• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 12 °C

Yeni dünya eski zihniyetle kurulamaz!

Ömer Ağın

PKK Lideri Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmelerin haberi kamuoyuna duyurulduktan hemen sonra Paris’in merkezinde üç Kürt kadın hunharca katledildi. Bu siyasi cinayetin üzerindeki sis perdesi kalkmış değildir ve kalkacağa da benzemiyor. Bu cinayetle ilgili ağzı olan herkes konuştu, konuşuyor. Fransız yetkililer ise soruşturmayla ilgili uzun süre açıklama yapmaktan kaçındılar. AKP’li yetkililer ve Türk medyası ise daha Fransız yetkililer soruşturmaya dahi başlamadan önce bu cinayeti ‘örgüt içi infaz’ diyerek mühürlediler. AKP çevrelerinin halen bu tür açıklamaları yapmaya devam ettiğine kamuoyu tanıktır. Son olarak M. Ali Şahin’in yaptığı açıklamalar bir perçin görevini görmüştür.

Göründüğü kadarıyla bu cinayet; klasik anlamda gözdağı vermek için işlenmiş bir cinayet değildir. Doğrudan rejimin geleceğiyle ilgili, devletin yeniden yapılanmasına ve demokratik bir sürece girmesinden kaygı duyanların işine yaramış bir cinayet olmuştur. Emperyal devletler ve bölgede statükoyu savunanlar bu oyunun içindedirler; çünkü Kürt sorunun çözülmesi sıradan bir demokratikleşme sağlamakla kalmayacaktır, Ortadoğu’nun bütün taşlarını yerinden oynatacaktır. Halkların eşitliğinin ve demokratik birliğinin yolunu açacaktır, Kürtleri tarihleriyle, değerleriyle yeniden buluşturacaktır. En önemlisi gizli suç örgütleri olan ulus devletlerinin cinayetlerini ortaya çıkarmada yardımcı olacak ve yerelliklerin inisiyatif alacağı demokratik yapıların oluşmasına katkı yapacaktır. Görüldüğü gibi Kürt sorununun çözülmesi sıradan bir eşitlik, demokrasi ve özgürlük getirmesinin ötesinde Türkiye’de ve bölgede demokratik değişiklere yardımcı olacak bir rejim değişikliği de içermektedir.

Bu tespite dayanarak, Paris’te işlenen cinayet cumhuriyettin ilanından bu güne kadar işlenmiş iki önemli siyasi cinayetten biridir diyebiliriz. Karadeniz’de öldürülen Mustafa Suphi ile arkadaşlarının ve Paris’te katil edilen Sakine Cansız ile arkadaşlarının cinayetini benzer kılan iki önemli benzerlikten söz edilebilir. Bilindiği gibi 1920’lerde hem coğrafik olarak hem de sosyo-politik olarak dünya yeniden yapılanmaya başlamıştı. Bu yapılanmanın odak noktalarından biri de Ortadoğu’ydu. TKP yöneticileri Bakü’den Ankara’ya gelerek siyasete “yasal” yoldan katılmak ve demokratik bir devletin oluşum sürecine katkıda bulunmak için yola çıkmışlardı. Ancak yolculukları Karadeniz’in karanlık sularında son buldu. Hunharca katledildiler. Tetikçiler bulundu ama cinayeti işleyenler karanlıklarda kayboldular. Cinayeti kimlerin işlediği halen beli olmasa bile, amacının TKP’nin yönetici kadrosunu yok edip partiyi dağıtmak olduğu net olarak anlaşılmıştır. O cinayetten sonra Türkiye Sosyalist Hareketi yakaladığı siyasi hastalıktan bir türlü kurtulamadı...

Bugün de 1920’lere benzer bir politik süreç yaşanıyor. Bu süreç çok yönlü aktörlerle ve keskin virajlarla yol almaya başladı. ABD, bölgeye yaptığı hiçbir silahlı müdahalelerden sonuç alamadı. Türkiye ise alt emperyal hesaplar peşinde, olaylar sanki yeniden 1920’lere işaret ediyor. Kürtler ise koşulları gereği, Kürt sorununun çözümünün demokratik ve barışçı bir yolda olduğuna inanıyorlar. Eşitlik ve barış istemelerinin sebebi burada yatmaktadır. Süreci karmaşık hale getiren en önemli neden bölgenin yeniden yapılanmaya başlamasıdır. 1920’lerden farklı olan temel durum ise Kürtlerin bilinçli ve örgütlü bir güç olarak tarih sahnesinde olmalarıdır. Yayılmacı göçlerin bölgedeki zayıf halkasını bu reel durum oluşturmaktadır. Kürtler, hem bölgeyi demokratikleştirecek programlarıyla hem de örgütlü bir güç ile mücadelelerine devam etmektedir. Kürt halkı küçük bir olaydan bile ders çıkaracak olgunluğa ve deneyime sahiptir.

Kısacası dünyanın durumu ortadadır, Türkiye’nin nerede ve kimlerle birlikte olduğu bellidir. Kürtler, Türkiye’nin kaderinin belirlenmesinde barışçı ve demokratik yollarla rol almak, Kürt ve Türk halkının eşit ve demokratik birliğine katkı vermek istemektedir. Çatışma, ölmekte olan ile olgunluk dönemine girmiş yeni bir güç arasında sürüyor. Kürt Özgürlük Hareketi’nin liderlerinin öldürülmesinin de nedeni budur.

Huylunun, huyundan kolayca vazgeçmeyeceğini biliyoruz, ama şu da bilinmelidir ki; 1920’ye benzer bir politik olay olsa da aktörler değişiktir. Cılız, ülkeden kopuk, Türkiye’nin koşularının bilinmediği dönemdeki sol hareketine benzer bir durum yoktur. Tam tersine, ortada, mücadeleyle deneyim kazanıp güçlenen, faka basmayan bir Kürt Özgürlük Hareketi vardır. En önemlisi de bu hareketin arkasında duran iradeli ve kararlı bir halk vardır. Artık köprünün altından çok sular akmıştır ve Kürt halkı çökertilemez.

Sonuç olarak, barışı cellatlarınızdan beklememelisiniz. Barış için, yöntemden çok zihniyet değişikliğine ihtiyaç vardır. Türk siyasetçileri, demokratları, bilim adamları, yazarları, gazetecileri; Türkiye’nin geleceği sizlerin vereceği karardan geçecektir. Tarihi bir fırsat doğmuştur. Unutmayalım; Kürt sorununun çözümsüz kalması en çok Türk halkına zarar verecektir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89