Çünkü bütün iç düşmanlar dış düşmanların uzantısı olmak zorundadır. Zira iç düşmanın düşmanlığının belki de olmadığı için görünmeyen kaynağı, var sayılmalı ve aynı zamanda denetim dışında kalmalı. Bunun için kaynağın “dış”arıya taşınması zarurettendir. Dış düşman dışarıda olduğu için tahkik edilemez. İç düşman, ancak dış düşmana nispet edilerek muteber bir düşman yapılabilir. Dış düşmanın insaniyeti gözlerden ırak olduğu için gönülden de ıraktır. Lanetlenmesi kolaydır. Ama iç düşmanın insaniyeti göz önünde olduğu için vicdanı rahatsız eder. Onun için aldatılmışlık, alet olmuşluk gibi ithamlar gözle görünen mevcutinsaniyet ile gözle görünmeyen mevhumihanet arasındaki gerilimi gidermek için seferber edilir.

Düşmanın en büyük faydası meydandakileri dostluğa zorlamasıdır. Yani “düşman” öyledir ki insanları karşı tarafında düşman olan bu tarafı dost görmeye mecbur bırakır. Araçsallaştırsa da insanın fıtri reflekslerini inceleyen bir bilim dalı olarak propaganda, kendisine müracaat edenlere şu tavsiyeyi yapar: Dünyayı hayır ve şer ikiliğine indirgeyin. Yani mevcut tarafların bu iki seçenekten birine düşmesi kaçınılmaz hâle gelsin. Sonra yapmanız gereken şey, düşman seçileni şer ile özdeşleştirmek üzere suçlamaktır. Bu suçlama tekrar üstüne tekrar ile yapılmalı ki aklı delip kalbe girsin. Tekrar ve zikir sözü bir meleke hâline getirir, aklı bypass eder ve kanaati kalbe indirir. Sizin kim olduğunuzun hiçbir önemi yoktur. Karşınızdakinin düşman olması ve tarafların siz ve karşınızdakinden ibaret hâle gelmesi yeterlidir.

Her insan aklı bir insafla iyiyi ve hayrı arar. Ancak bu seçimini kendini içinde bulduğu ortamın şartlarına göre yapar. Hayır ve şer şıklarıyla ak ve kara hâline gelmiş bir dünyada seçilecek iki taraf varsa ve bu taraflardan biri şer ise tercih bellidir: Kara’dan ak’a kaçmak. Bunun için de isminizin ak olması gerekmez. Tarafınızın ismi ak ise de ‘bu sadece bir tevafuk’ olmalıdır. Propagandanın bir gücü de tevazuudur. Çıkıp ben hayrı temsil ediyorum denmez. Vicdanlar tevazu iddiasının bir kibir ifadesi olduğunu hissedip ikrah eder. (“Tevazua niyet onu ifsad eder”). Propaganda ilmi, def’-i mefasidi, celb-i menafiye tercih ilkesine göre hareket eder. Şerden kaçan nazarlar sığınacak kale arar. Sonu size çıkan tünele girerler. Size sığınan sizi hayır olarak görmeye mecburdur. Bu hâliyle propaganda insanın şer karşısındaki paniğini istismar eder.

Evet, Cemaat iyi bir dayağı hakediyordu. Hatta bu kadar insanın nefreti Cemaat için bir ceza olarak yeter. Ama Cemaat’i gözden düşürmek için bu kadar sığ yalan ve kullanışlı iftiraya bütün toplumu maruz bırakmak biraz ayıp olmuyor mu? Siyaset için istismar edilen Bediüzzaman, “Bir hayat için yalana tenezzül etmeyiz” derdi. Şimdi bir iktidar için nice yalan ve iftiralara tenezzül ediliyor.

Kabataşolayını “bir fasık haber getirse...” zırhı ile dinî dokunulmazlık altına alanlar, acaba kendilerini (getireni fasık olmayan) başka kötü haberlere karşı nasıl koruyacaklar? Kullanışlı bir abartı-kurgu olduğu besbelli bir iddiayı, cerhedilmesine müsaade etmeyerek, kullanıp Gezi’deki muhalif insanları töhmet altında bırakmanın İslamiyet ile ilgisi yoktur. Yolsuzluk iddia-haberini itibarsızlaştırmak için sana siyaseten düşman kesilmiş olan dindar kardeşini, sana değil dine düşman bir vatan haini gösterip tekfir etmenin neresi insanca ve İslam’ca? Haberi itibarsız kılmak için haberi getireni fasık, kâfir yapmaya değer mi?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89